Ara

Bu bölümde sistem içerisindeki makaleler arasında arama yapabilirsiniz.

Dergi Kimliği

Online ISSN (İngilizce)
1305-3124

Basılı ISSN (Türkçe)
1300-5251

Online ISSN (Türkçe)
1305-3132

Kuruluş
1993

Editör
Cihat Şen

Yardımcı Editörler
Murat Yayla, Oluş Api

Erken ve geç gebelik terminasyonu olgularının değerlendirilmesi

Serdar Kaya, Ferdi Vaizoğlu, Sezin Yakut Uzuner, Havva Serap Toru, Mehmet Şimşek, Selahattin Kumru

Künye

Erken ve geç gebelik terminasyonu olgularının değerlendirilmesi. Perinatoloji Dergisi 2020;28(2):- DOI: 10.2399/prn.20.0282007

Yazar Bilgileri

Serdar Kaya1,
Ferdi Vaizoğlu2,
Sezin Yakut Uzuner3,
Havva Serap Toru4,
Mehmet Şimşek5,
Selahattin Kumru5

  1. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Perinatoloji İstanbul TR
  2. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji İstanbul TR
  3. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Antalya TR
  4. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Antalya TR
  5. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Perinatoloji Antalya TR
Yazışma Adresi

Serdar Kaya, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Perinatoloji İstanbul TR, kayaserdar75@hotmail.com

Yayın Geçmişi

Gönderilme Tarihi: 15 Mayıs 2020

Kabul Edilme Tarihi: 04 Haziran 2020

Erken Baskı Tarihi: 04 Haziran 2020

Çıkar Çakışması

Çıkar çakışması bulunmadığı belirtilmiştir.

Amaç
Kliniğimizde gebelik terminasyonu uygulanan olguların incelenerek erken ve geç gebelik terminasyonu olgularının özelliklerinin araştırılması amaçlandı.
Yöntem
Ocak 2017 ve Aralık 2019 arasında tekil gebeliği olan ve fetal endikasyonlara bağlı gebelik terminasyonu uygulanan tüm gebeler çalışmaya dahil edildi.
Bulgular
Çalışmaya 263’ü erken gebelik terminasyonu (Grup 1) ve 78’i geç gebelik terminasyonu (Grup 2) olmak üzere 341 olgu dahil edildi. Grupların demografik özellikleri arasında fark izlenmedi. 341 olgunun 273’ünde (% 80.1) ultrasonografik yapısal anomali saptanırken, 68 (% 19.9) olguda yapısal anomali izlenmedi. Yapısal anomali izlenen olguların 200’ünde (% 73) izole sistem anomalisi izlenirken 73 olguda (% 26,7) çoklu sistem anomalisi izlendi. Olguların %68’ine karyotip analizi uygulandı  ve bunların  %52.6’sında kromozomal anomali saptandı. Karyotip analiz sonucu normal olan olgular arasında  çoğunluğu talasemi olmak üzere 22 olguda tek gen hastalığı saptandı. Geç terminasyon olgularında yapısal anomali (% 91’e karşı % 76.8) sıklığı anlamlı olarak yüksek saptanırken benzer şekilde izole kardiyovasküler anomali (% 37.5’e karşı % 13.8) sıklığı da geç terminasyon olgularında anlamlı yüksekti. Terminasyon sonrası olguların % 16,7’sine otopsi uygulandı ve bunların %86’sında prenatal ultrasonografik bulgularla uyum izlenirken % 22.4 olguda otopside ek bulgu saptandı.
Sonuç
Kliniğimizde uygulanan geç gebelik terminasyonları erken gebelik terminasyonları ile kıyaslandığında daha az olmakla birlikte ekokardiyografinin dahil edildiği ultrasonografik anomali taramasının tüm gebelere uygulanması ve aynı zamanda anöploidi taraması gibi erken gebelik haftalarındaki tarama programlarının tüm gebeler için kolay ulaşılabilir kılınması geç gebelik terminasyonu olgularının daha da azalmasını sağlayarak maternal sağlığın korunmasına katkı sağlayabilir.
Anahtar Kelimeler

