Ara

Bu bölümde sistem içerisindeki makaleler arasında arama yapabilirsiniz.

Dergi Kimliği

Online ISSN (İngilizce)
1305-3124

Basılı ISSN (Türkçe)
1300-5251

Online ISSN (Türkçe)
1305-3132

Kuruluş
1993

Editör
Cihat Şen

Yardımcı Editörler
Murat Yayla, Oluş Api

Sistemik İnflamatuar İndekslerinin Preeklampsiyi ve Ciddiyetini Öngörmede Yeri

Onur Bektaş, Kıvılcım Bektaş, Cuma Taşın

Künye

Sistemik İnflamatuar İndekslerinin Preeklampsiyi ve Ciddiyetini Öngörmede Yeri. Perinatoloji Dergisi 2019;27(0):- DOI: 10.2399/prn.19.0272003

Yazar Bilgileri

Onur Bektaş,
Kıvılcım Bektaş,
Cuma Taşın

  1. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Mersin TR
Yazışma Adresi

Onur Bektaş, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Mersin TR, o.b@outlook.com

Yayın Geçmişi

Gönderilme Tarihi: 24 Mayıs 2019

Kabul Edilme Tarihi: 02 Eylül 2019

Erken Baskı Tarihi: 02 Eylül 2019

Çıkar Çakışması

Çıkar çakışması bulunmadığı belirtilmiştir.

Amaç
İmmün aracılı inflamasyondaki anormal değişiklikler preeklampsinin (PE) patogenezine katkıda bulunur. Bu çalışmada amacımız sistemik inflamatuar indekslerin [nötrofil/lenfosit oranı (NLO), trombosit/lenfosit oranı (TLO), monosit/lenfosit oranı (MLO), trombosit /nötrofil oranı (TNO)] hastalık göstergeleri olarak ve aynı zamanda erken tanı imkânı, hastalığın şiddetinin değerlendirmesi ve PE'nin prognozu için teorik bir temel olarak araştırmaktır.
Yöntem
Retrospektif vaka kontrollü olarak planlanan bu çalışmada 573 gebenin klinik kayıtları tarandı. 28 hasta eklamptik nöbet geçirmesi, 50 hasta HELLP sendromu (hemoliz, trombositopeni ve yüksek karaciğer transaminaz), 20 hasta süperempoze preeklampsi, 19 hasta kronik hipertansiyon hastalığı, 25 hasta gestasyonel hipertansiyonu olması nedeniyle çalışma dışına alındı. 190 hasta PE, 119 hasta şiddetli PE ve 122 sağlıklı tekil gebe kontrol grubu olarak ve 3 grup oluşturuldu. Tüm grupların hemoglobin, trombosit sayısı, nötrofil, monosit, lenfosit değerleri ile birlikte sistemik inflamatuar yanıt markırları olan NLO, TLO, MLO, TNO oranları kayıt altına alındı ve birbirleriyle karşılaştırıldı.
Bulgular
PE ve şiddetli PE grupları arasında anlamlı farklılık tespit edilmezken, her iki PE grubu kontrol grubuyla ayrı ayrı karşılaştırıldığında, trombosit, nötrofil, lenfosit ve monosit sayıları ile NLO, TLO, MLO ve TNO değerleri istatiksel olarak anlamlı farklılık gösterdi. Kontrol ve PE grupları için NLO> 3.497 olarak alındığında % 51.5 sensivite, % 50.8 spesifite, %71.9 pozitif prediktif değer, %71.4 negatif prediktif değer elde edilmektedir.
Sonuç
Tam kan sayımı parametrelerinin sekonder analizleri sistemik inflamasyon ve bağışıklık durumunu etkin bir şekilde değerlendirmektedir. NLO ve TLO mutlak beyaz kan hücresi sayımlarına göre; klinik değerlendirme, PE şiddetinin değerlendirilmesi ve PE'nin prognozunun değerlendirilmesi açısından daha etkili göstergeler sunar. Ancak hâlihazırdaki bulgularla sistemik inflamatuar indeksleri preeklampsi tanısı koymada ve şiddetini öngörmede yeterli değildirler.
Anahtar Kelimeler

