Ara

Bu bölümde sistem içerisindeki makaleler arasında arama yapabilirsiniz.

Dergi Kimliği

Online ISSN (İngilizce)
1305-3124

Basılı ISSN (Türkçe)
1300-5251

Online ISSN (Türkçe)
1305-3132

Kuruluş
1993

Editör
Cihat Şen

Yardımcı Editörler
Murat Yayla, Oluş Api

Risk Faktörü Olmayan Gebeliklerde Brakiyal Pleksus Felci ile Omuz ve Klavikula Kırığı Olgularında Yenidoğanda Antropometrik Farklılıklar

Hüseyin Kıyak, Alev Atış Aydın, Gökhan Bolluk, Emel Canaz, Zemzem Ulaşkın, Ali Gedikbaşı

Künye

Risk Faktörü Olmayan Gebeliklerde Brakiyal Pleksus Felci ile Omuz ve Klavikula Kırığı Olgularında Yenidoğanda Antropometrik Farklılıklar. Perinatoloji Dergisi 2019;27(0):- DOI: 10.2399/prn.19.0272009

Yazar Bilgileri

Hüseyin Kıyak1,
Alev Atış Aydın2,
Gökhan Bolluk2,
Emel Canaz3,
Zemzem Ulaşkın1,
Ali Gedikbaşı2

  1. İstanbul Kanuni Sultan Süleyman EAH Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği İstanbul TR
  2. İstanbul Kanuni Sultan Süleyman EAH Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği, Perinatoloji Kliniği İstanbul TR
  3. İstanbul Bilim Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum ABD İstanbul TR
Yazışma Adresi

Ali Gedikbaşı, İstanbul Kanuni Sultan Süleyman EAH Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği, Perinatoloji Kliniği İstanbul TR, alged_1971@yahoo.com

Yayın Geçmişi

Gönderilme Tarihi: 02 Eylül 2019

Kabul Edilme Tarihi: 30 Eylül 2019

Erken Baskı Tarihi: 30 Eylül 2019

Çıkar Çakışması

Çıkar çakışması bulunmadığı belirtilmiştir.

Amaç
Omuz distosisi açısından düşük risk taşıyan olgularda brakiyal pleksus felci, klavikula kırığı ve omuz/humerus kırığı komplikasyonlarını yaşayan yenidoğanların antropometrik verilerinden yararlanarak antenatal değerlendirmeye yönelik öngörü oluşturmak.
Yöntem
Distosik doğuma neden olabilecek fetal makrozomi, maternal diyabet, maternal obezite ve gebelikte aşırı kilo alımı, omuz distosisi öyküsü, doğum indüksiyonu, epidural anestezi gibi risk faktörleri dışlandıktan sonra hastane veri tabanından retrospektif olarak çıkarılan doğum komplikasyonu olguları, aynı obstetrik ve demografik özellikleri taşıyan, ancak doğum travması yaşamayan, aynı tartı ve cinsiyette yenidoğan verileri birebir eşleştirildi.
Bulgular
185 yenidoğan komplikasyonu gözlenmiştir; bunların 149 tanesi klavikula kırığı, 8 tanesi omuz ve humerus kırığı, 28 tanesi de brakiyal pleksus felci olarak sınıflandırılmıştır.
Doğum komplikasyonu yaşanan olgularda doğumun 2.evresinin anlamlı şekilde daha uzun olduğu görülmüştür (p=0,01, 22,41 ± 6,98 dakikaya karşılık 24,23 ± 6,43 dakika). Omuz distosisi komplikasyonların yaşandığı çalışma grubunda daha sık gözlenmiştir (p=0,0001; sıklığı %32,97’ ye karşılık %2,7).
Antropometrik ölçümler açısından göğüs çevresi / baş çevresi oranlarının ROC çalışması anlamlı saptanmış, oranın >0,97’ den büyük olması durumunda (AUC = 0,903; sensitivite %77,84, spesifisite %89,73, PPD %88,3, NPD %80,2, LR 7,58) omuz distosisi ve komplikasyonları öngörebileceği görülmüştür
Komplikasyonların 4000 gr’ ın üstündeki olgulardan sonra anlamlı olarak artmaya başladığı görülmüştür (p=0,029).
Sonuç
Doğum kanalı içinde omuzlar ve uzantıları travmaya açıktır. İleri sürdüğümüz hipotezde neonatal antropometrik veriler komplikasyonlar ile anlamlı çıkmıştır. Bir öngörüde bulunmak için, antenatal dönem ve özellikle de eylem sırasında fetal baş ölçümlerinin yanısıra ayrıca bisakromiyal çap ve toraks/göğüs çevresi ölçümleri yardımcı olabilir.
Anahtar Kelimeler