gebelik terminasyonu, prenatal tarama, fetal yapısal anomali

Giriş
Fetal malformasyonlar fetal tıbbın önemli bir konusu haline gelmiş ve perinatal ölümlerin önemli nedenlerinden biri olmuştur [1]. Fetal malformasyona bağlı gebelik terminasyonu insidansı 10.000 canlı doğumda 5.2 olarak bildirilmiştir ve sıklığı artış göstermektedir [2]. Gebeliğin  ikinci trimesterinde uygulanan  ultrasonografik anomali taramasının yaygınlaşması ile prenatal dönemde fetal anomalilerin saptanma oranı artmıştır [3]. İlk trimesterde ultrasonografik, biyokimyasal ve genetik tetkiklerin tarama programlarına eklenmesi ve buna ek olarak ultrason cihaz ve ekipmanlarındaki teknolojik gelişmeler sayesinde  birçok fetal anomaliye (yapısal, genetik, kromozomal) erken gebelik haftalarında tanı konulması olanaklı hale gelmiştir. Böylece erken gebelik haftalarında gerekli olgularda gebelik terminasyonu uygulanarak maternal sağlığın korunmasına katkıda bulunulmuştur [4-6].
Gebelik terminasyonu ile ilgili haklar yasalar çerçevesinde çizilmiş olup ülkeler arası farklılıklar gösterir. Ülkemizde (2827 sayılı kanun, 1983) gebeliğin ilk 10 haftasında isteğe bağlı gebelik terminasyonuna izin verilirken 10 hafta üzeri gebeliklerde ancak annenin hayatını tehlikeye sokacak durumlar ve fetus için tedavisi mümkün olmayan ölümcül hastalık mevcudiyeti ve ağır maluliyet durumu söz konusu olduğunda gebelik haftası sınırlaması olmaksızın gebeliğin sonlandırılmasına olanak sağlar.
Bu çalışmamızda hastanemiz perinatoloji kliniğinde uygulanan gebelik terminasyonu olgularının kayıtları değerlendirildi. Gebelik terminasyonu endikasyonlarının yanı sıra erken ve geç gebelik terminasyonu olgularının özellikleri incelenerek fetal yapısal, kromozomal ve genetik anomalilerin prenatal dönemde erken tanısıyla ilgili farkındalığın artırılması amaçlandı.
Yöntem
Bu çalışmada Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Perinatoloji Kliniğinde Ocak 2017-Aralık 2019 tarihleri arasında tıbbi nedenli gebelik terminasyonu uygulanan toplam 341 olgu retrospektif olarak değerlendirildi. Çalışmanın etik kurul onayı 70904504/544 karar numarası ile Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulundan alındı. Fetal ultrasonografik incelemelerin tümü maternal-fetal tıp uzmanları tarafından Toshiba Applio 500 (Toshiba Medical Systems, Co., Ltd., Otawara, Japan) ultrasonografi cihazı ile gerçekleştirildi. Yapılan fetal ultrasonografik incelemede anomali saptanan veya prenatal anöploidi tarama testlerinde yüksek risk grubunda olan tüm olgulara karyotip analizi seçeneği sunuldu. Olguların klinik değerlendirmeleri tamamlandıktan sonra  aile perinatoloji, tıbbi genetik, çocuk cerrahisi ve ilgili pediatri yan dal uzmanından oluşan kurul tarafından olası fetal ve postnatal prognoz hakkında bilgilendirildi. Letal anomali ve postnatal ağır maluliyet beklentisi olan anomali varlığında ayrıntılı bilgilendirme ve aile onamı sonrası gebelik terminasyonu uygulandı. Maternal endikasyonlar nedeni ile uygulanan terminasyonlar ve çoğul gebelikler çalışmaya dahil edilmedi.
Çalışmaya dahil edilen olgular gebelik terminasyonun gerçekleştirildiği gebelik haftasına göre iki gruba ayrıldı. Gebeliğin 23. haftasından önce terminasyon uygulanan hastalar Grup 1’e (erken terminasyon) dahil edilirken, 23. hafta ve sonrasında terminasyon uygulanan hastalar Grup 2’ye (geç terminasyon) dahil edildi. Geç terminasyon olgularının tümüne terminasyon öncesinde ultrasonografi eşliğinde intrakardiyak potasyum klorür ile fetosit işlemi uygulandı. Tüm olgulara terminasyon sonrası otopsi seçeneği sunuldu.
