Ara

Bu bölümde sistem içerisindeki makaleler arasında arama yapabilirsiniz.

Dergi Kimliği

Online ISSN (İngilizce)
1305-3124

Basılı ISSN (Türkçe)
1300-5251

Online ISSN (Türkçe)
1305-3132

Kuruluş
1993

Editör
Cihat Şen

Yardımcı Editörler
Murat Yayla, Oluş Api

İzole proteinüri saptanan gebe kadınların obstetrik sonuçlarının proteinüri şiddetine göre karşılaştırılması

Mehmet Özgür Akkurt, Bora Coskun, Tuğberk Güçlü, Kaan Pakay, Engin Korkmazer

Künye

İzole proteinüri saptanan gebe kadınların obstetrik sonuçlarının proteinüri şiddetine göre karşılaştırılması. Perinatoloji Dergisi 2018;26(4):- DOI: 10.2399/prn.18.0263002

Yazar Bilgileri

Mehmet Özgür Akkurt1,
Bora Coskun2,
Tuğberk Güçlü1,
Kaan Pakay1,
Engin Korkmazer1

  1. Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Perinatoloji Kliniği Bursa TR
  2. Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ankara TR
Yazışma Adresi

Mehmet Özgür Akkurt, Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Perinatoloji Kliniği Bursa TR, mozgurakkurt@gmail.com

Yayın Geçmişi

Gönderilme Tarihi: 02 Eylül 2018

Kabul Edilme Tarihi: 19 Ekim 2018

Erken Baskı Tarihi: 19 Ekim 2018

Çıkar Çakışması

Çıkar çakışması bulunmadığı belirtilmiştir.

Amaç
 İzole gestasyonel proteinüri (İGP) saptanan kadınların obstetrik sonuçlarının 24-saatlik proteinüri şiddetine göre karşılaştırılması.
Yöntem
 Retrospektif çalışmamıza Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 1 Ocak 2014-1 Haziran 2018 tarihleri arasında İGP saptanan kadınlar dahil edilmiştir. Çalışma populasyonu proteinüri şiddetine göre 3 gruba ayrıldı; grup 1, fizyolojik düzeyde proteinüri (< 300 mg/gün, n= 60); grup 2, hafif proteinüri (300 mg-3 gr/gün arası, n=49); grup 3, nefrotik düzeyde proteinüri (> 3gr, n=28).
Bulgular
 Her 3 grup arasında maternal yaş, gravida ve yaşayan çocuk sayısı açısından fark saptanmamıştır. Nefrotik düzeydeki grupta ortalama proteinüri miktarı en fazla saptandı (sırasıyla grup 1'de 216±73 gr/gün, grup 2'de 849±119 gr/gün, grup 3'de 9055±1011 gr/gün, p<0.05). Grup 3'de Preeklampsi (PE) gelişme sıklığı daha fazla saptandı (sırasıyla grup 1'de %6.6, grup 2'de %47, grup 3'de %64, p<0.05). IGP ile PE tanısı arasında geçen süre grup 3'de daha kısa saptandı (sırasıyla grup 1'de 21.2 ± 4.9 gün, grup 2'de 16.4 ± 4.7 gün, grup 3'de 7.8 ± 2.2 gün, p<0.05). Proteinüri şiddeti ile doğum ağırlığı ve IGP (r=0.68) ile PE tanısı arasında geçen süre arasında (r=0.79) anlamlı korelasyon saptanmıştır.
Sonuç
 IGP; preeklampsi, intrauterin gelişim kısıtlılığı, düşük doğum ağırlığı, iyatrojenik erken doğum gibi kötü perinatal sonuçların sıklığını arttırmakla beraber; nefrotik düzeyde proteinüri saptanan kadınlarda, daha az şiddetli proteinürisi olan kadınlara göre PE insidansı daha fazla, tanı haftası daha erken, İGP-PE arasındaki süre daha kısa saptanmıştır.
Anahtar Kelimeler