Yenidoğan antropometrik ölçümler, omuz distosisi, doğum travması

Giriş
Obstetrik tanı veya öngörüde son dönemlerdeki pek çok gelişmeye rağmen halen omuz distosisi bir kadın doğum hekiminin başına doğum eylemi sırasında gelebilecek en önemli sorunlardan bir tanesidir. Genellikle pelvis içinde inişini gerçekleştiren fetüsün ön omzunun simfiz pubis tarafından obstrüksiyona uğraması şeklinde gerçekleşebileceği gibi, posterior omzun sakral promontoryuma takılmasına bağlı olarak da ortaya çıkabilir (1). Baş gelişi olan vaginal doğumlarda omuz distosisi sıklığı %0,2-3 arası farklılık gösterebilmektedir (2). Bu olguların da yaklaşık %4 ile %40’ nda da brakiyal pleksus felci (BPF) gelişmektedir (3, 4). Omuz takılması sırasında da bazı yenidoğanlarda klavikula kırığı riskinin arttığı da görülmüştür (5, 6). Bununla birlikte klavikula kırığı pek çok olguda spontan olarak da gerçekleşebilir (7, 8).
Omuz distosisi sırasında BPF’ ne ait gerçekleştiği düşünülen mekanizma, fetal başın aşırı güç uygulanarak lateral traksiyon ile fetal gövdeden aksiyal planda uzaklaştırılması şeklinde kurgulanmıştır. Ancak bu sırada ortaya çıkabilecek olası bir klavikula kırığı, distosik bir doğum sırasında torasik yapı ile birlikte brakiyal pleksus için gerekli olan boşluğu arttırıp koruyucu da olabilir. Bir klavikula kırığı, klavikula ve 1.kaburga arasındaki boşluğu etkin bir şekilde arttırarak, brakiyal pleksusun toraks ile birlikte çıkışı sırasında kompresyonunu azaltabilir. Buna karşın, klavikula kırığının kendisi de doğum travmasının bir işareti ve BPF için artmış bir riske işaret eder (9). Literatür verilerine bakıldığında omuz distosisi varlığında klavikula kırığının BPF’ nin şiddetini arttırıp arttırmadığı konusunda kesin bir görüş birliği yoktur. Retrospektif bir çalışma, eşlik eden bir klavikula kırığının nörolojik iyileşmeyi arttırdığı göstermiştir (10). Buna karşın başka bir çalışma da klavikula kırığının brakiyal pleksus yaralanması konusunda ne koruyucu ne de yaralanmanın şiddeti konusunda öngörü verdiğini bildirmiştir (11). Ancak ne şekilde olursa olsun, BPF gelişimi obstetrik hekimleri için mediko-legal sorunların gelişimi açısından öngörülemez bir sorun olarak karşımıza çıkmakta ve tartışmalar sinir hasarı üzerinde intrensek ve iyatrojenik güçlerin etkileşimi çerçevesinde devam etmektedir (12).      
Fetal makrozomi, maternal diyabet, ileri anne yaşı, maternal obezite ve gebelikte aşırı kilo alımı, polihidramniyos varlığı, omuz distosisi öyküsü, eylemdeki anormal seyir ve disfonksiyon, eylem augmentasyonu, operatif vaginal doğum gereksinimi gibi pek çok risk faktörü bildirilmiştir (13-15). Ancak yenidoğanlar ile ilgili birtakım antropometrik çalışmalarda, omuz distosisi yaşayan bebeklerde birtakım farklılıkların görülebileceğini göstermektedir (16-20).
Bu çalışmamızın amacı, rutin olarak gerçekleştirilen yenidoğan muayene verilerinden hareketle, kliniğimizde görülen omuz distosisi olsun veya olmazsın, görülen BPF, klavikula kırıkları ve omuz ile humerus kırığı gibi komplikasyonlardaki yenidoğan özelliklerini ortaya koymak, olası bir omuz distosisi ve komplikasyonları için yüksek şüphe ve öngörü çıkarabilmekti. Bunu da gerçekleştirirken gebelik dönemindeki omuz distosisi ve olası komplikasyonlarından olabildiğince arındırılmış bir grup ile çalışmayı hedefledik.
Yöntem