Verilerin istatistiksel analizinde SPSS paket programı versiyon 23 (Statistical Package for the Social Sciences, Chicago, IL, ABD) kullanıldı. Tanımlayıcı istatistikler ortalama ± standart sapma, medyan (minimum-maksimum) ve sayı (yüzde) olarak verildi. Sürekli değişkenlerin normal dağılımları Kolmogorov-Smirnov testi ile sınandı. Normal dağılıma uymayan sayısal değişkenler Mann -Whitney U testi ile karşılaştırıldı. Gruplar arasında kategorik değişkenler ki-kare testi veya Fischer exact testi ile karşılaştırıldı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi 0.05 olarak belirlendi.
Bulgular
Çalışmaya dahil edilen 341 olgunun 263’ünde (% 77.1) erken gebelik terminasyonu uygulanırken 78 olguda (% 22.9) geç gebelik terminasyonu uygulandı. Olguların ortalama maternal yaşı 31.1 iken terminasyon esnasında ortalama gebelik haftası 18.6 idi. Gruplar arasında maternal yaş, gravida, parite ve abort sayıları açısından anlamlı fark saptanmadı (p > 0.05). Olguların demografik özellikleri Tablo-1’de gösterilmiştir.
Çalışmaya dahil edilen 341 olgunun 273’ünde (% 80.1) ultrasonografik incelemede yapısal anomali saptanırken 68 olguda (% 19.9) yapısal anomali saptanmadı. Erken terminasyon uygulanan olgularda yapısal anomali sıklığı % 76.8 iken geç terminasyon olgularının % 91’inde sonografik olarak yapısal anomali saptandı (p = 0.006). Ultrasonografide yapısal anomali saptanan 273 olgunun 200’ünde (% 73.3) izole sistem anomalisi mevcut iken 73 olguda (% 26.7) çoklu sistem anomalisi mevcuttu. Erken terminasyon olgularının % 75.2’sinde izole sistem anomalisi saptanırken geç terminasyon olgularının % 67.6’da izole sistem anomalisi saptandı (p > 0.05). İzole anomalilerinin sistemlere göre dağılımı incelendiğinde izole kardiyovasküler sistem anomalisi sıklığı erken terminasyon olgularına (% 13.8) göre geç terminasyon olgularında (% 37.5) anlamlı olarak daha yüksekti (< 0.001). Olgularda saptanan yapısal anomalilerin sistemlere göre dağılımı Tablo-2’de gösterilmiştir.
Toplam 341 olgunun 232’sine (% 68) karyotip analizi uygulandı. Karyotip analizi yapılan olguların 122’sinde (% 52.6) kromozom anomalisi saptandı. Karyotip sonucu normal olan 110 olgunun 22’sinde ise tek gen hastalığı saptandı ve bunların da % 72.7’sini talasemi oluşturmaktaydı. Olguların karyotip analizi sonuçları Tablo-3’de özetlenmiştir.
Terminasyon sonrası 57 olguda (% 16.7) otopsi uygulandı. Bu olguların 49’unda (% 86) otopsi bulguları ultrason bulguları ile kısmı veya tam uyum gösterdiği saptanırken 8 olguda (% 14) bulgular arasında uyumsuzluk vardı. Otopsi ve prenatal bulguları uyumlu olan olguların 11’inde (% 22.4) otopside ek bulgu saptandı.
Tartışma
Konjenital anomaliler infant ölümlerinin önemli nedenidir ve infantların % 2’si konjenital anomaliye sahiptir [4]. Ultrasonografik fetal anomali taraması konjenital anomalilerin prenatal tanısı için önemli bir araç olmuştur ve konjenital anomalilerin çoğunluğunun prenatal olarak saptanmasını mümkün kılmıştır. Rutin ultrasonografik taramanın major anomaliler için  duyarlılığı % 74 iken minör anomaliler için % 46 olarak bildirilmiştir [7]. Ultrasonografinin fetal anomali saptanma oranı anomalinin sayısına, yapısına ve etkilenen organ sistemine bağlı olarak değişkenlik gösterir [4,8,9]. Ultrasonografinin duyarlılığı merkezi sinir sistemi (MSS) majör anomalilerinde % 83 ve üriner sistem majör anomalilerinde % 85 gibi yüksek değerlere sahipken kardiyovasküler sistem (KVS) anomalileri için bu değer  % 38.8’dir [7]. Erken gebelik haftalarında tüm gebelerde kromozomal anomali riskinin belirlenmesi amacıyla ultrasonografinin ve tarama testlerinin yaygın kullanılmasına ek olarak cihazlardaki teknolojik gelişmelerin de katkısıyla fetal anatominin daha detaylı incelenmesine olanak sağlanmış ve aynı zamanda kromozomal anomalilerin erken tanısında ilerleme kaydedilmiştir [10]. Gebelik terminasyonunun, tamamlanan her gebelik haftası sonunda komplikasyonlarındaki artış ve maternal emosyonel durum için getirdiği ek yük göz önüne alındığında olabildiğince erken gebelik haftalarında uygulanması maternal sağlık için önem arz eder [11-13].
