Ara

Bu bölümde sistem içerisindeki makaleler arasında arama yapabilirsiniz.

Dergi Kimliği

Online ISSN (İngilizce)
1305-3124

Basılı ISSN (Türkçe)
1300-5251

Online ISSN (Türkçe)
1305-3132

Kuruluş
1993

Editör
Cihat Şen

Yardımcı Editörler
Murat Yayla, Oluş Api

Hidrops Fetalis ve İzole Plevral Effüzyon Saptanan Fetuslarda Perinatal Sonuçlar

Reyhan Ayaz, Oya Demirci

Künye

Hidrops Fetalis ve İzole Plevral Effüzyon Saptanan Fetuslarda Perinatal Sonuçlar. Perinatoloji Dergisi 2019;27(3):- DOI: 10.2399/prn.19.0273010

Yazar Bilgileri

Reyhan Ayaz1,
Oya Demirci2

  1. TC Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Perinatoloji Bölümü istanbul TR
  2. SBÜ Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Perinatoloji Bölümü İstanbul TR
Yazışma Adresi

Reyhan Ayaz, TC Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Perinatoloji Bölümü istanbul TR, drreyhanayaz@hotmail.com

Yayın Geçmişi

Gönderilme Tarihi: 07 Aralık 2019

Kabul Edilme Tarihi: 31 Aralık 2019

Erken Baskı Tarihi: 31 Aralık 2019

Yayınlanma Tarihi: 31 Aralık 2019

Çıkar Çakışması

Çıkar çakışması bulunmadığı belirtilmiştir.

Amaç
Kliniğimize  başvuran primer plevral effüzyon ve hidrops gelişen vakalarda klinik deneyimimiz ve postnatal sonuçların değerlendirilmesidir.
Yöntem
Çalışmada Ocak 2017-  Ekim 2019 yılları arasında  ikinci ve üçüncü dönemde hidrops bulgusu olan veya olmayan fetal plevral effüzyon saptanan vakalar retrospektif olarak incelendi. Hastaların kan grupları, ayrıntılı fetal anatomik taraması, orta serebral arter pik sistolik velositesi, fetal ekokardiyografisi, karyotip incelemesi, plevral effüzyon sıvısında lenfosit düzeyi, maternal kanda TORCH tetkikleri yapıldı.
Bulgular
Çalışmaya torakosentez uygulanan 12, uygulanmayan 2 hasta alındı. 6 hasta hidrops fetalis, 8 hasta izole plevral effüzyon olarak değerlendirildi. İzole vakaların 1 tanesinde postnatal diyafram hernisi saptandı ve primer onarıldı. 2 hasta hariç 12 hastaya torakosentez yapıldı. Birinci torakosentez sonrası 6 hastada effüzyon tekrarı olması üzerine 2 hastaya doğuma yakın işlem tekrarı gerçekleştirildi. İşlem tekrarı yapılan bebeklerde postnatal entübasyon gerekmezken, yapılmayan 4 hasta entübe edildi. 2. işlem sırasında bir fetusta fetal distress gelişmesi üzerine acil sezaryen ile doğum yaptırıldı. Tekrarlayan plevral effüzyon olan  6 hastaya postnatal toraks tüpü takıldı. Hidrops olan ve plevral maideki lenfosit oranı %1-2 olan 1 fetus intrauterin, 2 bebek postnatal dönemde kaybedildi. Ortalama 9 aylık izlem sürecinde 11 hastada komplikasyon gelişmedi.
Sonuç
Fetal plevral effüzyon varlığında hidrops fetalis olması, plevral sıvıda lenfosit oranın düşük saptanması prognozu olumsuz etkilemektedir. Hidropsla birlikte olan ya da olmayan plevral effüzyon varlığında torakosentez uygulanması ve doğuma yakın tekrarlanması perinatal sonuçlar üzerine olumlu etkisi olmaktadır. İntrauterin fetal tedavi uygun vakalarda ailelere önerilmeli ve doğumun 3. basamakta yapılması planlanmalıdır.
Anahtar Kelimeler

