Ara

Bu bölümde sistem içerisindeki makaleler arasında arama yapabilirsiniz.

Dergi Kimliği

Online ISSN (İngilizce)
1305-3124

Basılı ISSN (Türkçe)
1300-5251

Online ISSN (Türkçe)
1305-3132

Kuruluş
1993

Editör
Cihat Şen

Yardımcı Editörler
Murat Yayla, Oluş Api

ERKEN DOĞUM YAPAN OLGULARIN MATERNAL FETAL AÇIDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

Emine Arslan, Fikriye Karanfil Yaman, Turgay Şener

Künye

ERKEN DOĞUM YAPAN OLGULARIN MATERNAL FETAL AÇIDAN DEĞERLENDİRİLMESİ . Perinatoloji Dergisi 2019;27(3):- DOI: 10.2399/prn.19.0273002

Yazar Bilgileri

Emine Arslan1,
Fikriye Karanfil Yaman2,
Turgay Şener3

  1. Hitit Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Çorum TR
  2. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Konya Eğitim Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Konya TR
  3. Emekli Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Eskişehir TR
Yazışma Adresi

Emine Arslan, Hitit Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Çorum TR, ekaranfildr@gmail.com

Yayın Geçmişi

Gönderilme Tarihi: 13 Ekim 2019

Kabul Edilme Tarihi: 09 Aralık 2019

Erken Baskı Tarihi: 09 Aralık 2019

Yayınlanma Tarihi: 03 Ocak 2020

Çıkar Çakışması

Çıkar çakışması bulunmadığı belirtilmiştir.

Amaç
En önemli perinatal mortalite ve morbidite nedeni olan erken doğumun ve buna bağlı olarak anne ve bebekte görülen morbidite ve mortalitenin nedenlerini saptamak, bu nedenlerin ortadan kaldırılmasına  yönelik stratejilerin geliştirilmesine yardımcı olmak ve eğer varsa etkin tedavi modelinin planlanmasında rehberlik görevi oluşturmaktır.
Yöntem
Ocak 2008 ile Ocak 2010 yılları arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’ne başvuran ve doğum yapan toplam 1095 hastadan 213‘ü (%19) 20 hafta ile 36 hafta 6 gün arasında preterm doğum yapmıştır. İki yüz on üç hastadan, hastane kayıtlarına  ulaşılabilen 185 hasta  ve bu gebelikler sonucu doğmuş olan yenidoğanlar çalışmaya dahil edildi. Veriler hasta dosyalarından retrospektif olarak sağlandı. 
Bulgular
Çalışmamızda, tüm doğumların %19’u preterm doğum idi. Preterm doğumların %51.9’u preterm eylem, %7’si EMR, %38.9’u ise maternal-fetal problemler nedeniyle gerçekleşmişti. Doğum haftası ile yenidoğan dönemine ait komplikasyonlar değerlendirildiğinde, gestasyonel yaş azaldıkça intrakranial kanama, konvülziyon, RDS, entübe edilme, surfaktan ihtiyacı, yenidoğan retinopatisi gibi komplikasyonların ve  mortalitenin arttığı görüldü.
Sonuç
Preterm doğum en önemli perinatal mortalite ve morbidite nedenlerindendir. Sosyoekonomik düzeyin ve antenatal bakım imkanlarının düşüklüğü bu riskleri daha da arttırmaktadır.  Çalışmamızda, prematür bebeklerde mortalite hızlarının ve prematüriteye bağlı komplikasyonların  doğum ağırlığı ile doğumdaki gestasyonel yaşa bağlı olduğunu ve her ikisindeki düşüşünde de sürvide azalmaya neden olduğunu destekleyen sonuçlara ulaştık.
Anahtar Kelimeler

Preterm doğum; preterm eylem; maternal fetal morbidite; mortalite.