Omuz distosisi tanımı pek çok yerde sübjektif şekilde yapılmaktadır. Kliniğimizde omuz distosisi tanımı için, başın doğumu gerçekleşip perinede göründükten sonra 60 saniyeden fazla sürenin geçmesi ve/veya omuzların doğumu halen gerçekleşmemiş ise ek manevra (McRoberts, suprapubik bası, rotasyon manevraları veya diz dirsek pozisyonu gibi) uygulama zorunluluğu, olarak tanımlanmaktadır (21). Bununla birlikte doğum distosisi olgularında yenidoğanlarda muayene bulgularına göre mutlaka saptanabilecek bir komplikasyon görülmeyebilir. Hatta bunun tersi de geçerli olup, omuz distosisi olmaksızın veya omuz distosisi olduğunun farkına varılmaksızın komplikasyonlar da gelişebilir (20). Brakiyal pleksus yaralanması, ilgili sinir yapının travması ve parezisine bağlı olarak o taraftaki üst ekstremitede, diğer aktif üst ekstremiteye göre, hareket azalması gözlenmesidir (1). Açık veya kapalı klavikula kırığı veya üst kol/humerus kırığı tanısı ise, yenidoğan muayenesi ile birlikte röntgen görüntüleme ile konmaktadır. Çalışmamıza distosi veya zor doğuma bağlı hipoksik iskemik ensefalopati olguları dahil edilmedi.  
            Çalışmamızda dışlama kriterleri, antepartum dönemde gebelik sırasında OGTT testinin/testlerine bağlı veya gebelik öncesi GDM (gestasyonel diyabet) tanısının konulmuş olması, doğumda maternal VKİ (vücut kitle indeksi)’ nin >30 kg/m2 olması, multipar kadınlarda omuz distosisi öyküsü olması; intrapartum dönem için de dışlama kriterleri, 37.gebelik haftasının altındaki doğumlar, gebelere doğum için indüksiyon veya epidural anestezi uygulanması ve enstrümantal vaginal doğum gibi omuz distosisi riskini arttırıcı olgular dışlanmıştır. Hastanemizde mükerrer ölçümler ile birlikte tahmini doğum tartının 4500 gr’ ın üstünde ölçülmesi sezaryen endikasyonudur. Bu nedenle doğum öncesi tahmini doğum tartısı 4500 gr’ ın üstünde ölçülen ve doğum tartısı da 4500 gr’ ın üstünde çıkan fetüsler dışlanmıştır; ancak doğumhaneye yatışı sırasında tahmini doğum tartısı 4500 gr’ ın altında çıkan ve doğumda tartısı 4500gr’ ın üstünde olan yenidoğanlar çalışmaya dahil edilmiştir.
Hastane bilgi işlem sistemi veri tabanından klavikula kırığı, brakiyal pleksus felci/yaralanması ve omuz/humerus kırığı komplikasyonlarını yaşayan ve doğumu gerçekleşen yenidoğanlar Ocak 2013 – Haziran 2019 dönemleri arasında tanımlanarak ilgili ante- ve intrapartum özelliklere göre dışlama da gerçekleştirildikten sonra çalışma grubu oluşturulmuştur. Kontrol grubu olarak çalışma grubundaki gebeler ile ait aynı obstetrik ve demografik özellikleri taşıyan, ancak doğum travması yaşamayan, aynı tartı ve cinsiyette yenidoğan verileri birebir eşleştirildi. Distosik doğuma neden olabilecek doğum öncesi gebelik ile ilişkili etkenler (fetal makrozomi, maternal diyabet, maternal obezite ve gebelikte aşırı kilo alımı, omuz distosisi öyküsü, doğum indüksiyonu, epidural anestezi) dışlandıktan sonra maternal demografik veriler ile birlikte, doğumun 2.evresi, yenidoğan cinsiyeti, yenidoğan tartısı, Apgar verileri ile yenidoğanların baş ve göğüs çevresi şeklindeki antropometrik ölçümleri karşılaştırıldı.