Vaknin ve arkadaşları gebelik terminasyonu uyguladıkları 462 olguda (328 erken gebelik terminasyonu ve 134 geç gebelik terminasyonu) fetal yapısal anomali varlığını geç terminasyon grubunda anlamlı yüksek bulurken (% 62’ye karşı % 54) erken terminasyon grubunda fetal kromozomal ve genetik hastalıkları anlamlı yüksek (% 40’a karşı % 29) bulmuştur [14]. Geç terminasyon uygulanan 144 olguyu içeren diğer bir çalışmada fetal yapısal anomali oranı % 63 olarak saptanmış ve geç terminasyon grubundaki en sık endikasyon olarak bildirilmiştir [15].
Benzer şekilde çalışmamızda terminasyon uygulanan  341 olgunun % 80.1’inde ultrasonografik olarak yapısal anomali saptanırken % 19.9’unda bulguya rastlanmadı. Yapısal anomali saptanmayan olgular çoğunlukla yüksek riskli anöploidi tarama testleri veya ailesel genetik hastalık öyküsü nedeniyle invaziv tanısal testler uygulanan ve erken gebelik haftalarında terminasyona giden ve dolayısıyla optimum ultrasonografik anomali taraması uygulanamayan hastalardan oluşmaktaydı. Bu bağlamda yapısal anomali varlığı açısından erken terminasyon uygulanan olgular ile geç terminasyon uygulanan olgular karşılaştırıldığında optimum ultrasonografik anomali taramasının yapıldığı  geç terminasyon olgularında yapısal anomali varlığının anlamlı yüksek olduğu saptandı (% 76.8’e karşı % 91).
Aynı merkezde yapılan çalışmalarda Çorbacıoğlu ve ark. [16] 498 terminasyon olgusunda MSS anomalisini (% 52 ) en sık olarak saptarken ve  çoklu sistem anomalisi oranını % 10 olarak bildirirken, Aslan ve ark. [17]  % 58 ile MSS anomalisini en sık anomali olarak saptamış ve  çoklu sistem anomalisini % 8.4 olarak bildirmiştir. Yine aynı merkezde Tayyar ve ark. [18] geç terminasyon uygulanan olgularda MSS anomalisini % 45 ile en sık anomali olarak saptamış ve çoklu sistem anomali oranını % 8 olarak bildirmiştir. Çalışmamızda yapısal anomalilerin %73.3’ünü izole anomaliler oluştururken %26.7’sini çoklu sistem anomalisi oluşturmaktaydı. MSS anomalisi (% 45) en sık izole sistem anomalisi olurken KVS anomalisi (% 19.5) diğer sık görülen izole anomali idi. Çoklu sistem anomalileri dikkate alındığında MSS ve KVS en sık iştirak eden sistemler olarak saptandı. Bizim çalışmamızda çoklu sistem anomalilerinin oranının literatüre göre yüksek çıkması kromozom anomalilerinde ortaya çıkan çoklu anomalilerin de verilere dahil edilmesine bağlanabilir.
Çalışmamızda erken terminasyon ile geç terminasyon uygulanan olgular karşılaştırıldığında MSS anomalilerinin her iki grupta da en sık anomali olarak izlendiği ve bunu KVS anomalilerinin takip ettiği görülmektedir. Ancak KVS anomalilerinin geç terminasyon uygulanan olgularda anlamlı yüksek olduğu izlendi. Bu da literatür ile uyumlu olarak kardiyak anomalilerin ultrasonografik tanısının daha geç haftalarda ortaya konmasına bağlanabilir [19].
Literatürde terminasyon uygulanan olgulardaki kromozomal hastalık oranlarını Vaknin ve ark. [14] erken terminasyonlar için % 35, geç terminasyonlar için % 26 olarak bildirirken Tayyar ve ark. [18] geç terminasyonlar için % 19 olarak bildirmiştir. Çorbacıoğlu ve ark. [16] 2002-2006 yılları ile 2007-2010 yılları arasında terminasyon uygulanan olgulardaki kromozomal hastalık oranlarını karşılaştırdıklarında 2007-2010 yılları arasında anlamlı yükseklik olduğunu saptamışlar ve bunu anöploidi tarama testlerinin daha yaygın kullanımına bağlamışlardır.
