Ara

Bu bölümde sistem içerisindeki makaleler arasında arama yapabilirsiniz.

Dergi Kimliği

Online ISSN (İngilizce)
1305-3124

Basılı ISSN (Türkçe)
1300-5251

Online ISSN (Türkçe)
1305-3132

Kuruluş
1993

Editör
Cihat Şen

Yardımcı Editörler
Murat Yayla, Oluş Api

İlk Trimesterde Tiroid Fonksiyonunun Gebelik Sonuçları

Osman Samet Günkaya, Hüseyin Kıyak, Ali Ekiz, Ali Gedikbaşı

Künye

İlk Trimesterde Tiroid Fonksiyonunun Gebelik Sonuçları. Perinatoloji Dergisi 2017;25(4):- DOI: 10.2399/prn.17.0253008

Yazar Bilgileri

Osman Samet Günkaya1,
Hüseyin Kıyak2,
Ali Ekiz3,
Ali Gedikbaşı3

  1. Bayburt Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Servisi Bayburt TR
  2. İstanbul S.B.Ü Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği İstanbul TR
  3. İstanbul S.B.Ü Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Perinatoloji Servisi İstanbul TR
Yazışma Adresi

Osman Samet Günkaya, Bayburt Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Servisi Bayburt TR, dr.sametgunkaya@hotmail.com

Yayın Geçmişi

Gönderilme Tarihi: 11 Ekim 2017

Kabul Edilme Tarihi: 07 Aralık 2017

Erken Baskı Tarihi: 07 Aralık 2017

Çıkar Çakışması

Çıkar çakışması bulunmadığı belirtilmiştir.

Amaç
Bu  çalışma  ilk  trimesterde tiroid   disfonksiyonu  olan  gebelerde  oluşabilecek kötü perinatal sonuçların sıklığının belirlenmesi amacıyla yapıldı.
Yöntem
Çalışmaya hastanemiz gebe  polikliniğine 2012-2015 tarihleri arasında başvuran, gebelik haftası 4 ile 43 hafta arasında değişen 1000 gebe alınmıştır. İlk trimesterde tiroid fonksiyonlarına bakılan gebeler; abortus, erken preterm, geç preterm, toplam preterm, erken membran rüptürü, intrauterin gelişme geriliği, oligohidroamnios, preeklampsi, gestasyonel hipertansiyon, gestasyonel diyabetes mellitus, geç term gebelik, postterm gebelik,  doğum  şekli,  1.dk ve 5.dk Apgar skorları, doğum tartısı, yenidoğan yoğun bakım gereksinimleri açısından değerlendirilerek ilk trimester tiroid fonksiyon testleri verileri (serum tiroid stimülan hormon-TSH, serbest T4- FT4, serbest T3- FT3 düzeyleri) ile ilişkilendirildi. 
Bulgular
Çalışmamızda hastalarda hipotiroidi sıklığı %8,7; subklinik hipotiroidi sıklığı %8,6; hipertiroidi sıklığı %3.6 ve subklinik hipertiroidi sıklığı %3,6 olarak saptandı. Tiroid fonksiyon patolojisi tespit edilen ve edilmeyen hastalar abortus, erken preterm, geç preterm, toplam preterm, intrauterin gelişme geriliği, oligohidroamnios, preeklampsi, gestasyonel hipertansiyon, gestasyonel diyabet, geç term gebelik, postterm gebelik, doğum şekli, 1.dk ve 5.dk Apgar skorları, sezaryen endikasyonları ile sıklığı, doğum tartısı, yenidoğan yoğun bakım gereksinimi açısından incelendiğinde, tedavi alan hastalar açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. Hipotiroidi saptanan gebe grubunda erken membran rüptürü daha sık olarak gözlendi. 
Sonuç
Gebelerde ilk trimester tiroid fonksiyonlarını irdeleyen endokrin çalışma gruplarında ilk trimesterde rutin tiroid fonksiyon testi yapılması açısından kesin bir fikir birliği olmamakla birlikte, tiroid fonksiyon patolojisinin fetusa olası potansiyel zararları nedeniyle, Türkiye gibi endemik iyot eksikliğinin bulunduğu ülkelerde, başta riskli gebeler olmak üzere, TSH taramasının önemli olduğu düşünülmektedir.
Anahtar Kelimeler