plevral effüzyon, hidrops, torakosentez

Giriş
Fetal primer plevral effüzyon (PE) plevra boşluğunda sıvı toplanması olup antenatal dönemde hidrotoraks, postnatal dönemde ise şilotoraks olarak adlandırılır.  İnsidansı 1/15000 olup oldukça nadir bir durumdur [1]. Klinik seyri değişkenlik göstermektedir, spontan gerileyebildiği gibi fetal ölümle de sonuçlanabilir. Optimal tedavi yöntemi net değildir [2].
Primer hidrotoraks, intratorasik basıncın artması sonrasında pariyetal ile visseral plevral membran arasına lenfatik sıvının sızması sonrası gelişmektedir ve  tek ya da çift taraflı olabilir. Vakaların çoğu üçüncü dönemde ultrasonografik olarak plevral alanda anekoik sıvı koleksiyonu olarak görüntülenmektedir [3]. Non-immun hidrops fetalisin bir parçası olabilir. Enfeksiyonlar, fetal anemi, kromozomal hastalıklar, fetal malformasyonlar, toraks içi kitlelere (kistik adenomatoid malformasyon, diyafram hernisi vs.) bağlı gelişen plevral effüzyon sekonder plevral effüzyon olarak tanımlanır [4,5]. Plevral effüzyonun şiddetine bağlı olarak özefagus basıya uğramakta, konjestif kalp yetmezliği gelişmekte ve bu duruma sekonder polihidroamniyos, venöz dönüşte bozulma ve hidrops gelişmektedir [6-11].
Erken gebelik haftalarında plevral effüzyon gelişmesi, hidrops bulgularının olması ve preterm doğum kötü prognozla ilişkilidir [1,6]. Sekonder PE de prognoz altta yatan nedene bağlı olarak değişmektedir. Hidrops, şiddetli plevral effüzyon, mediastinel şift, polihidroamniyos olan vakalarda drenaj yapılmasının perinatal sonuçları iyileştirdiğine dair veriler rapor edilmiştir [12-14]. Müdahale edilmeyen olgularda pulmoner immatürite ve preterm doğuma bağlı olarak neonatal mortalitenin arttığı bilinmektedir [15]. Nadir bir bulgu olması nedeniyle tedavi seçenekleri tartışmalı olup torakosentez, torakoamniyotik şant, OK-432 ile pleurodezis gibi yöntemler tedavi amaçlı kullanılabilir. Torakosentez hem tanı hem de tedavi amacıyla özellikle doğum öncesi neonatal resusitasyona yardım etmek için önerilmektedir [16].
Bu çalışmada torakosentez uyguladığımız primer plevral effüzyon ve hidrops gelişen vakalarda klinik deneyimimiz ve postnatal sonuçları değerlendirmek amaçlanmıştır.
Yöntem
Çalışmaya Ocak 2017-  Ekim 2019 yılları arasında SBÜ, Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve TC Medeniyet Üniversitesi,  Perinatoloji Kliniklerinde ikinci ve üçüncü dönemde hidrops bulgusu olan veya olmayan fetal plevral effüzyon saptanan vakalar alındı. Gebelik sırasında ve postnatal dönemde bebeklerin bilgilerine retrospektif olarak hastane veritabanından ulaşıldı. Hidrops plevral effüzyona eşlik eden, perikard, ciltaltı, batın gibi birden fazla alanda sıvı toplanması olarak belirlendi. Hastaların antenatal dönemde kan grupları, ayrıntılı fetal anatomik taraması, doppler ultrasonografi ile fetal anemiye ekarte etmek için orta serebral arter pik sistolik velositesi(PSV), fetal ekokardiyografisi, plevral effüzyon sıvısında lenfosit düzeyi, maternal kanda CMV, Parvovirus, Toxoplasma, Sifiliz, Rubella, Herpes simpleks immunglobulin M ve immunglobulin G tetkikleri yapıldı. Konvansiyonel karyotip incelenmesi yapıldı, fakat array CGH açısından değerlendirme yapılamadı.  