Bu çalışmada istatistiksel analizler NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 Statistical Software (Utah, USA) paket programı ile yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde  tanımlayıcı istatistiksel metotların (ortalama, standart sapma, mediyan, interquartil aralık, sıklık ve yüzde dağılımları) yanı sıra Shapiro–Wilk normallik testi ile değişkenlerin dağılımına bakılmış, normal dağılım gösteren değişkenlerin karşılaştırmalarında tek yönlü varyans analizi, ikili grupların karşılaştırmasında bağımsız t testi , normal dağılım göstermeyen gruplar arası karşılaştırmalarında Kruskal Wallis testi, ikili grupların karşılaştırmasında Mann Whitney U testi, nitel verilerin  karşılaştırmalarında  ki-kare testi  kullanılmıştır. Brakiyal Pleksus yaralanmasının ayırıcı tanısında Baş Çevresi, Göğüs Çevresi ve Göğüs Çevresi/Baş Çevresi Ratio değişkenleri için ROC eğrisi altında kalan alan ve sensitivite, spesifisite, pozitif prediktif değeri, negatif prediktif değeri ve LR (+) değerleri ile kestirim noktası hesaplanmıştır. Sonuçlar, anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir.
Bulgular
Ocak 2013 – Haziran 2019 döneminde aranan özelliklere sahip 185 yenidoğan komplikasyonu gözlenmiştir. Bunların 149 tanesi klavikula kırığı, 8 tanesi omuz ve humerus kırığı, 28 tanesi de BPF olarak sınıflandırılmıştır. İlgili maternal veriler, doğumun 2.evresinin süresi, omuz distosisi birlikteliği, Apgar skorları ve yenidoğan boy ile kilo ilişkileri, çalışma grubu ve eşleştirilen kontrol grubunda Tablo 1’ de gösterilmiştir. Buna göre doğum komplikasyonu yaşanan olgularda doğumun 2.evresinin anlamlı şekilde daha uzun olduğu görülmüştür (p=0,01, 22,41 ± 6,98 dakikaya karşılık 24,23 ± 6,43 dakika). Benzer şekilde omuz distosisi görülmesi de komplikasyonların yaşandığı çalışma grubunda daha sık gözlenmiştir (p=0,0001; sıklığı %32,97’ ye karşılık %2,7). Çalışma gruplarında 1.ve 5.dakika Apgar skorları anlamlı şekilde daha düşük saptanmıştır (1.dakika Apgar skoru için p=0,0001 ve 5.dakika Apgar skoru için p=0,005).
            Yapılan eşleştirmeler nedeniyle her iki grup arasında doğum tartılarında bir fark gözlenmemiştir (Tablo 2). Ancak yenidoğan ölçümlerine bakıldığında, komplike çalışma grubunda baş ve göğüs çevrelerinin anlamlı şekilde daha fazla olduğu görülmüştür. Yukarıda kurgulanan BPF mekanizmasında fetal başın aşırı güç uygulanarak lateral traksiyon ile fetal gövdeden aksiyal planda uzaklaştırılması nedeniyle göğüs ve baş çevrelerinin orantılandırılması yoluna gidilmiştir (9, 23) (Şekil 1). Göğüs çevresi / baş çevresi oranlarının ROC çalışması anlamlı olup, oranın >0,97’ den büyük olması durumunda (AUC = 0,903; sensitivite %77,84, spesifisite %89,73, PPD %88,3, NPD %80,2, LR 7,58) omuz distosisi ve komplikasyonları öngörmesi açısından anlamlı olduğu görülmüştür.   
            Çalışma grubundaki komplikasyonun görüldüğü klavikula kırığı, omuz/humerus kırığı ve brakiyal pleksus felci/yaralanması olguları demografik ve antropometrik veriler açısından ayrı ayrı olarak değerlendirildiğinde, brakiyal pleksus olgularında omuz distosisi birlikteliğinin daha fazla olduğu görülmüştür (Tablo 3) (p=0,025, brakiyal pleksus ile birlikteliği %53,57). Komplikasyonları, 4500 gr’ dan önce, 4000 gr’ ın üstündeki olgularda anlamlı olarak artmaya başladığı görülmüştür (p=0,029). Diğer parametreler açısından herhangi bir farklılık görülmemiştir.
Tartışma