Preeklampsi, TLO, NLO, MLO, TNO

Giriş
Hipertansif hastalıklar tüm gebeliklerin % 5 -% 11'ini komplike eder, Preeklampsi (PE) ise, gebeliklerin yaklaşık % 2-% 8'ini etkileyen, etiyolojisi bilinmeyen idiyopatik bir multisistemik hastalıktır (1). Genellikle gebeliğin 20. haftasından sonra ortaya çıkar ve hem anne hem de fetüsü etkiler, bu da maternal ve neonatal mortalite ve morbiditenin artmasına neden olur. PE, hamile bir kadında yüksek tansiyon ve proteinüri olarak tanımlanmaktadır. Şiddetli vakalarda PE, maternal organ disfonksiyonuna, HELLP sendromu (hemoliz, trombositopeni ve yüksek karaciğer transaminaz) gibi sistemik hastalığa, kötü maternal sonuçlara ve erken ve geç intrauterin gelişme geriliği gibi olumsuz perinatal sonuçlara yol açabilir (2). PE'nin ana nedenleri net değildir, ancak son çalışmalar PE'nin aşırı inflamasyon ve anormal immün yanıtlarla ilişkili olduğunu doğrulamıştır (3).
Preeklampsideki enflamatuar ve immünolojik tepkilerin hiperaktivasyonu, nötrofil sayısında ve nötrofil fonksiyonunun modülasyonunda belirgin bir artışa neden olur ve nitrik okside kıyasla daha fazla süperoksit üretimine yol açar, bu da endotel hasarı ve disfonksiyonuna neden olur (4-6). Periferik kan hücrelerinden türetilen sistemik immün inflamasyon indeksleri son zamanlarda çok fazla dikkat çekmiştir, çünkü kolayca ölçülebilir ve elverişlidirler. Bu birleşik endeksler, trombosit-lenfosit oranı (TLO), nötrofil-lenfosit oranı (NLO) ve monosit-lenfosit oranı (MLO) gibi temel parametrelere dayalı olarak hesaplanır. Koroner arter hastalığı, diabetes mellutus, artrit ve ülseratif kolit gibi birçok sistemik ve lokal inflamatuar hastalıklarda diagnostik olarak önemli olduğu ve ayrıca özellikle trombosit/lenfosit oranının over, kolon ve meme kanserinde belirteç olarak kullanılabileceği söylenmektedir (7-12). PE'de de beyaz kan hücre sayısında anormal değişiklikler gözlenmiştir (13), ancak bu sistemik inflamatuar göstergelerinin PE'deki klinik değerlendirme, ayırıcı tanı ve prognoz değerlendirmesindeki rolü belirsizliğini korumaktadır.
PE ilerleyici, öngörülemeyen ve tedavi edilemez bir hastalıktır ve tek güncel tedavi gebeliğin zamanında sona ermesidir. Bu nedenle, PE'nin erken tanımlanması, hastaların yakın klinik izlenmesi için faydalıdır. Bu çalışmada amacımız sistemik inflamatuar indekslerin (NLO, TLO ve MLO) hastalık göstergeleri olarak ve aynı zamanda erken tanı imkanı, hastalığın şiddetinin değerlendirmesi ve PE'nin prognozu için teorik bir temel olarak araştırmaktır.
Yöntem
Mersin Üniversitesi Klinik Araştırmalar Etik Kurul'undan onay alındıktan sonra Ocak 2010 – Ocak 2019 tarihleri arasında üçüncül bir merkez olan Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum kliniğinde doğum yapan 122 sağlıklı gebe ve 451 hipertansif hastalığı olan toplam 573 olgu retrospektif olarak değerlendirildi. 28 hasta eklamptik nöbet geçirmesi, 50 hasta HELLP sendromu, 20 hasta süperempoze preeklampsi, 19 hasta kronik hipertansiyon hastalığı, 25 hasta gestasyonel hipertansiyonu olması nedeniyle çalışma dışına alındı. Kontrol grubu olarak, aynı dönemde maternal tıbbi komplikasyonu veya otoimmün hastalık öyküsü olmayan normotansif tekil gebeliği olan 122(%28.3) gebe alındı. 309 preeklampsi hastası; PE [190(%44.0)] ve şiddetli PE [119(%27.6)] olarak 2 gruba alındı. Olguların doğum öncesi rutin olarak gönderilen tam kan sayımı sonuçları değerlendirildi, hemoglobin(Hb) (mg/dl), nötrofil (103/μL), lenfosit (103/μL) , monosit (103/μL) ve trombosit (103/μL) değerleri kaydedildi. Sonrasında nötrofil/lenfosit (NLO), trombosit/lenfosit (TLO), monosit/lenfosit (MLO) ve trombosit/nötrofil (TNO) oranları hesaplandı ve kaydedildi.