İlk trimester,tiroid fonksiyon bozukluğu,gebelik

Giriş
Tiroid hastalıkları özellikle üreme yaşlarında sık görülen endokrin patolojileridir. Gebelikte ortaya çıkan fizyolojik değişimlere bağlı olarak, tiroid hormon düzeylerinde de değişiklikler gerçekleşmektedir. Buna bağlı olarak tiroid bezi disfonksiyonları gebelikte yaygın olarak izlenebilmekte, değişiklikler yenidoğan ve anne için sorun oluşturabilir. Uygun tedavi ve yönetimle gebelik süresi normal olarak tamamlanabilir. 
Fertilitede  olduğu gibi gebelikte de sağlıklı fetüs gelişimi için tiroid hormonlarının yeterli düzeyde olması gereklidir (1, 2). Gebelikte görülen maternal tiroid hastalıkları fetal kayıp, preeklampsi, preterm doğum, dekolman plasenta, fetusta entelektüel fonksiyonlarda kayıplarla ilişkilendirilmiştir (3, 4). Fetus gebeliğin 10-12. haftasına kadar kendi tiroid hormonlarını üretme kabiliyetine sahip değildir, bu haftalara kadar gerekli ihtiyacını maternal tiroksinden (T4) sağlar: T4 plasentayı geçerek fetus tarafından kullanılır. Maternal hipotirodizm durumunda fetus için gerekli tiroid hormonları anne tarafından yeterince karşılanamaz. Özellikle gebeliğin erken dönemlerinde fetus nöropsikomotor gelişim açısından olumsuz etkilenebilir. Bu fetüslerin Intelligence Quotient (IQ) skorlarının daha düşük olduğu görülmüştür (4, 5).  Çalışmamızda, 1. trimester tiroid fonksiyona testlerinde patoloji saptanan ve gebelikte tiroid hastalıkları açısından risk faktörü oluşturan gebeliklerde fetus ve gebelerin verilerini değerlendirdik. 
Yöntem
Çalışmamız retrospektif olarak planlanmış olup 2013 – 2016 yılları arasında Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’ nde ilk trimesterde (6-14. gebelik haftaları) başvuru anında tiroid fonksiyon testlerini (TFT) yaptırmış ve sonrasında gebeliğinin takibi ve doğumu kliniğimiz tarafından yapılmış gebelerin hastane verileri incelenerek değerlendirildi. Hastanemizden yerel etik kurulundan 2015/33 no’ lu karar, çalışmamız için çıkarıldı. Çalışmaya, tiroid fonksiyon testlerinin normal olduğu 755 gebe ile tiroid fonksiyon testlerinde patoloji saptanan 245 tane gebe olmak üzere, toplam 1000 gebe dahil edildi.
Çalışmaya dahil edilen gebeler aşağıdaki kriterlere göre gruplara ayrıldı: Tiroid stimülan hormon (TSH) referans değeri 0,1-2,5 mU/L ve serbest T4 (FT4) referans aralığı 0,93-1,71 ng/dL kabul edildi. Hipertiroidi – Grup 1 olarak; TSH değeri 0,1 mU/L altında ve FT4 değeri 1,71 ng/dL’ nin üzerinde olanlar olarak tanımlandı. Hipotiroidi – Grup 2 olarak tanımlananlar; TSH değeri 10 mU/L üzerinde olanlar FT4 verilerine bakılmaksızın; TSH değeri 2,5-10 mU/L olup da FT4 düzeyi 0,93 ng/dL’ den düşük olanlar. Subklinik hipertiroidi – Grup 3 olarak; TSH değeri 0,1 mU/L’ nin altında olup, FT4 ve serbest T3 (FT3) değerleri normal olarak tanımlandı. Subklinik hipotiroidi – Grup 4; TSH değeri 2,5-10 mU/L olup da FT4 düzeyi normal olan hastalar tanımlandı.