Giriş
Preterm doğum, gebeliğin yaşayabilirlik sınırından sonra ve 37 hafta veya 259 günden önce doğumun gerçekleşmesi demektir [1]. Tüm gebeliklerde preterm doğum görülme sıklığı %10-11’dir [2]. Preterm doğum günümüzde anomalisi olmayan fetusun geleceğini belirleyen en önemli etken olup, halen perinatal mortalite ve morbiditenin en önemli sebebidir. Respiratuar distress sendromu (RDS), intraventriküler kanama (İVK) ve nekrotizanenterokolit (NEK) gibi erken dönemde ortaya çıkan sorunlar erken doğan bebeklerde termde doğan bebeklerden daha sık görülmektedirler [3]. Geç dönemde ise serebral palsi, görme bozuklukları ve işitme kayıpları gibi sorunlar erken doğan bebeklerde sık görülmektedirler [4]. Preterm doğumu önleme çabalarına karşın, zeminde yatan patofizyolojiyi anlamadaki güçlükler, yetersiz tanı yöntemleri ve etkin olmayan tedaviler nedeniyle her zaman istenen sonuçlar alınamamaktadır. Çoğul gebelik oranlarının ve obstetrik girişim sıklığının artması, erken doğum oranlarında artışa neden olmaktadır [5]. Preterm doğum komplikasyonlarına ait ciddi mortalite ve morbiditenin en çok 34.haftadan önceki doğumlarda olduğu bildirilmiştir. Neonatal mortalite oranları incelendiğinde, %83’ünün 37. gebelik haftası tamamlanmadan önce doğan bebeklere ait olduğu belirtilmektedir [6,7].
Yaptığımız çalışmada amacımız; en önemli perinatal mortalite ve morbidite nedeni olan preterm eylem ve doğumun tanısı, tedavisi, anne ve bebekte görülen morbidite ve mortalite nedenlerini saptamak, bu nedenlerin ortadan kaldırılmasına  yönelik stratejilerin geliştirilmesine yardımcı olmak ve eğer varsa etkin tedavi modelinin planlanmasında rehberlik görevi oluşturmaktır. Böylece, bu durumda daha az  morbidite, daha az mortalite hedeflenmektedir.
 
Yöntem
Çalışmamıza, Eskişehir Osmangazi ÜniversitesiTıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nde  Ocak 2008 ile Ocak 2010 yılları arasında, 20 hafta ile 36 hafta 6 gün arasında preterm doğum yapmış, 213 hastadan dosyasına ulaşılabilen 185’i ve bu gebelikler sonucu doğmuş olan yenidoğanlar dahil edildi. Veriler hasta dosyalarından retrospektif olarak sağlanmıştır. Çalışmamıza dosyasına ulaşılan tüm hastalar dahil edilmiş olup, her hangi bir çalışmadan dışlanma kriteri konulmamıştır. 
Çalışmada, maternal demografik özellikler, maternal medikal geçmiş, erken doğum nedenleri ve erken doğuma bağlı yenidoğan mortalite ve morbiditesi değerlendirilmiştir. Çalışmaya başlamadan önce ESOGÜTF Etik Kurulu’ndan 21/5/2010 tarih ve 12 sıra numarası ile onay alınmıştır. Çalışmaya katılan kişilerin bilgilerine retrospektif olarak dosyalarından ulaşılmış ve kimlikleri gizli tutulmuştur.
Tüm veri analizleri SPSS 15.0 ve SigmaStat 3.5 paket programları ile yapılmıştır. Sürekli nicel veriler; n, ortalama ve standart sapma olarak, Nitel veriler ise n ve oran olarak ifade edilmiştir. Bağımsız ölçümlerden oluşan ve normal dağılım gösteren veriler grup sayısına bağlı olarak One-Way Anova ve t-testi ile analiz edilmiş olup, gruplar arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Correlation testlerinden yararlanılmıştır. Normal dağılım göstermeyen skor değişkenlerinden oluşan verilerin grup sayılarına göre bağımsız gruplardan oluşan verilere ise Kruskal Wallis ve Mann-Whitney U testi ile analiz edilmiş olup, gruplar arasındaki ilişkiyi belirlemek için Spearman Correlation testlerinden yararlanılmıştır. Kategorik yapıdaki veri setlerine ise Ki-kare testi yapılmıştır.  P<0.05 olasılık değerleri önemli olarak kabul edilmiştir.
Bulgular
Çalışmaya dahil edilen hastaların demografik bilgileri ve obstetrik özgeçmiş bilgileri Tablo 1’de görülmektedir.
Tablo 1. Demografik özellikler
Erken doğum yapan hastalardan, 51’inde (%27) hipertansiyon (HT), toplam 17’sinde (%9.1); 3 (%1.6) tip 1, 1 (%0.5) tip 2, 13 (%7) gestasyonel olmak üzere diabetes mellitus (DM), 1’inde  (%0.5) kalp hastalığı, 4’ünde (%2.2) solunum sistem hastalığı, 1’inde (%0.5) böbrek hastalığı, 9’unda (%4.9) da tiroid hastalığı mevcuttu. Erken doğum nedenleriyle maternal kalp, akciğer, böbrek, tiroid hastalığı arasında bir ilişki bulunamadı.
Hastaların, başvurudaki gebeliklerinde, erken doğum nedenleri  preterm eylem, fetal distres, EMR+Preterm eylem, EMR, gebelikte görülen hipertansif hastalıklar (HELLP+şiddetli preeklampsi, şiddetli preeklampsi) ve diğer (intrauterin ölü bebek, kanamalı plasenta previa, servikal yetmezlik, fetal anomali, polihidramnios, anhidramnios, hidrops ve maternal hastalık) olarak tespit edilmiştir (Şekil 1).
 