Çalışmamızdaki olguların % 68’inde karyotip analizi uygulanırken karyotip analizi yapılan olguların % 52.6’sında kromozomal anomali saptandı ve terminasyon uygulanan 341 olgunun % 35.8’ini kromozomal hastalıklar oluşturmaktaydı. Çalışmamızda saptanan kromozomal anomalilerin dağılımı literatür ile uyumlu idi ve en sık trizomi 21 izlendi [14,16,20]. Karyotipi normal olan olguların önemli bir kısmını ise özellikle talasemi nedenli tek gen hastalıkları oluşturmaktaydı ve tek gen hastalıkları tüm terminasyonların % 6.5’inden sorumluydu. Çalışmamızda tek gen hastalıklarına bağlı terminasyon oranı literatüre göre daha yüksek terminasyon nedeni olarak saptandı [14,16]. Bu farkın çalışmaya dahil edilen  hastaların Akdeniz Bölgesinde yer almasına ve bu bölgedeki talasemi insidansının yüksekliğine bağlı olduğu düşünüldü. Erken terminasyon uygulanan olgularda geç terminasyon uygulanan olgularla kıyaslandığında literatür ile uyumlu olarak [14,17] kromozomal anomali oranı yüksek saptandı (% 37.6’e karşı % 29.5) ancak fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Bu fark erken gebelik terminasyonu olgularının anöploidi tarama testleri sonucunda uygulanan kromozomal anomalilere bağlı terminasyonları kapsaması ve bu sürecin daha erken gebelik haftalarında sonuçlandırılabilmesine bağlı gözükmektedir.
Çalışmamıza dahil edilen 341 olgunun otopsi oranı %16.7 olup oldukça düşüktür. Literatürde de 21. yüzyılda hem yetişkin hem de pediatrik ve fetal otopsi sayısında belirgin düşüş saptanmıştır [21]. Bu düşüşte karmaşık yöntemlerin artması etkin olmakla birlikte klinik hekimlerinin ve patologların tutumunun da etkilediği düşünülmektedir. Bizim kurumumuzda da pediatrik otopsilerde son üç yılda %50’den fazla keskin bir düşüş dikkat çekmektedir. Olgularımızda % 86 oranında otopsi bulguları ultrason bulguları ile kısmi veya tam uyum gösterdiği saptanırken, % 14 oranında arasında uyumsuzluk vardır. Kısmi uyumsuzlukların da olduğu göz önünde bulundurulursa eşlik eden anomalilerin tespitinde otopsi sayısının düşmesi ciddi bir veri kaybına neden olmaktadır. Bu konuda klinik ve patoloji hekimlerinin otopsinin önemi konusunda sadece hekimler arasında değil ailelerde de farkındalık oluşturulması gerekmektedir. Otopsi oranının artışı hasta takibini ve yönetimini değiştirebilecek önemli bir veri elde edilmesini sağlayabilir.
Terminasyon sonrası otopsi oranlarının azlığı, geç terminasyon grubundaki vaka sayılarının azlığı ve aynı zamanda çalışmanın retrospektif dizaynı çalışmamızın kısıtlıklıkları arasında sayılabilir. Olguların karyotip analiz oranının yüksekliği çalışmamızın üstün yönü olarak düşünülebilir.
Sonuç
Fetal anomalilerin prenatal tanısı bu konuda tecrübeli merkezlerin ve personelin artması, ultrasonografik anomali taraması ve anöploidi tarama testlerinin tüm gebelerde rutin hale getirilmesi ve bunlara ek olarak ilerleyen teknolojinin, hücre dışı DNA gibi yeni tarama testlerinin programa dahil edilmesiyle daha erken gebelik haftalarında ve daha yüksek doğrulukla konabilecektir. Sonuç olarak erken prenatal tanı ve müdahalenin maternal sağlık açısından önemli katkıları olacaktır.
1- Petrini J, Damus K, Russell R, Poschman K, Davidoff MJ, Mattison D. Contribution of birth defects to infant mortality in the United States. Teratology 2002;66 Suppl 1:S3-6.
2- Wyldes MP, Tonks AM. Termination of pregnancy for fetal anomaly: a population-based study 1995 to 2004. BJOG 2007;114:639-42.
3- Rydberg C, Tunón K. Detection of fetal abnormalities by second-trimester ultrasound screening in a non-selected population. Acta Obstet Gynecol Scand 2017;96:176-82.