Düşük doğum ağırlığı, interval, izole gestasyonel proteinüri, preeklampsi

Giriş
 Gebelikte 24 saatlik idrarda 300 mg/dl ve üzerinde proteinüri ve/veya dipstick yöntemi ile yapılan idrar analizinde +1 ve üzerinde proteinüri saptanması anormal kabul etmekte ve izole gestasyonel proteinüri (IGP) olarak adlandırılmaktadır (1). Üriner dipstick yöntemi ile her ne kadar da orta akımdan temiz ve taze bir idrar örneği alınsa da; idrardaki protein içeriği, enfeksiyon ve/veya kan bulaşı gibi birçok klinik durumdan etkilenmektedir (2). Bu yüzden 24 saatlik idrarda protein miktarının ölçülmesi preeklampsi için en uygun yöntemdir (3).

Proteinürinin, sonraki gebelik sürecinde gelişebilecek preeklampsinin habercisi veya böbreklerde gebeliğe bağlı fizyolojik bir değişim olup olmadığı net bir şekilde açıklığa kavuşturulamamıştır. Her ne kadar günümüzde proteinüri preeklampsinin geç bulgusu olarak kabul edilse de, Morikawa ve ark. tarafından yapılan çalışmada izole proteinürinin PE’nin erken bir klinik bulgusu olduğu savunulmaktadır (4). 2013 yılında ACOG (American College of Obstetricians and Gynecologists) tarafından hazırlanan preeklampsi raporuna kadar, proteinüri preeklampsinin tanı kriterleri arasında yer almaktaydı (5). Bu rapordan sonra proteinüri preeklampsi için mutlak kriterlerden biri olmaktan çıkarılmıştır. Yine bu raporda, preeklampsi veya eklampsi saptanan gebe kadınların sırasıyla %10’unda ve %20’sinde tanı anında proteinürinin eşlik etmediği vurgulanmıştır (5).

Hipertansif hastalıklar günümüzde hala maternal ve perinatal ölümlerin önde gelen nedenlerinden biridir ve izole proteinüri, PE için tanımlanmış risk faktörleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle, bu hastaların PE gelişmesi açısından takibi önem taşımaktadır. Çalışmamızın amacı, 24-saatlik idrarda proteinüri saptanan gebe kadınların perinatal sonuçlarını incelemek ve proteinüri şiddeti ile PE gelişimi arasındaki süre arasında ilişki olup olmadığını araştırmaktır.
Yöntem
 Çalışmamız, Güney Marmara’daki en büyük tersiyer merkez olan Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gerçekleştirilmiştir. 1 Ocak 2014 ve 30 Haziran 2018 tarihleri arasındaki 54 aylık süre zarfında izole proteinürisi olan gebe kadınlar çalışmaya dahil edilmiştir. Hastane protokolune göre dipstick idrar analizinde +1 ve daha üzerinde proteinüri saptanan gebe kadınlara, 24 saatlik idrarda proteinüri ölçümü yapılmıştır. 300 mg ve üzerinde proteinüri saptanan gebe kadınlar çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışma retrospektif elde edilen kayıtların incelenmesi esasına dayandığı için etik kurul onamı alınmamıştır. Tanı anında hipertansiyon saptananlar, daha önceden bilinen renal, vasküler hastalığı olan kadınlar, gebelik öncesi diyabet tanısı alanlar, çoğul gebelikler, kromozomal veya kromozomal olmayan genetik hastalıklar, yapısal malformasyonlu fetusa sahip gebe kadınlar, molar gebelik gibi preeklampsi için risk faktörü bulunan gebe kadınlar çalışma dışında bırakılmıştır.
Daha öncesinden hipertansif hastalığı bulunmayan ve 20. gebelik haftasından sonraki takiplerinde 4 saat aralıklarla yapılan 2 ölçümde sistolik kan basıncının 140 mmHg ve üzerinde ve/veya diyastolik kan basıncının 90 mmHg ve üzerinde olması durumuna eşlik eden proteinüri ve/veya son organ hasarı preeklampsi olarak tanımlandı. Çalışma grubu 24-saatlik proteinüri şiddetine göre 3 gruba ayrıldı; grup 1: fizyolojik proteinüri (<300 mg/gün) proteinüri, grup 2: hafif düzeyde proteinüri (300-3000 mg/gün), grup 3: nefrotik düzeyde proteinüri (3000 gr ve üzerinde). Maternal veriler (yaş, gravida, yaşayan, 24-saatlik idrar miktarı, proteinüri tanı haftası, preeklampsi tanı haftası, proteinüri ile preeklampsi tanısı arasındaki geçen süre) ve perinatal veriler (intrauterin gelişme kısıtlılığı (IUGK) insidansı, abdominal çevre (persentil), doğum zamanı, doğum şekli, doğum ağırlığı, fetal stres nedeniyle sezaryen doğum oranı, yenidoğan yoğun bakıma yatış süresi, 1. ve 5. dakika APGAR skoru ve perinatal ölüm oranı) anne ve yenidoğan dosyasından elde edildi ve bu veriler gruplar arasında karşılaştırıldı.