Şekil 1. Başvurudaki gebelikte erken doğum nedenleri
 
Erken doğum nedenleriyle yenidoğan mortalitesi arasında ileri derecede anlamlı ilişki saptandı (P<0.001). Çalışmamızda, mortalite bilgilerine ulaşılan bebeklerin mortalite oranı (45/205) 219/1000 olarak hesaplandı. Kırkbeş fetal mortalitenin 12’si (%26.7) akut fetal distres grubunda idi. 45 mortaliteden, 18’i (%40) intrauterin fetal ölüm, 10’u (%22) kronik fetal distres zemininde akut fetal distres, 3’ü (%7) kronik fetal distres, 2’si (%4) akut fetal distres gelişen, 12’si de (%26) fetal distres gelişmeyen gruptaydı. Mortalitelerden 31’i (%70) 29+6 haftadan küçük doğumlarda gerçekleşmişti ve bunların 15’i (%48) intrauterin fetal ölüm idi. 30-34 hafta 6 gün arası doğumlarda mortalite sayısı 8 (%17) idi ve intrauterin fetal ölüm sayısı bu grupta 2 (%25) idi. 35 hafta ve daha üzeri doğumlarda mortalite sayısı 6 (%13), intrauterin fetal ölüm sayısı 1(%16) idi. Erken doğum nedenleriyle yenidoğan morbiditesi arasındaki ilişki değerlendirildiğinde; RDS, hiperbilirubinemi, hipoglisemi, entübe edilme oranı, CPAP ihtiyacı durumlarının preterm eylem ve fetal distres nedeniyle erken doğum yapan olgularda daha yüksek olduğu gözlenmiştir (Tablo 2 ).
Tablo 2. Erken doğum nedeni ile yenidoğan morbiditesi arasındaki ilişki
Doğum haftası ile yenidoğan dönemine ait komplikasyonlar değerlendirildiğinde, doğum haftası ile intrakranial kanama, konvülziyon , RDS,  hiperbilirubinemi, hipoglisemi, trombositopeni, entübe edilme, sürekli pozitif basınçlı ventilasyon (CPAP, continuous positive airway pressure) ihtiyacı, mortalite, surfaktan ihtiyacı, yenidoğan retinopatisi  arasında anlamlı ilişki bulundu (Şekil 2). Doğum haftası ile yoğun bakımda kalış süresi, entübasyon ve CPAP uygulanma süreleri, surfaktan uygulama sayıları arasında negatif yönde ilişki bulundu.
 