Maternal yaş, gravida, parite, tedavi anındaki gebelik haftası, plevral sıvıdaki lenfosit oranı, doğum haftası, torakosentez sayısı hastane kayıtlarından elde edildi. Doğum kilosu, doğum apgarı, postnatal toraks tüpü ihtiyacı, cinsiyet, doğum şekli, torakosentez ile doğum süresi arasında geçen süre, yenidoğanda kalış, süresi,entübasyon süresi değerlendirildi. Torakosentez işlemi belirtilen şartları sağlayan fetuslara yapıldı: 1) Daha önce plevral effüzyonu olup hidropsa ilerleyen ve hidropsun sebebinin izole plevral effüzyon olduğu düşünülen vakalara, 2) Hidrops olmaksızın mediastende itilmeye sebep olan göğüs kafesinin %50'sinden fazlasını kapsayan sıvı varlığında, 3) Hızla polihidroamniyos geliştiren (en derin vertikal cebin 8 cm veya toplam amniyotik mai indeksinin 25 cm üstü ) vakalara, 3) Başka organ veya sistemlere ait yapısal anomalisi olmayan vakalara, 4) Bilateral hidrotorakslı fetuslara.
Hastalara ve eşlerine ayrıntılı bilgilendirilme yapılıp, aydınlatılmış onamları alındıktan sonra ultrasonografi eşliğinde 20 gauge amniyosentez iğnesi ile fetusların sağ ve/veya sol toraks boşluğundan plevral effüzyon boşaltıldı. Doğumdan önce plevral effüzyonu şiddetli olan vakalarda torakosentez işlemi tekrarı önerildi, kabul eden hastalarda uygulandı. Rutin olarak tüm hastalara işlem öncesi profilaktik antibiyotik, 32 hafta öncesinde  indometazin, 32 hafta üstünde nifedipin, işlemden 48 saat önce akciğer matürasyonu için 24 saat arayla 24-34 gebelik haftası arasındaki olgulara betametazon uygulandı. Polihidroamniyos olan vakalarda torakosentez sonrası amnioredüksiyon yapıldı. İşlem sonrası gelişebilecek preterm erken membran rüptürü, preterm doğum, ablasyo plasenta, koryoamniiyonit hakkında bilgilendirilme yapıldı. Hastalar haftalık ultrasonografi ile plevral effüzyon tekrarı ve fetal iyilik testleri açısından değerlendirildi. Sezeryan hidrops nedeni ile değil  sadece obstetrik nedenlerle yapıldı. Doğum sırasında çocuk doktoru bulunması ve gerekirse toraks şantı uygulanması için gereken önlemler alındı. Neonatal dönemde solunum sıkıntısına neden olan belirgin plevral effüzyon saptanan vakalara toraks tüpü takıldı.
Verilerin analiz edilmesinde tanmlayıcı istatistiksel yöntem kullanıldı. Veriler ortanca (minumum- maksimum), ortalama(±standart sapma), sayı (yüzde) olarak verildi. Verilerin analizinde SPSS paket program› versiyon 24 (Statistical Package for the Social Sciences; SPSS Inc., Chicago, IL, ABD) kullanıldı.