İlgili veriler ile çalışmamız, omuz distosisi ile birlikte görülebilen klavikula kırığı, omuz/humerus kırığı ve brakiyal pleksus felci/yaralanması yaşayan yenidoğanlardaki antropometrik ölçümleri, kliniğin ortaya çıkmasından sonra, obstetrik açıdan bir nevi retrospektif olarak değerlendiren bir çalışmadır. 1982 yılında Modanlou ve ark. (23), omuz distosisi ile birlikte ve olmaksızın yenidoğanlarda bazı antropometrik verileri yayınlayarak, omuz distosisi yaşayan olgularında daha büyük bir omuz çevresinin olduğunu, aynı olgularda da omuz çevresi/baş çevresi oranlarının yüksek olduğu bildirilmiştir. Aynı çalışmada diyabetik anne çocuklarında antropometrik ölçümlerin daha da belirgin olduğu bildirilmiştir. Makrozomi ve diyabetik anne bebeklerin varlığı bile omuz distosisi olgularının ancak %55’ ini öngördüğünden, bu şekilde ortaya çıkabilecek doğum komplikasyonlarının öngörüsüne katkı sağlayabilecek veriler önem oluşturmaktadır (24). Bu iki risk faktörünün dışında da literatür çalışmaları farklı ek antepartum ve intrapartum faktörlerin de katkı sağlayabileceğini göstermiştir: maternal obezite ve gebelikte aşırı kilo alımı, omuz distosisi öyküsü, eylemdeki anormal seyir ve disfonksiyon, operatif vaginal doğum gereksinimi (13). Tüm bu faktörler dışlanarak yenidoğan antropometrik verileri ve omuz distosisi fizypatolojisinden hareket ederek çalışma düzenlenmeye çalışılmış, buradan da hareketle öngörü hipotezi ortaya konulmaya çalışılmıştır.
            Çalışmamızda literatür verileri ile uyumlu şekilde komplike olgularda doğumun 2.evresinin uzadığı görülmüştür (1, 24, 25). Hipotetik şekilde ve omuz distosisi tanımına da uygun olarak bu, bu uzama fetal omuzların doğumunun uzamasına bağlı olarak olabilir. Ancak çalışmamızda görüldüğü gibi, komplike hasta grubu ile kontrol grubu tartıları benzer olmakla birlikte, baş ve göğüs çevreleri daha büyük olduğundan ve daha büyük bir objenin vaginadan geçmesine ve ortaya çıkan sürtünme direncine bağlı olarak da doğumun bu 2.evresindeki uzama gerçekleşmiş olabilir. Komplike olguların hepsinde omuz distosisi görülmemekle birlikte, çalışmamızdaki komplike hastalarda ve özellikle de BPF hasta alt grubunda anlamlı şekilde bir birliktelik görülmüştür. BPF sonrası 6 ay içinde fonksiyonel iyileşme, mevcut yaralanmanın düzeyi ile ilgili olup, C5-C6 ve C5-C7 gibi daha üst düzeydeki yaralanmalar sonrası iyileşme oranları için %64 gibi oranlar verilirken, C5-T1 gibi daha alt düzeydeki parezilerde iyileşme oranları %14’ lere kadar düşmektedir (1, 2). Aynı kaynaklar brakiyal pleksus ve omuz distosisi birlikteliğine dikkat çekerken, klavikula kırığı benzeri fraktür komplikasyonları omuz distosisi ile birlikte artmakta, ancak herhangi bir travay sorunu yaşanmaksızın da gerçekleşebilmektedir (5-8).          
            Omuz distosisinin doğum öncesi öngörüsü için literatür taramasında biyometrik ölçümlere yönelik farklı yayınlar bulmakla birlikte (16-18, 26-33), bunların çoğu antenatal izlemlerde omuz distosisi ile baş ve karın çevresi farkları ve ilgili hesaplamaları ile ilişkili öngörüye ulaşmaya yönelik çalışmalardır. Ne yazık ki bu çalışmaların hiçbiri antenatal ölçümler ile distosi öngörüsünde bulunamayacağı sonucuna varmıştır. Bunun yanısıra sadece tek bir çalışma antenatal omuz (bisakromiyal) çapının ölçümü ile makrozomi ilişkisini değerlendirmiştir (20). Bu çalışmada Youssef ve arkadaşları, transtorasik çap + (2 x ön kol uzunluğu) şeklinde bir formül geliştirerek dolaylı şekilde bisakromiyal çapı ölçmüşler ve 15,4 cm’ lik bir eşik değer için %88,4’ lük bir makrozomi öngörüsü ve %96,4’ lük sensitivite bildirmişlerdir. Ancak bu çalışmanın da omuz distosisine yönelik verisi