4- Boyd PA, Chamberlain P, Hicks NR. 6-year experience of prenatal diagnosis in an unselected population in Oxford, UK. Lancet 1998;352:1577-81.
5- Saltvedt S, Almström H, Kublickas M, Valentin L, Grunewald C. Detection of malformations in chromosomally normal fetuses by routine ultrasound at 12 or 18 weeks of gestation-a randomised controlled trial in 39,572 pregnancies. BJOG 2006;113:664-74.
6- Romosan G, Henriksson E, Rylander A, Valentin L. Diagnostic performance of routine ultrasound screening for fetal abnormalities in an unselected Swedish population in 2000-2005. Ultrasound Obstet Gynecol 2009;34:526-33.
7- Grandjean H, Larroque D, Levi S. The Eurofetus Team. Sensitivity of routine ultrasound screening of pregnancies in the Eurofetus database. Ann N Y Acad Sci 1998;847:118-24.
8- Levi S. Ultrasound in prenatal diagnosis: polemics aroundutine ultrasound screening for second trimester fetal malformations. Prenat Diagn 2002;22:285-95.
9- Carrera JM, Torrents M, Mortera C, Cusí V, Muñoz A. Routine prenatal ultrasound screening for fetal abnormalities: 22 years' experience. Ultrasound Obstet Gynecol 1995;5:174-9.
10- Boyd PA, Devigan C, Khoshnood B, Loane M, Garne E, Dolk H; EUROCAT Working Group. Survey of prenatal screening policies in Europe for structural malformations and chromosome anomalies, and their impact on detection and termination rates for neural tube defects and Down's syndrome. BJOG 2008;115:689-96.
11- Rossi AC, Prefumo F. Accuracy of ultrasonography at 11-14 weeks of gestation for detection of fetal structural anomalies: a systematic review. Obstet Gynecol 2013;122:1160-7.
12- Allan LD. Cardiac anatomy screening: what is the best time for screening in pregnancy? Curr Opin Obstet Gynecol 2003;15:143-6.
13- Dugoff L. Ultrasound diagnosis of structural abnormalities in the first trimester. Prenat Diagn 2002;22:316-20.
14- Vaknin Z, Ben-Ami I, Reish O, Herman A, Maymon R. Fetal abnormalities leading to termination of singleton pregnancy: the 7-year experience of a single medical center. Prenat Diagn 2006;26:938-43.
15- Vaknin Z, Lahat Y, Barel O, Ben-Ami I, Reish O, Herman A, et al. Termination of pregnancy due to fetal abnormalities performed after 23 weeks' gestation: analysis of indications in 144 cases from a single medical center. Fetal Diagn Ther 2009;25:291-6.
16- Corbacıoğlu A, Aslan H, Aydın S, Akbayır O, Ersan F, Alpay V, et al. Trends in fetal indications for termination of pregnancy between 2002 and 2010 at a tertiary referral centre. J Turk Ger Gynecol Assoc 2012;13:85-90.
17- Aslan H, Yildirim G, Ongut C, Ceylan Y. Termination of pregnancy for fetal anomaly. Int J Gynaecol Obstet 2007;99:221-4.
18- Tayyar A, Acar DK, Turhan U, Özköse ZG, Ekiz A, Gezdirici A, Güleç EY, Polat İ. Fetal anomali nedeniyle ileri gebelik haftalarında yapılan terminasyonlar: iki yüz yirmi dokuz olgunun değerlendirilmesi. İKSST Derg 2018;10:23-28.
19- Allan LD. Cardiac anatomy screening: what is the best time for screening in pregnancy? Curr Opin Obstet Gynecol 2003;15:143-6.
20- Yılmaz Baran Ş, Alemdaroğlu S, Doğan Durdağ G, Kalaycı H, Yılmaz Çelik Z. On hafta ve üzeri gebelik terminasyonlarının analizi – Tek merkezli çalışma. Perinatoloji Dergisi 2019;27:14.
21- Royal College of Pathologists of Australasia Autopsy Working Party. The decline of the hospital autopsy: a safety and quality issue for healthcare in Australia. Med J Aust 2004;180:281-5.
Dosya / Açıklama
Tablo 1
Olguların demografik özellikleri
Tablo 2
Olgularda saptanan yapısal anomalilerin sistemlere göre dağılımı
Tablo 3
Olguların genetik inceleme sonuçlarının dağılımı