 
Bulgular
Çalışmaya toplam 14 vaka dahil edildi. 2 hastada torakosentez yapılmadı. Bunlardan birinde 20. gebelik haftasında minimal plevral effüzyon saptandı, takibi sırasında tamamıyla kayboldu. Diğerinde ise 37. gebelik haftasında aktif doğum eyleminde iken başvurdu ve postnatal toraks şantı uygulandı. Sekiz vakada izole plevral effüzyon(%51,8) saptanırken altı hastada hidrops(%42.9) bulguları mevcuttu (Şekil 1). İzole vakalarda ve hidropslu vakalarda sırasıyla ortalama torakosentez haftası 30,8 (±3,6) ve  30,6(±1,51), ortalama maternal yaş 26(±3,89) ve 31(±3,74) 'di . 2 hastaya doğumdan yarım saat önce işlem tekrarı yapıldı. Fetusların 1(%7,1) tanesinde sol plevral, 5(%35,7) tanesinde sağ plevral ve gerikalan 8(%57,2) hastada bilateral plevral effüzyon saptandı. İntrauterin bir fetüs, canlı doğanlardan postnatal dönemde iki(%15,4) bebek ölümü gerçekleşti. Vakaların %71.5'inde plevral sıvı örneğinde lenfosit oranı %80'in üzerinde hesaplandı ve şilotoraks olarak değerlendirildi. Kaybedilen üç vakada anazarka tarzı ödemin geliştiği hidrops bulgusu mevcuttu. Bu vakaların torasentez sıvısında  lökosit sayısı %1-2 oranında saptandı. Yaşayan bebekler arasında ise tek olguda lökosit sayısı %1 'in altında görüldü. Hayatta kalan 11 hastanın 3 tanesinde hidrops izlendi. Bu üç hidropslu vaka sağlıklı bir şekilde taburcu edildi. Ortalama doğum haftası 35 (31-39) hafta olup hidrops gelişen tüm hastalar 37 hafta öncesinde doğum yaptı (Table.1). 9 hasta sezaryen ile doğum yaparken 5 hasta normal spontan yolla doğum yaptı. Akut fetal distress nedenli 4(%28,5) hastaya sezaryen yapıldı ve bu hastaların ikisi postnatal ölümle sonuçlandı. Doğumdan önce altı hastaya torakosentez tekrarı önerildi faat  iki hasta işlemi kabul etti. 1 hasta aktif doğum eyleminde başvurduğu için doğum öncesinde torakosentez yapılamadı. Kabul etmeyen 4 hasta postnatal entübe edilirken işlem tekrarı yapılan iki hastada entübasyon yapılmak zorunda kalınmadı. Doğuma yakın torakosentez tekrarı yapılan 2 hasta dahil toplamda altı hastaya postnatal dönemde toraks tüpü takıldı.  3 nolu hastada doğum sonrası solda 2 cm lik küçük bir diyafram hernisi tespit edildi ve primer repare edildi (Tablo.2). Postanatal ölümle sonuçlanan 1 ve 2 numaralı hastalarda hepatomegali saptandı ve postnatal birinci gününde akut dissemine intravaskuler koagülasyon sonrası kaybedildiler. 5 numaralı hastada 2. torakosentez sırasında akut fetal distress nedenli acil sezaryen yapıldı. Yapılan hiçbir torakosentez işlemi sırasında maternal komplikasyon gelişmedi. Torakosentez yapılan 13 vakanın %53,9'u 37 hafta ve öncesinde preterm doğum yaptı. Premature doğanlar içerisinde sağkalım %71(5/7) iken termde doğanlarda sağkalım %100 (6/6) olarak bulundu. 14 vakanın hepsinde karyotip normal olarak izlendi. 
Tartışma