İstatistiksel analiz SPSS 22.0 (IBM SPSS, versiyon 22, IBM Corp. Armork, NY, ABD) programı kullanılarak yapılmıştır. Tanımlayıcı veriler ortalama ve standart sapma olarak ifade edilmiştir. Kolmogorov-Smirnov testi değişkenlerin dağılımını saptamak için kullanılmıştır. Nicel ve nitel verilerin analizinde sırasıyla Mann-Whitney u ve Ki-Kare testleri kullanılmıştır. Eğer Ki-kare testi koşulları sağlamazsa Fisher testi kullanılmıştır. Spearman testi korelasyon analizinde kullanılmış olup p değeri <0.05 anlamlı olarak kabul edilmiştir.  
Bulgular
 Çalışmamız süresince kliniğimize başvuran 77 gebe kadında izole proteinüri saptanmıştır. Bunlardan 28 kadında nefrotik düzeyde (>3 gr/gün), 49 kadında ise hafif proteinüri saptanmıştır. İzole proteinüri saptanan hastalar şiddetine göre gruplandırılmış ve kontrol grubu (n=60) ile karşılaştırıldığında, her 3 grup arasında maternal yaş, gravida ve yaşayan çocuk sayısı açısından fark saptanmamıştır. Nefrotik düzeyde proteinüri saptanan grupta, diğer gruplara göre ortalama proteinüri miktarı daha fazla saptanmıştır (sırasıyla grup 1'de 216 ± 73 gr/gün, grup 2'de 849 ± 119 gr/gün, grup 3'de 9055 ± 1011 gr/gün, p<0.05). Çalışmamıza dahil edilen 4 gebe kadında 24 saatlik idrarda 10 gr ve üzerinde proteinüri saptanmış (değer aralığı 10980-21450 gr/gün). Bu gebeliklerin tamamında hipertansif hastalıklar eşlik ederken, 2 kadında ise HELLP (hemoliz, artmış karaciğer fonksiyon testleri, trombositopeni) gözlenmiştir.