Gestasyonel yaş; son adet tarihi (SAT) ve / veya birinci trimester obstetrik ultrasonografi (USG) ile baş popo mesafe ölçümü değerlendirilerek hesaplandı. Preeklamptik hasta seçimi ve sınıflandırılması 2013'te Amerikan Obstetrik ve Jinekoloji Derneği tarafından oluşturulan çalışma grubunun kriterlerine göre yapıldı (14). Buna göre preeklampsi tanısı; gebelikten önce normotansif olup 20. gestasyonel gebelik haftasından sonra en az 4 saat ara ile yapılan 2 ölçümde, kan basıncının sistolik 140 mmHg diastolik 90 mmHg ve 24 saatlik idrarda 300mg protein veya protein (mg/dL)/ kreatinine (mg/dL) oranı ≥0.3 veya dipstik ile en az +1 olması ile konuldu. Şiddetli preeklampsi tanısı ise kan basıncının sistolik ≥160 mmHg ve / veya diastolik ≥110 mmHg olması veya serum kreatinin düzeyi >1,1 mg/dL olması ya da herhengi bir renal hastalık olmaksızın serum kreatinin konsantrasyonunun iki kat artması veya yeni başlayan serebral veya görme ile ilgili bozukluklar, pulmoner ödem veya trombositopeni(trombosit sayısı < 100.000 /μL) veya karaciğer fonksiyonlarının bozulması (karaciğer enzim düzeylerinin normal sınırların iki kat veya üzerine çıkması), başka bir tanı ile açıklanamayan süregelen şiddetli sağ üst kadran ağrısı ya da tedaviye yanıt vermeyen epigastrik ağrının olması veya her ikisinin birlikte olması durumlarından herhangi birinin varlığı ile konuldu.
Veri analizi, IBM SPSS v 25.0 kullanılarak yapıldı. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Kolmogorov-Smirnov testi ile kontrol edildi. Veriler sürekli değişkenler için ortalama ± standart sapma (SD) ve kategorik değişkenler için hasta sayısı (n) ve yüzde (%) veya ortanca (minimum-maksimum) olarak sunulmuştur. Kategorik değişkenleri karşılaştırmak için ki-kare testi kullanıldı. İki grup arasındaki nonparametrik verileri karşılaştırmak için (Mann-Whitney Testi) ve üç grup arasındaki verileri karşılaştırmak için (Kruskal-Wallis Testi) testleri yapıldı. PE grubunda ROC eğrileri yapıldı ve her bir belirteç için eğri altındaki alan (AUC) hesaplandı. Duyarlılık, özgüllük ve olabilirlik oranı, ROC eğrileri tarafından belirlenen kesme noktasına göre hesaplandı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi.
Bulgular
Çalışmaya dahil edilen olgular; preeklampsi (n=190) (% 44.0), şiddetli preeklampsi (n=119) (% 27.6) ve kontrol grubu (n=122) ( % 28,3) olmak üzere üç gruba ayrıldı, yaşları 18 ile 46 arasında değişmekte ve yaş ortalaması 30.6±6.25 idi. Anne ve bebeğe ilişkin demografik bilgiler Tablo 1 de verilmiştir.