Hastanemizde  ilk  trimesterde  tiroid  fonksiyon  testi  yaptıran  hastaların  demografik özellikleri  (yaş, gravide, parite, abortus, küretaj), obstetrik sonuçları [abortus, erken preterm doğum,  geç  preterm doğum, preterm erken membran rüptürü,  erken  membran  rüptürü, preeklampsi, intrauterin gelişme geriliği (IUGR), oligohidroamnios, gestasyonel diyabetes mellitus (GDM), gestasyonel hipertansiyon (GHT), geç term doğum, postterm doğum, normal doğum, sezaryen endikasyonları, doğum tartısı, 1.ve 5.dk Apgar skorları, yenidoğan yoğun bakım gereksinimi, ve gebelerin tiroid disfonksiyonu açısından tedavi alıp almamaları gibi değişkenler açısından karşılaştırıldı.

Çalışmamızda dışlama kriterlerimiz aşağıdaki şekilde belirlendi: Çoğul gebelik, anomalili fetüs veya buna bağlı tıbbi tahliye kararının çıkarılmış olması,
gebede ek sistemik hastalıkların olması (romatizmal hastalıklar – sistemik lupus eritematozus-SLE, Behçet hastalığı, romatoid artrit-RA, endokrin hastalıklar – tip ve 2 DM; otoimmün hasatlıklar), plasental insersiyon anomalisi, gebenin hastane kayıtlarının tam olmaması veya takiplerinin kliniğimizde yapılmaması.

Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için IBM Statistical Package fort he Social Sciences-22 (IBM SPSS-22, Türkiye) programı kullanıldı. Parametrelerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro Wilks testi ile kontrol edildi. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatiksel metodların (Ortalama, standart sapma, frekans) yanı sıra niceliksel verilerin karşılaştırılmasında normal dağılım gösteren parametrelerin ikiden fazla grup arası karşılaştırmalarında Kruskall Wallis testi, farklılığa neden olan grubun tespitinde ise Mann Whitney U testi kullanıldı. Niteliksel verilerin karşılaştırılmasında Ki-Kare testi kullanıldı. İstatistiksel olarak p<0.05 anlamlı olarak kabul edildi. 
Bulgular
Çalışmaya 2013-2016 tarihleri arasında Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi  Kadın Doğum Kliniği’nde  kayıtlarına tam ulaşılan ilk trimesterde tiroid  fonksiyon testi yapılmış, yaşları  16  ile  49  yıl  arasında  değişmekte  olan  toplam  1000 gebe dahil edildi.
Olguların yaş ortalaması 29,75 ± 5,63 yıl olarak saptandı. Gebelerin 755’ ine (%75,5) ötiroid, 36’ sına (%3,6) hipertiroid, 87’ sine (%8,7) hipotiroid, 36’ sına (%3,6) subklinik hipertiroid, 86’ sına (%8,6) subklinik hipotiroid tanısı kondu ve olgular bu beş grup altında incelendi. Referans kliniği olmamız nedeniyle bu verilerin Türkiye insidanslarını yansıtmadığını ifade etmek gerek. Gruplar arasında yaş ortalamaları ve gravide, parite, abortus sayıları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmadı (p>0,05) (Tablo-1).

Gruplar arasında tiroid fonksiyon testlerine (TFT) bakılan haftalar açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu (p= 0,023). Farklılığın hangi gruptan kaynaklandığını saptamak amacıyla yapılan ikili karşılaştırmalar sonucunda, hipertiroidi grubunun TFT bakılan haftaları, ötiroidi (p=0,028) ve hipotiroidi (p=0,007) gruplarından anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Aynı şekilde subklinik Hipertiroidi grubunun TFT bakılan haftaları, ötiroidi (p=0,038) ve hipotiroidi (p=0,011) gruplarından anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Diğer gruplar arasında TFT bakılan haftalar açısından anlamlı bir farklılık görülmemiştir (Tablo 1).