Nefrotik düzeyde proteinüri saptanan grupta preeklampsi ve gelişim kısıtlılığı daha fazla izlenmiştir. Aynı zamanda bu grupta preeklampsi daha erken gebelik haftalarında ortaya çıkmıştır. Proteinüri ve preeklampsi tanısı arasındaki süre nefrotik düzeyde proteinüri izlenen grupta diğer gruplara nazaran daha kısa saptanmıştır. Proteinüri saptanan her iki grupta da kontrol grubuna göre IUGK oranı daha fazla ve doğum ağırlığı daha düşük saptanmıştır. Perinatal sonuçlar karşılaştırıldığında, fetal stres nedeniyle sezaryen doğum oranı ve perinatal ölüm oranı nefrotik düzeyde anlamlı olarak daha fazla izlenmiştir (tablo 1). Yirmi-dört saatlik idrar şiddeti ile doğum ağırlığı, preeklampsi tanı haftası ve proteinüri ile preeklampsi tanısı arasındaki geçen süre arasındaki korelasyon incelendiğinde, proteinüri şiddeti ile  doğum ağırlığı ve tanı intervali arasında anlamlı ilişki saptanmıştır (tablo 2).
Tartışma
 İzole gestasyonel proteinüri ile preeklampsi ayrımını yapmak gebelik yönetimi açısından çok önemlidir. Yapılan çalışmada (6), IGP saptanan kadınlarında erken doğum, düşük doğum ağırlığı, gestasyonel diyabet, renal  hastalık insidansı sağlıklı kadınlara benzer bulunmuştur ve bu kadınlar miad doğum gerçekleştirmiştir. Preeklampsi ise artmış maternal ve perinatal morbidite ile ilişkilidir. Çalışmamız tersiyer bir merkezde gerçekleştirilen retrospektif vaka-kontrol çalışmasıdır. Sonuçlarımıza göre izole proteinüri saptanan gebe kadınların gebelik süresince artmış preeklampsi ve intrauterin gelişme kısıtlılığı riski artmış bulunmaktadır. Ayrıca proteinüri şiddeti ile doğum ağırlığı ve proteinüri-preeklampsi tanısı arasında geçen süre arasında anlamlı ilişki mevcuttur.

Proteinüri olup olmadığını saptamak için en sık kullanılan yöntem dipstick testi ile yapılan idrar analizidir. Fakat idrarın konsantre olması veya eşlik eden enfeksiyon gibi klinik durumlarda yanlış pozitiflik oranı artmaktadır (7). Çalışmamızda olduğu gibi 24-saatlik süreçte idrar toplanması ve analizi İGP için altın standart olmasına rağmen, uzun süreli olması nedeniyle çoğu zaman hastalar tarafından tolere edilememektedir. Yamada ve ark. yaptığı çalışmada bulduğu üzere spot idrarda protein/kreatinin oranının 0.27 üzerinde olması da İGP tanısında kolay ve kullanışlı bir yöntemdir (8).

İzole proteinüri sıklığı önceki çalışmalarda farklılık göstermekle beraber gebeliklerin ortalama %2’sine (aralık %0.3 - %4)  eşlik etmekte olup önemi kesin olarak anlaşılamamıştır (7-9).  Yeni başlangıçlı hipertansiyon saptanan kadınların yaklaşık %15-26’sında proteinüri tanı anında eşlik etmemekte ve gebeliğin ilerleyen sürecinde saptanmaktadır (10,11). Akaishi ve ark. savunduğu üzere preeklampsi 2 şekilde ortaya çıkmaktadır; 1) proteinürinin hipertansiyondan çok daha erken saptandığı veya 2) proteinürinin ve hipertansiyonun beraber saptandığı durumlardır (9). PE için iyi bilinen risk faktörleri içinde yer arasında aIan artmış vücut kitle indeksi, ikiz gebelik, nulliparite, genç anne yaşı aynı zamanda GP için de risk oluşturması bu hipotezi desteklemektedir (12).

İGP saptanan kadınlarda PE progresyon oranı çalışmalar arasında farklılık göstermektedir. Bunların sebepleri arasında alınan örneklemin büyüklüğü ve ortalama gebelik haftası, PE insidansı, çalışma popülasyonundaki kadınların risk faktörleri yer almaktadır. Morikawa ve ark. (11) yaptığı retrospektif incelemede izole proteinüri saptanan gebe kadınların yaklaşık %51’inde, Ekiz ve ark. çalışmasında ise %34 oranında PE saptanmıştır (7). Yamada ve ark. yaptığı diğer bir çalışmada ise; PE, İGP saptananların %25’inde gelişmiş olup, tüm PE hastalarının %20’sini İGP saptandıktan sonra PE gelişen hastaların oluşturduğu saptanmıştır (8). Bizim çalışmamızda 300 mg ve üzerinde proteinüri saptanan kadınların %53’ünde ilerleyen dönemlerde PE saptanmıştır. Protein şiddetine göre alt grup analizi yapıldığında ise nefrotik düzeyde proteinüri saptananlarda %64, daha az şiddette proteinüri saptananlarda (300-3000 mg arası) ise %47 PE eşlik etmiştir. Bunun yanı sıra nefrotik düzeyde proteinüri saptanan grupta PE tanı haftası daha erken ve izole proteinüri ile preeklampsi tanısı arasındaki süre daha kısa olmuştur. Bu ilerleme sürecine ait risk faktörlerini birçok çalışma araştırmıştır. İkiz gebelik, 40 yaş üstü gebelikler, preeklampsi öyküsü, nullipar kadınlarda risk grubunda yer almaktadır (7,13). Bu çalışmalara ek olarak sonuçlarımıza göre proteinüri şiddeti ile preklampsi tanı haftası ve tanı intervali arasında anlamlı bir korelasyon bulunmaktadır.