yoktu. Aynı şekilde yaptığımız literatür taramasında omuz distosisi ve yenidoğanların omuz çapı ile ilgili olarak ancak sınırlı sayıda eski literatür verisine ulaşılmıştır (19, 23). Bunlar doğum sonrası yenidoğanlarda omuz çevresi ölçümünün distosik doğumlarda belirgin olduğunu ortaya koymuştur. İntrauterin süreçteki zorluk, aynı düzlemde anatomik pozisyon almayan iki omuz başının değişkenlik göstermesi ve doğum kanalı içerisinde, doğum eyleminin de bir parçası olan fetal ve omuz hareketlerine bağlı aynı düzlemde değerlendirilemeyişidir.
Çalışmamızda olduğu gibi omuz distosisi ile göğüs çevresi ölçümünü değerlendiren benzer şekilde sınırlı sayıda literatür verisi saptanmıştır (19, 23, 34-36). Bu çalışmalarda da bizimkine benzer şekilde doğum sonrası komplikasyon yaşayan yenidoğanların baş çevresi ile göğüs çevresi ölçümleri ve farklarını karşılaştırılarak değerlendirme gerçekleştirilmiş ve göğüs çevresi ölçümünün anlamlı olduğu vurgulanmıştır. Bu çalışmalardan Li ve ark. (36), bizim çalışmamızda olduğu gibi omuz distosisi ve doğum komplikasyonu yaşayan yenidoğanların antenatal verilerini retrospektif olarak değerlendirmiş, postnatal göğüs çevresi ölçümünün anlamlı olduğunu vurgularken, yenidoğan göğüs çevresi/baş çevresi oranlarının da anlamlı olduğunu bildirmişlerdir. Biz de çalışmamızda gerek baş çevresinin gerekse göğüs çevresini komplikasyon yaşayan çalışma grubunda anlamlı olarak büyük olduğunu saptarken, bu postnatal verilerin öngörüde dolaylı şekilde anlamlı olabileceğini vurgulamak istedik. Bisakromiyal çap ölçümünün eylemdeki kadında zorluğunu özellikle vurgulamaya çalışırken, nispeten daha stabil şartlar ve ultrason kesitlerinde dört oda boşluğu düzleminde göğüs çevresi ölçümünün mümkün olabileceğini vurgulamaya çalışarak, bir hipotezi ileri sürdük. Yenidoğanlarda özellikle göğüs çevresi/baş çevresi oranların anlamlı olduğunu, doğum travmasına bağlı komplikasyonların da özellikle 4000 gr’ ı geçen yenidoğanlarda olduğunu gözlemledikten sonra, bu ölçümlerin antenatal değerlendirmelere yansıtmak ve hipotezi değerlendirmek üzere kliniğimizde bu amaçla prospektif çalışma başlatılmıştır.               
Sonuç
Omuz distosisi ile birlikte veya omuz distosisi olmaksızın doğum sırasında yaşanabilecek doğum komplikasyonlarının öngörüsü konusunda antenatal çalışmalar yetersizdir. Bugüne kadar yapılan çalışmalar daha çok risk gruplarının belirlenmesine yönelik değerlendirmeler olup, bunlar da doğum sırasında olabilecekleri öngörme açısından tam olarak yardımcı olamamaktadır. Doğum eylemi sırasında hem doğum kanalını hem de içindeki fetüsü tam olarak değerlendirebilmek için başka ek verilere daha gereksinim duyulmaktadır. Aynı doğum tartısındaki yenidoğanlarda bile farklı fiziksel özellikler değişkenlik gösterebilmekte, bunların farklılıklarını dikkate almak gerekmektedir. Doğum kanalı içinde fetal kraniyal yapılar kalvaryum içinde nispeten daha korunaklı iken, omuzlar ve ilgili uzantılar daha labil ve hareketli organ parçaları olarak travmaya açıktır. Bu nedenle ileri sürdüğümüz hipotezde neonatal antropometrik verilerin ve özellikle baş çevresi ile birlikte göğüs çevresi ölçümlerinin komplike olgularda anlamlı olduğunu gördük. Bir öngörüde bulunmak için, antenatal dönem ve özellikle de eylem sırasında fetal baş ölçümlerinin yanısıra ayrıca bisakromiyal çap ve toraks/göğüs çevresi ölçümleri yardımcı olabilir.
 