Gruplar arasında bebeklerin doğum tartıları,  1.dk ve 5.dk Apgar skorları, abortus görülme ve fetus cinsiyet dağılımları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0,05). Yine gruplar arasında erken preterm, geç preterm, total preterm ve geç term görülme oranları açısından ve yeni doğan yoğun bakım ihtiyacı oranları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0,05) (Tablo 2).
Gruplar arasında EMR görülme oranları açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmaktadır (p=0,012). Farklılığın hangi gruptan kaynaklandığını saptamak amacıyla yapılan ikili karşılaştırmalar sonucunda; hipotiroidi grubunda EMR görülme oranı (%2,3), ötiroidi grubundan (%0,1) anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur (p=0,030). Diğer gruplar arasında EMR görülme oranları açısından anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0,05) (Tablo 3). Yine gruplar arasında IUGR, oligohidroamnios, preeklampsi, miad aşımı, GDM ve GHT görülme oranları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamamıştır (p>0,05) (Tablo 3). Benzer şekilde gruplar arasında doğum şekilleri (Tablo 2) ve sezaryen endikasyonları incelendiğinde (Tablo 4), istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0,05). 
Tartışma
Literatürde hipertiroidizm ve hipotiroidizm artmış abortus sıklığıyla ilişkilendirilmiştir (6). Benzer şekilde Rao ve arkadaşları (7) yaptıkları çalışmada, hipotirodisi olan gebelerde ilk trimesterde abortus sıklığını %4,29 olarak tespit etmişlerdir. Buna rağmen Vaidya ve arkadaşları (8), daha önce abortus hikayesi olan olguların gebeliğinde tiroid hastalıklarının görülme sıklığını anlamlı olarak yüksek tespit etmemişlerdir. Biz de tiroid patolojisi saptadığımız gebeler ile ötiroid olgular arasında abortus sıklığı açısından istatistiksel anlamlı bir farklılık bulamadık ve abortus sıklığını %1.7 olarak tespit ettik. Her ne kadar tiroid hastalıklarının abortus için bir sebep olduğu söylense de aşikar hipertiroidizm ve hipotiroidizm daha çok infertiliteye sıkça eşlik etmektedirler (9); dolayısıyla böyle hastaların gebe kalması daha zor olarak gerçekleşeceğinden, abortusun tiroid hastalarında artabileceğini söylemek için daha kapsamlı çalışmalar yapmak gereklidir.

Stagnaro-Green ve arkadaşları (10), 124 gebede yaptıkları çalışmalarında, 28 gebenin 15.gebelik haftasından önce bakılan, serum TSH düzeylerinin 97.5 persantilin üzerinde olanlarında, 32. gebelik haftasından önce preterm doğum eyleminin gerçekleştiğini tespit etmişlerdir. Buna karşın da Ashoor ve arkadaşları (11) yaptıkları çalışmada, 11-13.  gebelik haftasında tiroid disfonksiyonu olan gebeler ile aynı haftalarda tiroid disfonksiyonu saptanmayan gebeler arasında, erken preterm doğum sıklığı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. Biz de yaptığımız çalışmada, benzer şekilde, hipotirodizm ve subklinik hipotirodizmi olan gebelerin preterm doğum sıklığı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir riskini saptayamadık.
Bununla birlikte Ashoor ve arkadaşları (12) çalışmalarında, 11-13. gebelik haftalarında gebe serum TSH düzeylerinin 97,5 persantilin üzerinde olanlarda geç preeklampsi gelişme oranını %13 olarak hesaplamış ve istatistiksel olarak anlamlı bulmuşlardır. Biz çalışmamızda toplam preeklampsi oranımızı %6,9 olarak hesapladık ve tiroid fonksiyon verilerinin preeklampsi üzerinde istatiksel olarak anlamlı olmadığını saptadık. Verilerimizde preeklampsi oranını, Ashoor ve arkadaşlarına göre daha düşük bulma nedeni olarak, hasta gruplarımızda preeklampsi gelişimi açısından risk faktörü olarak kabul edilen  kronik  hipertansif ve ek hastalık ve morbiditeleri olan gebeleri dahil etmememiz olarak değerlendirdik.