Morikawa ve ark. (11) yaptığı tek merkezli sınırlı sayıda  İGP’li gebe kadının dahil edildiği çalışma (n=37) ile Yamada ve ark. (8) yaptığı çok merkezli geniş ölçekli çalışma (n=130) benzer olarak IGP tespit edildikten sonra yaklaşık 2 hafta sonra PE geliştiği saptanmıştır. Bu çalışmada ise diğer çalışmalardan farklı olarak nefrotik düzeyde proteinüri de ortalama 8 gün, daha az şiddetli proteinüri de ise ortalama 16.5 gün sonra PE geliştiğini saptadık. Çalışmamız literatüre katkıda bulunarak PE gelişme süresinin aynı zamanda proteinüri şiddeti ile anlamlı olarak ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.

Ekiz ve ark. (7) yaptığı çalışmaya benzer olarak, çalışmamızda IGP'nin yalnızca artmış PE riski ile değil, aynı zamanda artmış gelişme kısıtlılığı riski ve düşük doğum ağırlığı ile birlikteliği gösterilmiştir. Bu durum İGP’nin artmış kötü obstetrik sonuçlar ile olan ilişkisini detaylandıran geniş ölçekli çalışmalara ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Çalışmamızın limitasyonları çoğunlukla retrospektif olmasından kaynaklanmaktadır. Tek merkezli ve sınırlı hasta sayısı olması, preeklampsi insidansına etki eden faktörlerdir. Aynı zamanda retrospektif olması nedeniyle preeklampsi gelişmesine katkıda bulunabilecek artmış vücut kitle indeksi, önceki PE öyküsü, gebelikteki kilo alımı, aspirin kullanımı öyküsü, uterin arter Doppler kan akımında direnç artışı gibi etkenler hasta dosyalarından elde edilememiştir. Ayrıca, çalışmamızda perinatal sonuçlara odaklandığımız için maternal sonuçlar araştırılmamıştır. Bununla beraber literatürde proteinüri şiddetine göre PE gelişmesini öngören çalışma kısıtlıdır.
Sonuç
 Çalışmamızın bulgularına göre, İGP saptanan kadınlar artmış kötü perinatal sonuçlar açısından riskli grupta yer almaktadır. Bu kadınlarda preeklampsi, düşük doğum ağırlığı ve iyatrojenik erken doğum riski artmıştır. Nefrotik düzeyde proteinüri saptanan kadınlarda proteinüri miktarı daha az saptanan kadınlara göre PE insidansı daha fazla, tanı haftası daha erken, İGP-PE arasındaki süre daha kısa saptanmıştır. Bu sebeple nefrotik düzeydeki kadınların artmış PE ve gelişme kısıtlılığı riski nedeniyle daha yakın takibi önerilir ve nefrotik düzeyde IGP tanısından sonra ortalama 8 gün sonra PE gelişmesi beklenmelidir.
1- Abalos E, Cuesta C, Grosso AL, Chou D, Say L. Global and regional estimates of preeclampsia and eclampsia: a systematic review. Eur J Obstet Gynecol Reprod Biol. 2013; 170: 1-7.
2- Levine RJ, Ewell MG, Hauth JC, Curet LB, Catalano PM, Morris CD, et al. Should the definition of preeclampsia include a rise in diastolic blood pressure of >/=15 mm Hg to a level <90 mm Hg in association with proteinuria? Am J Obstet Gynecol. 2000; 183: 787-92.
3- Thadhani RI, Maynard SE. Proteinuria in pregnancy: Evaluation and managementPost TW, ed. UpToDate. Waltham, MA: UpToDate Inc. http://www.uptodate.com (Accessed on June 15, 2017.)
