Ara

Bu bölümde sistem içerisindeki makaleler arasında arama yapabilirsiniz.

Dergi Kimliği

Online ISSN (İngilizce)
1305-3124

Basılı ISSN (Türkçe)
1300-5251

Online ISSN (Türkçe)
1305-3132

Kuruluş
1993

Editör
Cihat Şen

Yardımcı Editörler
Murat Yayla, Oluş Api, Resul Arısoy

Komplet mol hidatiform olgusunda eklampsi ve HELLP sendromu

Lütfi Çamlı, Dilek Aytekin, İsmail Keskin, Selçuk Kukul, Ferit Soylu

Künye

Komplet mol hidatiform olgusunda eklampsi ve HELLP sendromu. Perinatoloji Dergisi 1998;6(1):47-48

Yazar Bilgileri

Lütfi Çamlı,
Dilek Aytekin,
İsmail Keskin,
Selçuk Kukul,
Ferit Soylu

  1. İzmir Atatürk Eğitim Hastanesi II. Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği İzmir TR
Yayın Geçmişi

Yayınlanma Tarihi: 15 Haziran 1998

Çıkar Çakışması

Çıkar çakışması bulunmadığı belirtilmiştir.

Amaç
Onaltı haftalık komplet mol olgusunda HELLP sendromu ve eklampsi saptanmıştır. Literatürde mol hidatiform ve eklampsi birlikteliği konusunda az sayıda yayın olmasına karşın HELLP sendromu ile birlikteliği konusunda hiçbir yayına rastlanmamıştır.
Olgular
Olgumuz F. U. 22 yaşında G2P1. Son menstruel tarihine göre 15 haftalık gebe olan olgu son 10 gündür kahverengi akıntıları nedeniyle polikliniğimize başvurdu.
Sonuç
Bildirilen eklampsili mol hidatiform vakalarının çoğu yetersiz izlendiği için prognozları konusunda kesin bilgiler yoktur
 