Hidrops veya izole plevral effüzyon belirgin perinatal mortalite ve morbidite ile ilişkili bir durumdur. Bir kısmı spontan gerilerken, ilerleyen vakalarda olumsuz perinatal sonuçlar gelişebilmektedir [15]. Ruano ve arkadaşlarının yapmış olduğu prospektif çalışmada plevral effüzyon olan hastaların %75'inde yapısal ve kromozomal anomali saptamış ve plevral effüzyonda sağkalımı etkileyen en önemli parametrenin ek anomalilerin varlığının olduğunu göstermişlerdir. Kromozomal, kardiyak anomaliler gibi fetal malformasyonların eşlik ettiği sekonder plevral effüzyon vakalarında prognoz daha kötü olduğu bilinmektedir. Bu nedenle fetal hidrotoraks saptanan fetuslarda etyolojik nedenlerin saptanması prognozun belirlenmesinde ve hastanın yönetiminde önemli rol oynamaktadır [2,3]. Tedavi uygulanması gebelik haftasına, progresyon oranına, hidrops gelişimine ve maternal semptomlara bağlıdır. Primer, küçük, hidropik olmayan effüzyonlarda tedavi edilmeden beklenebilir ve spontan regrese olabilir. Efüzyonun fetal akciğerin yarısından azında bulunması, mediastinal kaymaya neden olmaması, takiplerde spontan gerilemesi halinde haftalık sonografi ile takip edilmesi önerilmektedir [2,14]. Mediastinal kayma, hızla artan effüzyon, hidrops ve /veya  polihidroamniyos varlığı drenaj yapılmasını gerektirir. Drenaj olarak torakosentez ya da torakoamniyotik şant en sık kullanılan tedavi yöntemleridir. Üçüncü bir tedavi yöntemi ise daha az sıklıkla tercih edilen plörodezis denilen plevral alana sklerozan madde enjeksiyonudur [17]. Drenajla birlikte akciğerler ekspanse hale gelir, pulmoner hipoplazi riski azalır, venöz dönüş artar ve hidrops gerileyebilir. Özefagus dekompresyonuna sekonder fetal yutma kolaylaşır ve polihidroamniyos, preterm doğum ve erken membran rüptürü riski azalabilir [2,18,19]. Bizim vaka serimizde hidropik ve/veya hidropik olmayan vakalarda  prenatal torakosentez yapılması prognozu  olumlu yönde etkilemiştir. Başlangıç tedavisi ultrasonografi eşliğinde fetal plevral efüzyonun aspirasyon iğnesi ile drenajıdır. Torakoamniyotik şant özellikle drenaj sonrası tekrarlayan effüzyonu veya geniş plevral effüzyonu olan vakalarda tercih edilmektedir [5]. Bazı çalışmalarda plevral effüzyon yönetiminde basamaklı yaklaşım önerilmektedir. Öncelikle takip edilmesi, plevral effüzyonun şiddetlenmesi halinde torakosentez yapılması ve torakosentez sonrası tekrarlayan vakalarda şant uygulanması şeklindedir [19]. Biz de minimal effüzyonlu bir vakayı herhangi bir işlem uygulamadan takip ettik ve effüzyonun 2 hafta sonra tamamen kaybolduğunu izledik.  Hidrops olmayan ve belirgin plevral effüzyonu olan torakosentez yapılan toplam altı vakanın dördünde effüzyonun 2-4 hafta içinde tamamen kaybolduğunu saptadık. Derderian ve ark. unilateral olup bilateral effüzyona ve hidropsa ilerleyen vakalarda torakosentez ya da şant takılmaması halinde kısa süre içerisinde mortalite ile sonuçlandığını göstermişlerdir.  Benzer şekilde şilöz plevral effüzyonlarda kısa süreli drenajların bazı hastalarda yararlı olabileceği, şant gereksinimi olmadığını gösteren yayınlar vardır [18]. Özellikle hidrops fetalis gelişmemiş primer plevral effüzyonlu vakalarda, torakosentezin ilk tedavi seçeneği olarak tercih edilmesinin uygun olacağını düşünmekteyiz. Çünkü şanta bağlı komplikasyonlar daha sıktır. Bir çalışmada özellikle 21 hafta altında torakoamniyotik şant uygulanan vakalarda göğüs duvarı deformitesi riski olduğu bildirilmiştir [20]. Şantın migrasyonu veya şantın çıkması diğer komplikasyonlardandır. Şant takılan fetuslarda erken membran rüptürü, koryoamniyonit, koryoamniyotik ayrışma, erken doğum, fetal kanama, ablasyo plasenta, giriş sırasında kord hasarı, skar gelişimi daha sık rastlanmıştır [2]. Günümüzde intrauterin tedavi metodlarının karşılaştırıldığı randomize kontrollü çalışma yoktur. 