1. ACOG Practice Bulletin Number No 178: Shoulder Dystocia Obstet Gynecol. 2017; 129: e123-e133.
2. Gherman RB, Chauhan S, Ouzounian JG, Lerner H, Gonik B, Goodwin TM. Shoulder dystocia: the unpreventable obstetric emergency with empiric management guidelines. Am J Obstet Gynecol 2006;195;657–72
3. Kees S, Margalit V, Schiff E, Mashiach S, Carp HJ. Features of shoulder dystocia in a busy obstetric unit. J Reprod Med. 2001; 46:583-8
4. Bofill JA, Rust OA, Devidas M, Roberts WE, Morrison JC, Martin JN Jr. Shoulder dystocia and operative vaginal delivery. J Matern Fetal Med. 1997; 6:220-4.
5. Lopez E, de Courtivron B, Saliba E. Neonatal complications related to shoulder dystocia [in French]. J Gynecol Obstet Biol Reprod (Paris). 2015; 44:1294-1302.
6. Karahanoglu E, Kasapoglu T, Ozdemirci S, Fadıloglu E, Akyol A, Demirdag E et al. Risk factors for clavicle fracture concurrent with brachial plexus injury. Arch Gynecol Obstet. 2016; 293:783-7
7. Beall MH, Ross MG. Clavicle fracture in labor: risk factors and associated morbidities. J Perinatol. 2001; 21:513-5
8. Ozdener T, Engin-Ustun Y, Aktulay A, Turkcapar F, Oguz S, Yapar Eyi EG et al. Clavicular fracture: its incidence and predisposing factors in term uncomplicated pregnancy. Eur Rev Med Pharmacol Sci. 2013; 17:1269-72
9. Doumouchtsis SK, Arulkumaran S. Are all brachial plexus injuries caused by shoulder dystocia? Obstet Gynecol Surv. 2009;64: 615-23
10. Wall LB, Mills JK, Leveno K, Jackson G, Wheeler LC, Oishi SN et al. Incidence and prognosis of neonatal brachial plexus palsy with and without clavicle fractures. Obstet Gynecol. 2014; 123:1288-93.
11. Leshikar HB, Bauer AS, Lightdale-Miric N, Molitor F, Waters PM, TOBI Study Group. Clavicle fracture is not predictive of the need for microsurgery in brachial plexus birth palsy. J Pediatr Orthop. 2018; 38:128-32.
12. Gonik B, Zhang N, Grimm MJ. Prediction of brachial plexus stretching during shoulder dystocia using a computer simulation model. American Journal of Obstetrics and Gynecology. 2003; 189: 1168–72.
13. Mehta SH, Sokol RJ. Shoulder dystocia: risk factors, predictability, and preventability. Semin Perinatol. 2014; 38:189-93
14. Erdoğan K, Yapar Eyi EG. Multipar gebelerde yüksek ve düşük doz oksitosin protokollerinin doğum eylem süreleri ve fetal-maternal kompliikasyonlar açısından karşılaştırılması. Perinatoloji Dergisi 2017; 25: 11-8
15. Akyol A, Talay H, Gedikbaşı A, Ark C, Ülker V, Özdemir Ç. Diyabetik olmayan gebelerin makrozomik doğumlarında etkili faktörler. Perinatoloji Dergisi 2014; 22: 83-7
16. Secher AL, Bytoft B, Tabor A, Damm P, Mathiesen ER. Fetal sonographic characteristics associated with shoulder dystocia in pregnancies of women with type 1 diabetes. Acta Obstet Gynecol Scand. 2015; 94:1105-11.
17. Larson A, Mandelbaum DE. Association of head circumference and shoulder dystocia in macrosomic neonates. Matern Child Health J. 2013; 17:501-4
18. Burkhardt T, Schmidt M, Kurmanavicius J, Zimmermann R, Schäffer L. Evaluation of fetal anthropometric measures to predict the risk for shoulder dystocia. Ultrasound Obstet Gynecol. 2014; 43:77-82
19. Winn HN, Holcomb W, Shumway JB, al-Malt A, Amon E, Hobbins JC. The neonatal bisacromial diameter: a prenatal sonographic evaluation. J Perinat Med. 1997; 25:484-7