Gruplarının parite, yaşayan çocuk sayısı, bebeklerin doğum kiloları, doğumdaki gebelik haftaları, 1. dakika ve 5. dakika APGAR skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edildi (p <0.01). Şiddetli preeklampsi hastalarında 1. dakika ve 5. dakika APGAR skorlarında hem kontrol grubuna kıyasla hem de preeklampsi grubuna kıyasla anlamlı derecede düşüklük tespit edildi (p=<0.01, p=0,022; p=<0.01, p=0,007). Kontrol grubu ile kıyaslandığında doğan bebeklerin kiloları hem PE hem de şiddetli PE’de anlamlı derecede düşüktür (p=0.001, p <0.01). Yine kontrol grubu ile kıyaslandığında doğum haftasıı hem PE hem de şiddetli PE’de anlamlı derecede düşüktür (p<0.001, p <0.01).
Kan sayımı parametreleri Tablo 2'de gösterilmektedir. Hemoglobin değerleri açısından gruplar arasında anlamlı fark bulunamamıştır (p=0.1). Kontrol grubu ile kıyaslandığında trombosit (p=0.001, p=0.018), nötrofil (p=0.01, p=0.006), monosit (p=0.03, p=0.017), ve lenfosit (p=0.022, p=0.021) değerleri ve TLO (p=0.005, p=0.001), NLO (p=0.005, p=0.001), MLO (p=0.004, p=0.002) ve TNO (p=0.006, p=0.001) sırasıyla preeklampsi ve şiddetli preeklamside istatiksel olarak anlamlı derecede farklıdır. Preeklampsi ve şiddetli preeklampsi arasında tüm bu değerler istatistiksel olarak anlamsızdır.
Preeklamptik hastalar birlikte (n:309) kontrol grubu (n:122) ile karşılaştırıldığında TLO için elde edilen eğri altında kalan alan 0.435’dir,  limit değer 104.269 olarak alındığında sensitivite %44.7, spesifite % 42.6, pozitif test için olabilirlik oranı 0.778, pozitif prediktif değeri %72.6, negatif test için olabilirlik oranı 1.298, negatif prediktif değeri %71.0 olarak hesaplanmıştır (p=0.035)
NLO için elde edilen eğri altında kalan alan 0.548’dir, limit değer 3.497 olarak alındığında sensitivite %51.5, spesifite % 50.8, pozitif test için olabilirlik oranı 1.046, pozitif prediktif değeri %71.9, negatif test için olabilirlik oranı 0.955, negatif prediktif değeri %71.4 olarak hesaplanmıştır (p=0.120)
MLO için elde edilen eğri altında kalan alan 0.420’dir, limit değer 0.325 olarak alındığında sensitivite %44.7, spesifite % 44.3, pozitif test için olabilirlik oranı 0.801, pozitif prediktif değeri %71.9, negatif test için olabilirlik oranı 1.250, negatif prediktif değeri %71.5 olarak hesaplanmıştır (p=0.010)
TNO için elde edilen eğri altında kalan alan 0.394’tür, limit değer 29.765 olarak alındığında sensitivite %41.4, spesifite % 42.6, pozitif test için olabilirlik oranı 0.721, pozitif prediktif değeri %71.1, negatif test için olabilirlik oranı 1.374, negatif prediktif değeri %72.1 olarak hesaplanmıştır (p=<0,001). Oranlar Tablo 3'te özetlenmiştir.
Tartışma
PE, gebe ve fetüslerin sağlığını ciddi şekilde tehlikeye atan ilerliyici bir hastalıktır. Erken tanı klinik izlemede, gebeliği uzatmak, hamilelik sonuçlarını iyileştirmek ve hastalığı kontrol altına almak için yardımcı olabilir. Geçtiğimiz birkaç yılda, plazma plasental proteini 13(PP13) (15), çözünür tirozin kinaz 1(sFlt-1) (16) ve plasental büyüme faktörü (PGF) (17) gibi bazı maternal plazmanın biyobelirteçleri PE'nin belirleyicileri olarak tanımlanmıştır. Yapılan bir çalışmada PP13, gebelikle ilişkili plazma protein-A (PAPPA) ve serbest leptin indeksi ile kombine edilerek popülasyon tarama başarı oranı yüzde 26 dan yüzde 40 lara çıkarılmıştır (15). Yine bir çalışmada sFlt-1 ve PGF için preeklampsi hastalığını öngörme duyarlılık/özgüllük oranları 85/66% 96/94% iken sFlt-1 ve PGF oranlandığında (sFlt-1/PGF) bu oranlar 96/97% lere yükselmektedir (24). Ancak bu biyobelirteçler hem maliyetli hem de hala doğrulanması gereken