203 hastayı içeren bir derlemede şant uygulanmasının torakosentez işlemine üstünlüğü saptanmış fakat istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Sağkalım oranı şant işleminde hidropslu ve hidrops olmayan vakalar için sırasıyla %62 ve %82 iken torakosentez işleminde hidropslu ve hidropslu olmayan vakalarda sırasıyla %50 ve %77 olarak bildirilmiştir [12]. Prenatal invazif işlemlere sekonder erken doğum ve erken membran rüptürü riski olduğu fakat işlem gerçekleştirilmezse pulmoner immatürite nedenli perinatal kayıplar olabileceği göz önünde tutulmalıdır. Bizim vaka serimizde %57 hastada preterm doğum olmuş, preterm doğum yapanların %28'i postnatal kaybedilirken termde doğum yapanların tamamı yaşamıştır. 2 hastada erken membran rüptürü gelişmiş, sonrasında kordon prolapsusu ve fetal distress nedenli sezeryan ile 35 ve 31 gestasyon haftasında doğurtulmuştur. Carr ve ark yapmış olduğu çalışmada 10 hastaya prenatal dönemde invazif işlem uygulanmış diğer 11 fetus ise kontol grubu olarak alınmıştır. Torakosentez ve/veya şant takılan hastalarda kontrol grubuna göre apgar skorları daha iyi,  ventilatöre bağlı olma süresinin daha kısa olduğunu bulmuşlardır[21]. Bizim iki vakamızda doğumdan 1 saat öncesinde torakosentez işlemi yapıldı ve bu iki fetusta doğum sonrası entübasyon gereksinimi olmadı. Doğuma yakın torakosentez işlem tekrarını istemeyen diğer 4 hasta postnatal entübe edildi ve bu hastaların 2 tanesi postnatal 1. gününde ex oldu.
6 hastada torakosentez sonrası plevral effüzyon tekrarladı, bu hastalara doğum sonrası toraks tüpü takıldı. Toplam sağkalım oranı çalışmamızda %78,5 olarak bulunmuştur. Ölen bebeklerin tamamında ortak bulgu hidrops varlığı ve plevral effüzyondaki lenfosit oranı %2'nin altında olmasıdır. Postnatal kaybedilen iki vakada hepatomegali ve dissemine intravaskuler koagülasyon gelişmiştir. Bu durum hidropsun sebebi olarak metabolik hastalık olma ihtimalini düşündürmektedir. Hastaların ortalama takip süresi 9 ay olup sağlıkla taburcu edilen vakalarda taburculuk sonrası herhangi bir sağlık problemine rastlanmamıştır.
Sonuç
Primer hidrotoraks gebeliğin terminasyonu için bir endikasyon teşkil etmemelidir. Hidrops varlığı fetus için kötü prognostik faktördür. Torakosentez veya şant uygulanması seçenekleri gebelik haftasına, hidrotoraksın izole veya hidropsla birlikte olmasına, hızlı tekrarlaması gibi parametreleri göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir. İnvazif işlemlere bağlı maternal veya fetal gelişebilecek komplikasyonlarla ilgili aile bilgilendirilmelidir. Doğuma yakın torakosentez yapılması yenidoğan döneminde fetusun entübasyon gereksiniminin azaltacağı ve bilateral toraks tüpü yerine unilateral takılabileceği  için ailelere plevral effüzyonun tekrarladığı vakalarda önerilmelidir. Prenatal dönemde saptanan hidrotoraks vakalarının ayırıcı tanısı yapılmalı, gerekli invazif işlemler yapılmalı ve doğumun acil toraks tüpü takılabilecek üçüncü  basamak hastanelerde yapılması planlanmalıdır.