4- Morikawa M, Yamada T, Minakami H. Outcome of pregnancy in patients with isolated proteinuria. Curr Opin Obstet Gynecol. 2009; 21: 491-495.
5- American College of Obstetricians and Gynecologists; Task Force on Hypertension in Pregnancy. Hypertension in pregnancy. Report of the American College of Obstetricians and Gynecologists’ Task Force on Hypertension in Pregnancy. Obstet Gynecol. 2013; 122:1122-1131.
6- Holston AM, Qian C, Yu KF, Epstein FH, Karumanchi SA, Levine RJ. Circulating angiogenic factors in gestational proteinuria without hypertension. Am J Obstet Gynecol. 2009; 200: 392. e1-10.
7- Ekiz A, Kaya B, Polat I, Avci ME, Ozkose B, Kicik Caliskan R, et al. The outcome of pregnancy with new onset proteinuria without hypertension: retrospective observational study. J Matern Fetal Neonatal Med. 2016; 29: 1765-1769.
8- Yamada T, Obata-Yasuoka M, Hamada H, Baba Y, Ohkuchi A, Yasuda S, et al. Isolated gestational proteinuria preceding the diagnosis of preeclampsia - an observational study. Acta Obstet Gynecol Scand. 2016; 95: 1048-1054.
9- Akaishi R, Yamada T, Morikawa M, Nishida R, Minakami H. Clinical features of isolated gestational proteinuria progressing to pre-eclampsia: retrospective observational study. BMJ Open. 2014; 4: e004870. doi: 10.1136/bmjopen-2014-004870.
10- Saudan P, Brown MA, Buddle ML, Jones M. Does gestational hypertension become pre-eclampsia? Br J Obstet Gynaecol. 1998; 105: 1177-1184.
11- Morikawa M, Yamada T, Yamada T, Cho K, Yamada H, Sakuragi N, et al. Pregnancy outcome of women who developed proteinuria in the absence of hypertension after mid-gestation. J Perinat Med. 2008; 36: 419-424.
12- Melda Kuyucu, Sevcan Arzu Arınkan, Dilflad Herkiloğlu, Murat Muhcu. İzole proteinürili gebelerde maternal ve perinatal sonuçların değerlendirilmesi. Perinatoloji Dergisi 2016; 24: 129–135.
13- Macdonald-Wallis C, Lawlor DA, Heron J, Fraser A, Nelson SM, Tilling K. Relationships of risk factors for pre-eclampsia with patterns of occurrence of isolated gestational proteinuria during normal term pregnancy. PLoS One. 2011; 6: e22115. doi: 10.1371/journal.pone.0022115.
Dosya / Açıklama
Tablo 2. Proteinüri şiddeti ile doğum ağırlığı, preeklampsi tanı haftası ve gelişme süresi arasındaki ilişki
Spearman korelasyon katsayısı ile ilişki hesaplanmıştır. İstatistiksel anlamlı değerler * ile gösterilmiştir. Nefrotik düzeyde proteinüri ile doğum ağırlığı ve arasında orta derecede ve anlamlı korelasyon saptanırken; proteinüri ile preeklampsi tanısı arasında geçen süre arasında kuvvetli ve anlamlı bir korelasyon saptanmıştır.
Tablo 1. Maternal ve perinatal özelliklerin 24-saatlik proteinüri şiddetine göre karşılaştırılması
Tablo 1. Maternal ve perinatal özelliklerin 24-saatlik proteinüri şiddetine göre karşılaştırılması