belirteçlerdir. Preeklampsi hastalığının tanısı ve şiddetini belirlemek için basit, sık kullanılan ve ucuz laboratuvar bulgulara ihtiyaç vardır. Tam kan sayımı parametreleri ülkemizde hemen hemen tüm sağlık kuruluşlarında kolaylıkla yapılmakta ve kısa sürede sonuç elde edilebilmekte olup bu kritelere en uygun laboratuvar tetkikidir. Hematolojik parametreler değerlendirildiğinde bazı çalışmalarda preeklamptik gebelerde hemoglobin değerlerinin arttığı, trombosit sayısının ise azaldığı ve lökosit sayısının yükseldiği izlenmiştir (18,19). Yapılan farklı çalışmalarda ise hemoglobin ve trombosit sayısının coğrafik lokasyon, beslenme alışkanlıkları ve etnik kökenle ilişkili olabileceği iddia edilmiştir (20). Yine çalışmalar arasında farklı sonuçlar bildirilse de, bazı çalışmalarda preeklampsi hastaları ve sağlıklı gebeler arasında hemoglobin, trombosit, lenfosit ve nötrofil sayıları açısından farklılık tespit edilmediği bildirilmiştir (18,21). Biz de çalışmızda; preeklampsi, şiddetli preeklampsi ve kontrol grupları arasında hemoglobin değerleri açısından farklılık tespit etmedik ancak trombosit, nötrofil, monosit ve lenfosit değerlerinin preeklampsi ve şiddetli preeklampsi gruplarında kontrol grubuna göre anlamlı farklı oluduğunu tespit ettik ancak preeklampsi ve şiddetli preeklampsi grupları arasında farklılık tespit edilemedi. Yine inflamatuar markırlara bakıldığında olguların trombosit / lenfosit, trombosit / nötrofil, nötrofil / lenfosit ve monosit / lenfosit oranları açısından preeklampsi gruplarında kontrollere kıyasla fark olup, preeklampsi ve şiddetli preeklampsi grupları arasında fark olmadığını tespit ettik. Mannaerts ve ark. da çalışmalarında preeklampsi hastalarında kontrollerle kıyaslandığında NLO’nun yükseldiği, TLO’nun ise düştüğünü gözlemlemişlerdir (25).
Sistemik inflamatuar indeksleri, sistemik inflamasyon ve immün dengenin etkin göstergeleri olarak kabul edilen ve çeşitli hastalıkların tanı, prognoz ve terapötik değerlendirmesinde önemli rol oynayan trombosit, inflamatuar aktivatörler (nötrofiller / monositler) ve inflamatuar regülatörleri (lenfositler) tarafından hesaplanan oran endeksleridir. Bu çalışmada, PE'li hastaların normal gebeliği olan kontrol grubuna göre anlamlı derecede farklı NLO MLO, TNO ve TLO değerlerine sahip olduğunu bulduk ve diferansiye lökosit sayısının PE'de anlamlı olarak değiştiğini belirledik. Daha önce yapılmış çalışmalar, normal gebelikte monositlerin ve nötrofillerin artan sayı ve yüzey markır aktivasyonunun ve orta derecede sistemik immün yanıtın başarılı bir hamileliği sürdürmek için önemli olduğunu göstermektedir (22). Bununla birlikte, immün yanıt PE'de daha da şiddetlenir ve plasenta hücreleri (stromal ve trofoblast hücreleri) tarafından üretilen inflamatuar sitokinler tarafından aktive edilen nötrofil ve monosit hücreleri anormal biyolojik fonksiyonlara sahip olduğundan, PE’nin klinik özelliklerini açıklayabilir (23). Nitekim çalışmamızda bulduğumuz NLO,TLO, MLO ve TNO için preeklamsi hastalığının tespitinde sensivite ve spesifite oranları %95’lere yakın bile değildir ve pratik kullanıma uygun değildir ve preeklampsi tanısı koymada ve hastalığın şiddetini öngörmede Tekbaşlarına yetersiz oldukları sonucuna ulaştık. Lakin uterin arter doppleri gibi pratik ve ucuz yöntemlerle ile kombine edilerek bu oranlar ve öngörü değerleri yükseltilebilir.