Şekil 2. Doğum haftası-yenidoğan dönemi komplikasyonları arasındaki ilişki
Tartışma
Bebek mortalite ve morbiditesinin ana nedeni olan preterm doğumlar gelişmiş ülkelerde doğumların % 5-18’ini oluşturmaktadır [8]. Yenidoğan dönemindeki bakım olanaklarının gelişmesi ile, yenidoğan bebeklerin prognozunda önemli gelişmeler olmasına rağmen, preterm doğum oranlarında azalma elde edilememiştir [9]. Çalışamızda preterm doğum oranı %19 olarak bulunmuştur ve literatürde belirtilenden daha yüksektir.
Preterm doğumların %70-80’i spontan preterm doğumdur. Bütün preterm doğumların %40-50’sinin nedeni preterm eylem, %20-30’unun nedeni preterm prematür membran rüptürüdür. Preterm doğumun geri kalan %20-30’luk bölümünün nedeni ise maternal-fetal problemler nedeniyle yapılan girişimlerdir. Çalışmamızda preterm doğumların %51.9’u preterm eylem (%36.2 preterm eylem, %15.7 preterm eylem+EMR), %7’si EMR nedenli olmuştur. Erken doğumların %38.9’u ise maternal-fetal problemler nedeniyle gerçekleşmiştir. Preterm doğumların ve spontan preterm doğum dışı nedenlerin literatürle kıyaslandığında daha yüksek saptanmasının nedeni çalışmanın yapıldığı üçüncü basamak merkezin referans hastanesi olmasına, hastaların sosyoekonomik düzeylerinin ve antenatal bakım imkanlarının düşüklüğüne bağlanmıştır.
Prematüriteye bağlı komplikasyonlar, preterm bebeklerde term bebeklere kıyasla mortalite ve morbiditenin daha fazla olmasının nedenidir. Komplikasyon riski artmış immatürite ile artar. Prematüriteye bağlı komplikasyonlar neonatal dönemde olan kısa dönem (respiratuar ve kardiovasküler komplikasyonlar gibi) ve eğer bebek yaşar ve yenidoğan yoğun bakım ünitesinden taburcu olursa uzun dönem (serebal palsi gibi nörolojik gelişimle ilgili problemler) komplikasyonları olarak ayrılır [10]. Kısa dönem komplikasyonları uzun dönem komplikasyonlarında da artışa neden olur.
National Institute of Child Health and Human Development (NICHD) Neonatal Research Network tarafından yayınlanan raporda 2003-2007 arasında doğan çok düşük ağırlıklı bebeklerde görülen komplikasyonlar ve sıklıkları şu şekilde idi [11]:  Respiratuar distres (%93), yenidoğan retinopatisi (%59), patent duktus arteriosus (%46), bronkopulmoner displazi (%42), geç başlangıçlı sepsis (%36), nekrotizan enterokolit (%11),grade III ve IV intraventriküler kanama (%12), nekrotizan enterokolit (%7), periventriküler lökomalazi (%7-9). Gestasyonel yaş arttıkça komplikasyon riski azalmakla birlikte, 30-34 haftalar arasında doğmuş 6674 yeni doğanın değerlendirildiği bir çalışmada, en sık görülen komplikasyonlar ve sıklıkları; hiperbilirubinemi (%59), akut respiratuar distres (%28), hipoglisemi (%16) ve bakteriyel enfeksiyon (%15) idi [12]. Bizim çalışmamızda da en sık rastlanan komplikasyonlar hiperbilirubinemi, hipoglisemi ve RDS idi.