Anahtar Kelimeler

Giriş
Mol hidatifor molgularının %10-12'sinde preeklampis geliştiği bilinmektedir. Özellikle 20. Gebelik haftasından önce preeklampsi saptanması durumunda mol hidatiform akla getirilmelidir. Buna karşın mol hidatriform olgularında eklampsi son derece nadir olup HELLP sendromu ile birlikteliği konusunda ise literatürde hiçbir yayına rastlanmamıştır. Biz bu sunumuzda eklamptik kriz geçiren bir mol hidatiform olgusunda saptadığımız HELLP sendromunu yayınlıyoruz.
Olgular
 Öz ve soygeçmişte özellik bulunamadı.Fizik bakıda: Bilinç açık ve koopere, TA: 150/100 mmHg, Nabız: 95/dk Atefl: 37.2°C saptandı.Obstetrik bakıda: Uterus fundusu umblikus düzeyinde olmasına karşın fetal kalp sesleri duyulamadı. Ekstremitelerde (++) ödem saptandı.Ultrasonografik incelemede uterus kavitesi içerisinde 18x12 cm büyüklüğünde solid ve kistik alanlar içeren heterojen kitle izlendi. Fetal görüntüye rastlanmadı (Resim 1). Olguya Mol Hidatiform tanısı konuldu. β-CG > 150000 miU/lt olarak bulundu.
Diğer laboratuar testleri:
Hb: 8.7 gr/dl B.K.: 8100/mm3 Plt: 38.000/mm3 AKfi: %97 gr/dl BUN: 49 mg/dl Krea: 0.6 mg/dl SGOT: 89 u/lt ALT% 47 U/lt LDH: 2103/lt T. Bil.: 3.01 mg/dl D. Bil.: 0.39 mg/dl T. Prot.: 5.2 gr/dl Alb.: 2.5 gr/dl
Tam idrar tetkikinde protein (++) olarak saptandı. Periferik yaymada: Anizositoz, poiklositoz, Burrcelle ve tekli trombositler izlendi. Formül lökosit normaldi. Retikülosit boyasında retikülositoz saptandı.
Olguya semptom ve bulguları ışığında mol hidotifrom ve HELLP sendromu tanısı konuldu. Vakum küretaj öncesi trombosit süspansiyonu hazırlatılırken ani başlayan bilinç bulanıklığı takiben tonik ve klonik konvülzif atak gelişti. Hastaya MgSO4 ile antikonvülzif tedaviye başlandı. TA: 1806120 mmHg olan hastaya Dokzazosin 2 mg/gün uygulandı. Bilgisayarlı beyin tomografisi ve göz dibinde patolojik bulguya rastlanmadı. İki ünite trombosit süspansiyonu infüzyonundan sonra vakum küretajı yapıldı.Küretajdan elde edilen pembe gri vizeküller patolojik incelemeye gönderildi. Vakum küretaj sonrası 24 saat MgSO4 tedavisine devam edildi. Küretajı takiben 2. Günde klinik ve laboratuar olarak düzeldi. Patolojik incelemede mol hidatiform tanısı doğrulandı.Küretajı takiben 7 gün sonra β HCG 12.765 IU/ml olarak saptanan olgu taburcu eldi. Halen izlenen hastada patolojik bir bulgu saptanmamıştır.
Tartışma
Mol hidatiformlu olgularda %10-12 preeklampsi gelişmesine rağmen eklampsi çok nadirdir. Yaklaşık 130 yıllık literatür taramasında sadece 58 eklamptik mol hidatiform olgusuna rastlandı (1).
Etiyopatogenezle ilgili olarak değişik görüşler ortaya atıldı. Page, molar gebeliğin süresinin preeklampsi gelişme riski ile ilgili olduğunu ileri sürde (2). Daha sonraları Acosta-Sison mol hidatiformlu olgularda uterin fnudus seviyesini normotensiflerde %l6 hipertansiflerde %100 umbilikus düzeyi ve üzerinde buldu (3). Bundan dolayı mol hidatiformlu olgularda preeklampsi gelişiminde amenore süresinden çok tümör volümünün önemli olduğunu ileri sürdü. Bizim olgumuzda da uterin fundus yükseldiği umblikus düzeyinde bulundu. Eklampsi gelişen mol hidatiform olgularıyla ilgili yapılan bir çalışmada morun boşaltılması sırasında ortalama amenore süresi 16.5 ± 3-9 hafta olarak hesaplandı [4].
Olguların üçte ikisinde uterus beklenenden 4 hafta veya daha fazla büyük bulundu. Olgumuzda amenore süresi 16 hafta olmasına karşın uterin fundal seviye 20-22 haftalık büyüklükte saptandı. Bu durum trofoblastik dokunun büyüme hızı veya volüme bağlı eklampsi gelişimini vurgulamamaktadır. Aynı çalışmada olguların sadece %37'sinin nullipar olması preeklampsi-eklampsi açısından ilginç bir durumdur. Literatürde bildirilen eklampsi geçiren mol hidatiform olgularının 10 tanesinde fetüs saptanmasına karşın sadece bir olguda fetüs viabilite kazanmıştı (5). Kalan 48 olgu komplet mol hidatiform olarak belirlendi.
Yeterli laboratuar olanaklarının bulunmaması nedeniyle literatürde bildirilen 58 olgunun çoğunda tam bir laboratuar değerlendirme yapılamamıştır. Sadece bir yazıda trombositopeniden (<100.000/mm3) bahsedilmiştir (4). HELLP sendromu hemoliz yüksek karaciğer enzimleri, trombositopeni ile karakterize ve preeklamptik gebelerin %4-12'sinde rastlanan bir send-romdur. Etiyolojisi tam açıklanamayan bu sendromun tanısı için gerekli laboratuar bulguları şunlardır:
1. Hemoliz: Anormal periferik yayma
Total bilirubin: > 1.
2 mg/dl Laktik dehidrogenaz: > 600 U/L
2. Yüksek karaciğer fonksiyon testleri: SGOT: ; 70 U/L, LDH: > 600 U/L
3. Trombositopeni: Trombosit sayısı: <100.000/mm3
Olgumuzdaki laboratuar bulguları HELLP sendromu ile uyumludur. Literatür taramamızda mol hidatiform ile birlikte HELLP sendromu olgusuna rastlamadık. Bu açıdan olgu sunumuz ilk mol hidatiform ve HELLP sendromu birlikteliği bildirişidir. Mol hidatifor-mun boşaltılmasını takiben olgumuzda klinik ve laboratuar olarak hızlı bir iyileşme görülmüştür. Literatürde bildirilen tüm olguların yaklaşık 1/3'ünde mol hi-datiformun boşaltılmasından sonra da eklampsi krizi gözlenmişse de olgumuzda böyle bir durumla karşılaşılmamıştır.
Sonuç
Bildirilen eklampsili mol hidatiform vakalarının çoğu yetersiz izlendiği için prognozları konusunda kesin bilgiler yoktur. Ancak bu olgularda persist mol hidatiform riskinin yüksek olduğu ileri sürülmüştür (4). Bizim olgumuzda persistans yönünden bulguya rastlanmamıştır.

 
Kaynaklar

1.Slattery M. A, Khang T. Y. Dawkins R. R., Pridmore B. R, Hague W. M: Eclampsia in association with partial molar pregnancy and congenital abnormalitesi. Am. J.Obstet. Gynecol. 169: 1625-7, 1993.
2.Page E, W: The relation between hydatid moles, relative ischemia of the gravid uterus and the placental origin of eclamsia. Am J. obstet. Gynecol 37: 291-4, 1939.
3.Acosta Sison H: The relationship of hydatidiform mole to preeclampsia and eclampsia. A study of 85 cases. Am. J. obstet. Gynecol 71: 1279-81, 1956.
4.Newman R. B, Eddy G, L: Association of eclampsia and hydatidiform mole: Case report and review of the literatüre obstet. Gynecol Survey, 43: 185-90, 1988.
5.Sicuranze B. J. and tisdall L. H: Hydatidiform mole and eclampsia with coexisiting living fetus in the second trimetr of pregnancy. Am. J. Obstet Gynecol 126: 513-6, 1976
Dosya / Açıklama
Resim 1
Mol Hidatiform + HELLP Sendromu olgusunun pelvik ultrasonografisi