Sonuç
Beyaz kan hücre sayısı, enflamatuar hastalıkları klinik olarak izlemek için geleneksel bir yöntem olsa da, NLO,TLO, MLO ve TNO, enflamasyon ve immün düzenleme arasındaki dengeyi daha etkili bir şekilde yargılayabilecek ikincil analizlerdir. Sonuçlarımız, inflamasyon belirteçleri olarak TLO, MLO ve TNO değerlerinin PE'nin erken tanı ve prognostik değerlendirmesinde mutlak beyaz kan hücresi sayımlarından daha değerli olduğunu göstermektedir. Bu arada, kolaylık, basitlik, hassasiyet, çok yönlülük ve hız avantajları olsa da NLO,TLO, MLO ve TNO endekslerinin duyarlılık ve özgüllük değerleri pratik kullanıma uygun değildir ve tek başlarına preeklampsi tanısı koymak ve şiddetini öngörmek için yetersizdirler.
1. T.Y. Wong, H. Groen, M.M. Faas, M.G. van Pampus, Clinical risk factors for gestational hypertensive disorders in pregnant women at high risk for developing preeclampsia, Pregnancy Hypertens. 3 (4) (2013) 248–253.
2. Milosevic-Stevanovic, J., Krstic, M., Radovic-Janosevic, D., Stefanovic, M., Antic, V., Djordjevic, I., 2016. Preeclampsia with and without intrauterine growth restriction— two pathogenetically different entities? Hypertens. Pregnancy 35 (4), 573–582
3. Visser, N., van Rijn, B.B., Rijkers, G.T., Franx, A., Bruinse, H.W., 2007. Inflammatory changes in preeclampsia: current understanding of the maternal innate and adaptive immune response. Obstet. Gynecol. Surv. 62 (3), 191–201.
4. Laresgoiti-Servitje E, Gómez-López N, Olson DM. An immunological insight into the origins of pre-eclampsia. Hum Reprod Update. 2010;16:510–524.
5. Laresgoiti-Servitje E. A leading role for the immune system in the pathophysiology of preeclampsia. J Leukoc Biol. 2013;94:247–257.
6. Gu Y, Lewis DF, Deere K, Groome LJ, Wang Y. Elevated maternal IL-16 levels, enhanced IL-16 expressions in endothelium and leukocytes, and increased IL-16 production by placental trophoblasts in women with preeclampsia. J Immunol. 2008;181:4418–4422.
7. Taylor, RN.; Roberts, JM. Endothelial cell dysfunction. In: Lindheimer, MD.; Roberts, JM.; Cunningham, FG., editors. Hypertensive Disorders in Pregnancy. 2nd ed.Stamford, CT: Appleton&Lange; 1999. . 395-429.
8. Celikbilek M, Dogan S, Ozbakır O, Zararsız G, Kücük H, Gürsoy S, et al. Neutrophil-lymphocyte ratio as a predictor of disease severity in ulcerative colitis. J ClinLab Anal 2013; 27: 72-6.
9. Imtiaz F, Shafique K, Mirza SS, Ayoob Z, Vart P, Rao S. Neutrophil lymphocyte ratio as a measure of systemic inflammation in prevalent chronic diseases in Asian population. Int Arch Med 2012; 5: 2.
10. Tousoulis D, Antoniades C, Koumallos N, Stefanadis C. Proinflammatory cytokines in acute coronary syndromes: from bench to bedside. Cytokine Growth Factor Rev 2006; 17: 225-33.
11. Zahorec R. Ratio of neutrophil to lymphocyte counts—Rapid and simple parameter of systemic inflammation and stress in critically ill. Bratisl Lek Listy 2001; 102: 5-14.
12. Proctor MJ, Morrison DS, Talwar D, Balmer SM, Fletcher CD, O’Reilly DS, et al. A comparison of inflammation-based prognostic scores in patients with cancer. A Glasgow Inflammation Outcome Study. Eur J Cancer 2011; 47: 2633-41.