Bebeğin doğum odasında ilk stabilizasyonunun sağlanabilmesi, kısa dönem komplikasyon riskini azaltmaktadır. Örneğin, doğum odasında bebeğe profilaktik surfaktan uygulanması RDS ve pnömotoraks, interstisyel pulmoner amfizem gibi diğer respiratuar komplikasyonların azalmasını sağlar.
Prematür bebekler anatomik ve fonksiyonel immatürite nedenli yenidoğan döneminde artmış kısa dönem komplikasyonlarıyla karşı karşıyadırlar. Doğum haftası ve doğum ağırlığı azaldıkça komplikasyon riski artmaktadır [13]. NICHD Neonatal Research Network merkezlerinde 1995-1996 arasında doğan çok düşük doğum ağırlıklı bebeklerin değerlendirildiği çalışmada, daha küçük olan bebekler daha deprese olduğu  ve daha çok girişim ihtiyaçları olduğu gösterilmiştir [14]. Bizim çalışmamızda da literatürle uyumlu komplikasyon verileri elde edilmiştir. Çalışmamızda 55 bebek (%29.7) doğum sonrası entübe edildi, 70’inin (%37.8) CPAP ihtiyacı oldu. Seksenbeş bebeğin (%45) doğum sonrası yenidoğan yoğun bakım ihtiyacı oldu. Hastanede ortalama kalış süresi 12.8 gün idi. Surfaktan ihtiyacı,  entübasyon ihtiyacı, intrakranial kanama, konvülziyon ve mortalite gibi sonuçların hepsinin gebelik haftası azaldıkça artış gösterdiği görülmektedir.
Bir literatür taraması yapıldığında, sürvi oranının gestasyonel yaş ve doğum ağırlığı arttıkça arttığı gösterilmiştir  [15-19]. Viabiliteyi etkileyen esas faktör gestasyonel yaştır.
NICHD Neonatal Research Network 1998-2003 yılları arasında 22-25 hafta arasında doğan 4446 bebeğin değerlendirildiği çalışmada yenidoğan bebekler  ölüm, ölüm veya çok ciddi morbidite, ölüm veya herhangi bir morbidite olarak  sınıflandırarak üç durumunda gebelik haftasındaki artışla dramatik şekilde düştüğü sonucuna ulaşılmıştır [20].
Her ne kadar 25 hafta ve daha küçük doğan bebeklerde mortalite oranı yaklaşık %50 ile en yüksekse de [15,18], yenidoğan bakımındaki gelişmelerle 24-26 hafta arası bebeklerin yaşam sürelerinde artış sağlanabilmiştir [15,17].
Aşırı düşük doğum ağırlıklı bebeklerde (1000 g altı bebekler) ölüm veya ciddi nörogelişimsel bozukluk için risk faktörleri, bronkopulmoner displazi, beyin hasarı, yenidoğanın ciddi retinopatisi ve enfeksiyondur (menenjit, sepsis, nekrotizan enterokolit). Geç preterm bebeklerde (34-36 hafta arasında doğanlar) mortalite riski term bebeklerden 3-5 kat daha fazladır  [21-23].
Çalışmamızda da, 205 bebeğin mortalite bilgilerine ulaşıldı ve literatürle uyumlu olarak doğumda gestasyonel yaş azaldıkça mortalite oranlarının belirgin şekilde arttığı gözlendi.
Bir yıllık yaşam da gestasyonel yaş arttıkça artmaktadır [24,25]. Ayrıca prematür bebeklerin, 1 yaşından sonra da termlerle kıyaslandığında artmış mortalite riskleri devam etmektedir. Norveç’te, 1967-1988 arasında doğmuş ve 2002’ye kadar izlenen 1 milyondan fazla kişiyle yapılan çalışmada, prematür doğanlarda (tüm grubun %5.2’si) çocuklukları boyunca term doğanlara göre artmış ölüm riski olduğu gösterilmiştir [26].  Çalışmamızın zayıf yönü, erken doğup yaşayan bebeklerin doğum sonrası dönemdeki takipleri hakkında bilgi edinilmemesidir.