Allan ve arkadaşları (13) çalışmalarında, TSH değeri 10 mU/L  ve üzerinde olan  gebelerde,  gebeliğe bağlı hipertansiyon (GHT), plasenta dekolmanı, 5. dk  düşük Apgar skoru, sezaryenle doğum gerçekleşmesi gibi verilerde istatistiksel olarak anlamlı bulgular elde edememişlerdir. Biz de verilerimizde literatürle uyumlu sonuçlar elde etmekle birlikte, GHT, plasenta dekolmanı, 5.dk Apgar skorları ve sezaryenle doğum artışları açısından anlamlı istatistiki sonuçlara ulaşmadık. Subklinik hipertiroidizm ve gebelik sonuçları bakımından Casey ve arkadaşları (14) çalışmalarında GHT, preeklampsi, GDM, plasenta dekolmanı ve sezaryenle doğum oranlarında, bizim çalışmamızda olduğu gibi, istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar elde edememişlerdir. Subklinik hipertiroidi verileri ile ilişkili olarak, Türkiye Perinatoloji Derneği’ nin yayınlamış olduğu 2016 Gebelikte Tiroid Tarama ve Tanı Kılavuzu’ nda, subklinik hipertiroidizm tedavisinin gebelik seyrine olumlu etkisi olacağına dair kanıt olmaması ve tedavinin fetus üzerinde yan etkileri olabileceği nedeniyle, gebelikte subklinik hipertiroidi tedavisi önerilmemektedir (15).

Nazarpour arkadaşları (16) yaptıkları çalışmada, aşikar hipertiroidi ve hipotiroidinin gebelik sonuçları üzerine olumsuz etkileri olduğunu, aşikar hipertiroidizmin erken doğum, intrauterin gelişme geriliği, düşük doğum ağırlığı, preeklampsi ve fetal tiroid disfonksiyonu ile ilişkili olduğunu ifade etmişleridir.  Buna rağmen biz verilerimizde aşikar hipertiroidizmi olan gebelerin erken doğum, intrauterin gelişme geriliği, düşük doğum ağırlığı, preeklampsi gelişme ve görülme oranları ile istatistiksel açıdan anlamlı olmadığını bulduk.

Chen ve arkadaşları ise (17)  çalışmalarında  hipotiroidizmin  gebelerde IUGR ve erken membran rüptürü gelişimi açısından riskli olduğunu ifade ederken, bizim çalışmamızda IUGR oranını %5,2 olarak hesapladık ve istatistiksel olarak anlamlı olmadığını tespit ettik. Buna karşın çalışmamızda hipotiroidik ve ötiroidik gebelerde erken membran rüptürü oranlarımız sırasıyla %2.3 ve %0.1 olarak hesaplanmış olup, istatistiksel olarak anlamlı saptanmıştır. Ancak EMR hastalarında olgu sayısının az oluşu ve bu hastaların büyük çoğunluğunun ilk 12-18 saatte travaya girmesi, çalışmamızın kısıtlayıcı tarafı olarak değerlendirildi. Bunun yanısıra hasta gruplarında hipertiroidi, subklinik hipertiroidi ve subklinik hipotiroidi grupları arasında EMR görülme oranları açısından anlamlı bir farklılık bulunamamıştır.