20. Youssef AEA, Amin AF, Khalaf M, Khalaf MS, Ali MK, Abbas AM. Fetal biacromial diameter as a new ultrasound measure for prediction of macrosomia in term pregnancy: a prospective observational study. J Matern Fetal Neonatal Med. 2019; 32:2674-9
21. Spong CY, Beall M, Rodriques D, Ross MG. An objective definition of shoulder dystocia: prolonged head-to-body delivery intervals and/or the use of ancillary obstetric maneuvers. Obstet Gynecol 1995; 86:433–6
22. Miller LA. Shoulder dystocia: planning for the unpredictable. J Perinat Neonatal Nurs. 2014; 28:256-8.
23. Modanlou HD, Komatsu G, Dorchester W, Freeman RK, Bosu SK. Large-for-gestational-age neonates: Anthropometric reasons for shoulder dystocia. Obstet Gynecol, 1982; 60: 417–23.
24. Acker DB, Sachs BP, Friedman EA. Risk factors for shoulder dystocia. Obstet Gynecol. 1993; 168:1732–7
25. Anderson JE. Complications of labor and delivery: shoulder dystocia. Prim Care. 2012; 39:135-44.
26. Cohen B, Penning S, Major C, Ansley D, Porto M, Garite T. Sonographic prediction of shoulder dystocia in infants of diabetic mothers. Obstet Gynecol. 1996; 88:10-3
27. Cohen BF, Penning S, Ansley D, Porto M, Garite T. The incidence and severity of shoulder dystocia correlates with a sonographic measurement of asymmetry in patients with diabetes. Am J Perinatol. 1999; 16:197–201
28. Rajan PV, Chung JH, Porto M, Wing DA. Correlation of increased fetal asymmetry with shoulder dystocia in the nondiabetic woman with suspected macrosomia. J Reprod Med. 2009; 54:478-82.
29. Miller RS, Devine PC, Johnson EB. Sonographic fetal asymmetry predicts shoulder dystocia. J Ultrasound Med. 2007; 26:1523-8.
30. Abramowicz JS, Robischon K, Cox C. Incorporating sonographic cheek-to-cheek diameter, biparietal diameter and abdominal circumference improves weight estimation in the macrosomic fetus. Ultrasound Obstet Gynecol. 1997; 9:409-13.
31. Parantainen J, Palomäki O, Talola N, Uotila J. Clinical and sonographic risk factors and complications of shoulder dystocia - a case-control study with parity and gestational age matched controls. Eur J Obstet Gynecol Reprod Biol. 2014; 177:110-4.
32. Athukorala C, Crowther CA, Willson K; Austrailian Carbohydrate Intolerance Study in Pregnant Women (ACHOIS) Trial Group. Women with gestational diabetes mellitus in the ACHOIS trial: risk factors for shoulder dystocia. Aust N Z J Obstet Gynaecol. 2007; 47:37-41.
33. Chauhan SP, Lynn NN, Sanderson M, Humphries J, Cole JH, Scardo JA. A scoring system for detection of macrosomia and prediction of shoulder dystocia: a disappointment. J Matern Fetal Neonatal Med. 2006; 19:699-705.
34. Hitschold T, Grewe J. [Shoulder dystocia--risk factors and indicators. A retrospective analysis within an obstetric collective of 14,913 deliveries]. Z Geburtshilfe Neonatol. 2008; 212:211-6.
35. Kozovski I, Popova A, Protopopov F, Petkova U, Cherneva S. [Fetal shoulder girdle dystocia during labor]. Akush Ginekol (Sofiia). 1990; 29:18-22.
36. Li N, Li Q, Chang L, Liu C. [Risk factors and clinical prediction of shoulder dystocia in non-macrosomia]. Zhonghua Fu Chan Ke Za Zhi. 2015; 50:17-21. Chinese.
Dosya / Açıklama
Şekil 1
Antropometrik ölçüm ve oranların ROC eğrisi çalışması
Tablo 1
Maternal veriler, doğum evresi ve yenidoğan verileri
Tablo 2
Antropometrik ölçümler ve tartı ilişkisi
Post hoc istatistik
post hoc istatistik
Tablo 3
Komplikasyonların omuz distosisi sıklığı ilişkileri ile birlikte yenidoğan verileri