 
Sonuç
Sonuç olarak prematüriteye bağlı komplikasyonların, preterm bebeklerde term bebeklere kıyasla mortalite ve morbiditenin daha fazla olmasının nedenidir. Prematür bebeklerde mortalite hızları doğum ağırlığı ile doğumdaki gestasyonel yaşa bağlıdır ve her ikisindeki düşüş de sürvide azalmaya neden olur. Dolayısıyla erken doğuma neden olacak faktörlerin tanınması ve bu faktörlerin ortadan kaldırılmasına yönelik etkin müdahalelerin yapılması morbidite ve mortalitede düşüş sağlayacaktır.

1. Lambrou NC, Morse AN, Wallach EE, John Hopkins Jinekoloji ve Obstetrik El Kitabı. İç. Morril K.Prerterm Eylem ve Prematür Membran Rüptürü. Atlas Kitapçılık; Ankara 2000,s.55-60
2. Haram K, Mortensen JH, Wollen AL. Preterm delivery: an overview. Acta Obstet Gynecol Scand 2003;82(8):687-704
3. Robertson PA, Sniderman SH, Laros RK. Neonatal morbidity according to  gestational age and birth weight from five tertiary care centers in the United States, 1983 through 1986. Am J Obstet Gynecol 1992;166(6):1629-41.
4. Knoches AL, Doyle LW. Long-term outcome of infants born preterm. Bailieres Clinic Obstet Gynecol 1997;7(3):633-51.
5. Joseph KS, Kramer MS, Marcoux S, Ohlsson A, Wen SW, Allen A et al. Determinants of preterm birth rates in Canada from 1981 through 1983 and from 1992 through 1994. N Engl J Med 1998 339 (20): 1434-9.
6. Copper RL, Goldenberg RL, Creasy RK. A multicenter study of preterm birth weight and gestational age specific mortality. Am J Obstet Gynecol. 1993; 168 (1Pt1): 78-84.
7. Kesim M, Karlık İ, Yalcın A, Calışkan K. Kliniğimizdeki perinatal mortalite oranlarının değerlendirilmesi. Perinatoloji Dergisi. 1996, 4(2): 88-93.
8. WHO, March of Dimes, Partnership for Maternal, Newborn & Child Health, Save the Children. Born too soon: the global action report on preterm birth. www.who.int/maternal_child_adolescent/documents/born_too_soon/en/ (Accessed on May 04, 2012
9. Creasy RK, Iams JD. Preterm labor and delivery. Creasy RK, Resnik R. In: Maternal-Fetal Medicine 4th ed. Philedelphia: WB Saunders Company, 1999: 498-531.
10. Eichenwald, EC, Stark, AR. Management and outcomes of very low birth weight. N Engl J Med 2008; 358 (16):1700-11.
11. Stoll BJ, Hansen NI, Bell EF, et al. Neonatal outcomes of extremely preterm infants from the NICHD Neonatal Research Network. Pediatrics 2010; 126 (3):443-56.
12. Altman M, Vanpée M, Cnattingius S, Norman M. Neonatal morbidity in moderately preterm infants: a Swedish national population-based study. J Pediatr 2011; 158 (2):239.
13. Fanaroff, AA, Stoll, BJ, Wright, LL, et al. Trends in neonatal morbidity and mortality for very low birthweight infants. Am J Obstet Gynecol 2007; 196 (2): 147.
14. Lemons, JA, Bauer, CR, Oh, W, et al. Very low birth weight outcomes of the National Institute of Child health and human development neonatal research network, January 1995 through December 1996. NICHD Neonatal Research Network. Pediatrics 2001; 107 (1): E1.
15. Field, DJ, Dorling, JS, Manktelow, BN, Draper, ES. Survival of extremely premature babies in a geographically defined population: prospective cohort study of 1994-9 compared with 2000-5. BMJ 2008; 336 (7655) :1221-3.
16. Markestad, T, Kaaresen, PI, Ronnestad, A, et al. Early death, morbidity, and need of treatment among extremely premature infants. Pediatrics 2005; 115 (5): 289-98.
17. Itabashi, K, Horiuchi, T, Kusuda, S, et al. Mortality rates for extremely low birth weight infants born in Japan in 2005. Pediatrics 2009; 123 (2): 445-50.
18. Mathews, TJ, MacDorman, MF. Infant mortality statistics from the 2004 period linked birth/infant death data set. Natl Vital Stat Rep 2007; 55 (14): 1-32.
19.  Mathews, TJ, MacDorman, MF. Infant mortality statistics from the 2005 period linked birth/infant death data set. Natl Vital Stat Rep 2008; 57 (2): 1-32.
20. Tyson JE, Parikh NA, Langer J, et al. Intensive car efor extreme premeturity moving beyond gestational age. N Engl J Med 2008; 358 (16): 1672-81.
21. Engle, WA, Tomashek, KM, Wallman, C. "Late-preterm" infants: a population at risk. Pediatrics 2007; 120 (6): 1390-401.
22. Raju, TN. Late-preterm births: challenges and opportunities. Pediatrics 2008; 121 (2): 402-3.
23. McIntire, DD, Leveno, KJ. Neonatal mortality and morbidity rates in late preterm births compared with births at term. Obstet Gynecol 2008; 111 (1): 35-41.
24. Moser, K, Macfarlane, A, Chow YH, Hilder L, Dattani N. Introducing new data on gestation-specific infant mortality among babies born in 2005 in England and Wales. Health Stat Q 2007; (35) :13-27.
25. Fellman V, Hellstrom-Westas, L, Norman, M, et al. One-year survival of extremely preterm infants after active perinatal care in Sweden. JAMA 2009; 301:2225.
26. Swamy GK,  Ostbye, T, Skjaerven, R. Association of preterm birth with long-term survival, reproduction, and next-generation preterm birth. JAMA 2008; 299:1429.
Dosya / Açıklama
Şekil 1
Başvurudaki gebelikte erken doğum nedenleri
Şekil 2
Doğum haftası-yenidoğan dönemi komplikasyonları arasındaki ilişki
Tablo 1
Demografik özellikler
Tablo 2
Başvurudaki gebelikte erken doğum nedenleri