13. Elgari, M.M., Khabour, O.F., Alhag, S.M., 2018. Correlations between changes in hematological indices of mothers with preeclampsia and umbilical cord blood of newborns. Clin. Exp. Hypertens. 41 (1), 58–61.
14. American College of Obstetricians and Gynecologists ‘Taske Force on Hypertension in Pregnancy’. Hipertension in pregnancy. Obstet Gynecol 2013;122:1122–31.
15. De Villiers, C.P., Hedley, P.L., Placing, S., Wøjdemann, K.R., Shalmi, A.C., Carlsen, A.L., Rode, L., Sundberg, K., Tabor, A., 2017. Christiansen M Placental protein-13 (PP13) in combination with PAPP-A and free leptin index (fLI) in first trimester maternal serum screening for severe and early preeclampsia. Clin. Chem. Lab. Med. 56, 65–74.
16. Burke, S.D., Zsengellér, Z.K., Khankin, E.V., Lo, A.S., Rajakumar, A., DuPont, J.J., McCurley, A., Moss, M.E., Zhang, D., Clark, C.D., Wang, A., Seely, E.W., Kang, P.M., Stillman, I.E., Jae, I.Z., Karumanchi, S.A., 2016. Soluble fms-like tyrosine kinase 1 promotes angiotensin II sensitivity in preeclampsia. J. Clin. Invest. 126 (7), 2561–2574.
17. Lecarpentier, É., Vieillefosse, S., Haddad, B., Fournier, T., Leguy, M.C., Guibourdenche, J., Tsatsaris, V., 2016. Placental growth factor (PlGF) and sFlt-1 during pregnancy: physiology, assay and interest in preeclampsia. Ann. Biol. Clin. (Paris) 74 (3), 259–267.
18. Canzoneri BJ, Lewis DF, Groome L, Wang Y. Increased neutrophil numbers account for leukocytosis in women with preeclampsia. Am J Perinatol. 2009;26:729-32.
19. Yavuzcan A, Cağlar M, Ustün Y, Dilbaz S, Ozdemir I, Yildiz E, Ozbilgeç S, Kumru S. Mean platelet volume, neutrophil-lymphocyte ratio and platelet- lymphocyteratio in severe preeclampsia. Ginekol Pol. 2014;85:197- 203.
20. Järemo P, Lindahl TL, Lennmarken C, Forsgren H. The use of platelet density and volume measurements to estimate the severity of pre-eclampsia. Eur J Clin Invest. 2000;30:1113-8.
21. RammaW , Buhimschi IA, Zhao G, Dulay AT, Nayeri UA, Buhimschi CS, Ahmed A. The elevation in circulating anti-angiogenic factors is independent of markers of neutrophil activation in preeclampsia. Angiogenesis. 2012;15:333-40.
22. Palm, M., Axelsson, O., Wernroth, L., Larsson, A., Basu, S., 2013. Involvement of inflammation in normal pregnancy. Acta Obstet. Gynecol. Scand. 92 (5), 601–605.
23. Germain, S.J., Sacks, G.P., Sooranna, S.R., Sargent, I.L., Redman, C.W., 2007. Systemic inflammatory priming in normal pregnancy and preeclampsia: the role of circulating syncytiotrophoblast microparticles. J. Immunol. 178 (9) 5949-5596.
24. Tarasevičienė V, Grybauskienė R, Mačiulevičienė R. sFlt-1, PlGF, sFlt-1/PlGF ratio and uterine artery Doppler for preeclampsia diagnostics. Medicina (Kaunas). 2016;52(6):349-353.
25. Mannaerts D, Heyvaert S, De Cordt C, Macken C, Loos C, Jacquemyn Y. Are neutrophil/lymphocyte ratio (NLR), platelet/lymphocyte ratio (PLR), and/or mean platelet volume (MPV) clinically useful as predictive parameters for preeclampsia? J Matern Fetal Neonatal Med. 2019 May;32(9):1412-1419.
Dosya / Açıklama
şekil 1
ROC eğrisi
tablo 1
Demografik bilgiler
tablo 2
Preeklamptik gebelerin ve kontrol grubunun kan sayımı parametreleri
tablo 3
Preeklampsiyi kontrollerden ayırt etmek için sistemik inflamatuar indekslerinin tanısal performansı