 
1.Longaker MT, Laberge JM, Dansereau J, Langer JC, Crombleholme TM, Callen PW, et al. Primary fetal hydrothorax: natural history and management. J Pediatr Surg 1989; 24: 573–576.
2. Picone O, Benachi A, Mandelbrot L, Ruano R, Dumez Y, Dommergues M. Thoracoamniotic shunting for fetal pleural effusions with hydrops. Am J Obstet Gynecol. 2004;191:2047e2050.
3.Ruano R, Ramalho AS, Cardoso AK, Moise Jr K, Zugaib M. Prenatal diagnosis and natural history of fetuses presenting with pleural effusion. Prenat Diagn. 2011;31:496e499. 
4. Aubard Y, Derouineau I, Aubard V, Chalifour V, Preux PM. Primary fetal hydrothorax: a literature review and proposed antenatal clinical strategy. Fetal Diagn Ther. 1998;13:325e333. 
5. Rustico MA, Lanna M, Coviello D, Smoleniec J, Nicolini U Fetal pleural effusion. Prenatal diagnosis, 2007. 27(9): p. 793-799. DOI: 10.1002/pd.1768.
6. Nicolaides KH, Azar GB. Thoraco-amniotic shunting. Fetal Diagn Ther 1990; 5: 153–164. 
7.Yamamoto M, Insunza A, Carrillo J, Caicedo LA, Paiva E, Ville Y. Intrathoracic pressure in congenital chylothorax: keystone for the rationale of thoracoamniotic shunting. Fetal Diagn Ther 2007; 22: 169–171. 
8. Weber AM, Philipson EH. Fetal pleural effusion: a review and meta-analysis for prognostic indicators. Obstet Gynecol 1992; 79: 281–286.
9. Waller K, Chaithongwongwatthana S, Yamasmit W, Donnenfeld AE. Chromosomal abnormalities among 246 fetuses with pleural effusions detected on prenatal ultrasound examination: factors associated with an increased risk of aneuploidy. Genet Med 2005; 7: 417–421.
10. Pijpers L, Reuss A, Stewart PA, Wladimiroff JW. Noninvasive management of isolated bilateral fetal hydrothorax. Am J Obstet Gynecol 1989; 161: 330–332.
11. Smoleniec J, James D. Predictive value of pleural effusions in fetal hydrops. Fetal Diagn Ther 1995; 10: 95–100.
12. Castillo RA, Devoe LD, Falls G, Holzman GB, Hadi HA, Fadel HE. Pleural effusions and pulmonary hypoplasia. Am J Obstet Gynecol 1987; 157: 1252–1255. 
13. Pettersen HN, Nicolaides KH. Pleural effusions In Pleural Effusions, Fisk NM, Moise KJ (eds). Cambridge University Press: Cambridge, 1997; 261–272.
14. Smith RP, Illanes S, Denbow ML, Soothill PW. Outcome of fetal pleural effusions treated by thoracoamniotic shunting. Ultrasound Obstet Gynecol 2005; 26: 63–66. 
15. Klam S,Bigras JL,  Hudon L. Predicting Outcome in Primary Fetal Hydrothorax Fetal Diagn Ther. 2005;20:366-70. 
16. Cardwell MS. Aspiration of fetal pleural effusions or ascites may improve neonatal resuscitation. South Med J 1996; 89: 177–178. 
17. Okawa T, Takano Y, Fujimori K, Yanagida K, Sato A. A new fetal therapy for chylothorax: pleurodesis with OK‐432. Ultrasound Obstet Gynecol2001;18(4):376.7. 
18. Derderian SC, Trivedi S, Farrell J, Keller RL, Rand L, Goldstein R5, et al. Outcomes of fetal intervention for primary hydrothorax. J Pediatr Surg. 2014;49:900e903.
 19. Yinon Y, Kelly E, Ryan G. Fetal pleural effusions. Best Pract Res Clin Obstet Gynaecol. 2008;22:77e96. DOI: 10.1016/j.bpobgyn.2007.09.004.
 20. Merchant AM1, Peranteau W, Wilson RD, Johnson MP, Bebbington MW, Hedrick HL, et al. Postnatal chest wall deformities after fetal thoracoamniotic shunting for congenital cystic adenomatoid malformation. Fetal Diagn Ther. 2007;22:435e439.
 21. Carr BD, Sampang L, Church JT, Mon RA, Gadepalli SK, Attar MA, et al. Fetal intervention for congenital chylothorax is associated with improved outcomes in early life. J Surg Res. 2018 Nov;231:361-365. 
Dosya / Açıklama
Şekil 1
Hidrops olan ve olmayan plevral effüzyonlu vakaların postnatal sağkalım sonuçları
Tablo.1
Maternal profil ve tedavi öncesi özellikler yaşayan ve ex olan fetuslarda
Tablo.2
Plevral Effüzyonlu Hastaların Perinatal Sonuçları