Ülkemizdeki belki diğer önemli bir sorun, gebelerdeki tiroid patolojisi ile karşı karşıya kalan farklı branşlardaki hekimlerin, gebelikteki normal ve patolojik tiroid değerleri konusunda yetersiz bilgi sahibi olması (15, 18). Bu da tanı ve gebelikte tedavi düzenlemeleri konusunda sıkıntılara neden olabilmektedir. Özellikle de günlük gıda tüketiminde tuzların iyod ile desteklenmesine rağmen, ülkemizde gebelerin ve genel olarak popülasyonun yetersiz iyod alımı ile karşı karşıya kaldığını görmekteyiz (19). Bu nedenle, olumsuz gebelik sonuçları ile karşı karşıya kalmamak için, endemik iyot eksikliğinin sözkonusu olduğu ülkemizde, gebelerin bu açıdan taranması yerinde olabilir (4, 5, 19)  
Sonuç
Gebelik sonuçlarını değerlendirdiğimiz parametreler açısından, gebeliği olumsuz yönde etkileyecek istatistiksel olarak anlamlı olabilecek parametreler saptayamadık. Çalışmamızda taradığımız gebe popülasyonunda hipotiroidi %8,7; subklinik hipotiroidi %8,6; hipertiroidi %3,6 ve subklinik hipertiroidi %3,6 sıklıkta saptandı. Tiroid fonksiyon patolojisi saptanan bu gebeliklerde, ötiroidik gebelere göre, abortus oranları, preterm doğum riski, intrauterin gelişme geriliği sıklığı, oligohidroamnios potansiyeli, preeklampsi riski, gestasyonel hipertansiyon ve / veya gestasyonel diyabet olasılıkları, postterm gebelik durumu,  doğum  şekli ve sezaryen olasılığı, Apgar skorları, doğum tartısı ve yenidoğan yoğun bakım gereksinimleri açısından herhangi bir ek risk faktörü saptanmadı. Sadece EMR verileri anlamlı saptanmakla birlikte, çalışmadaki olgu sayısının sınırlı olduğunu gördük. Bununla birlikte tiroid patolojileri açısından tüm gebeleri taramanın,  gebelik sonuçları açısından olmazsa da, erken dönemde fetüse nöropsikomotor gelişim açısından olumsuz etkileri olabileceğinden ve bu fetusların IQ skorlarının daha düşük olma ihtimali nedeniyle (4, 5, 19), özellikle bizim gibi endemik iyot eksiğinin bulunduğu ülkelerde, başta riskli gebeler olmak üzere, TSH taraması önerilebilir. Kesin önerilerde bulunabilmek için, ülkemiz şartlarında yapılacak, iyi dizayn edilmiş prospektif, randomize kontrollü çalışmalara gereksinim vardır.
1.Glinoer D. The regulation of thyroid function in pregnancy pathways of endocrine adaptation from physiology to pathology. Endocr Rev 1997; 18: 404-433.
2.Casey BM, Leveno KJ. Thyroid disease in pregnancy. Obstet Gynecol. 2006; 108: 1283-1292.
3.Casey BM, Dashe JS, Wells CE, McIntire DD, Byrd W, Leveno KJ, Cunningham FG. Subclinical hypothyroidism and pregnancy outcomes. Obstet Gynecol. 2005; 105: 239-245
4.Haddow JE, Palomaki GE, Allan WC, Williams JR, Knight GJ, Gagnon J, O'Heir CE, Mitchell ML, Hermos RJ, Waisbren SE, Faix JD, Klein RZ. Maternal thyroid deficiency during pregnancy and subsequent neuropsychological development of the  child. N Engl J Med. 1999; 341: 549-555
5.Pop VJ, Brouwers EP, Vader HL, Vulsma T, van Baar AL, de Vijlder JJ. Maternal  hypothyroxinaemia during early pregnancy and subsequent child development: a 3-year follow-up study. Clin Endocrinol (Oxf). 2003; 59: 282-288
6.Monzani F, Del Guerra P, Caraccio N, Pruneti CA, Pucci E, Luisi M, Baschieri L. Subclinical hypothyroidism: neurobehavioral features and beneficial effect of  L-thyroxine treatment. Clin Investig. 1993; 71: 367-371
7.Rao VR, Lakshmi A, Sadhnani MD. Prevalence of hypothyroidism in recurrent pregnancy loss in first trimester. Indian J Med Sci. 2008; 62: 357-361
8.Vaidya B, Anthony S, Bilous M, Shields B, Drury J, Hutchison S, Bilous R. Detection of thyroid dysfunction in early pregnancy: Universal screening or targeted high-risk case finding? J Clin Endocrinol Metab. 2007; 92: 203-207
9.Duran B, Ozlü T, Koç O, Eşitken C, Topçuoğlu A. Relationship of thyroid hormone levels and thyroid autoantibodies with early pregnancy loss and infertility. J Obstet Gynaecol. 2013; 33: 862-864
10.Stagnaro-Green A, Chen X, Bogden JD, Davies TF, Scholl TO. The thyroid and pregnancy: a novel risk factor for very preterm delivery. Thyroid. 2005; 15: 351-357
11.Ashoor G, Maiz N, Rotas M, Jawdat F, Nicolaides KH. Maternal thyroid function  at 11-13 weeks of gestation and spontaneous preterm delivery. Obstet Gynecol. 2011; 117: 293-298
12.Ashoor G, Maiz N, Rotas M, Kametas NA, Nicolaides KH. Maternal thyroid function at 11 to 13 weeks of gestation and subsequent development of preeclampsia. Prenat Diagn. 2010; 30: 1032-1038
13.Allan WC, Haddow JE, Palomaki GE, Williams JR, Mitchell ML, Hermos RJ, Faix JD, Klein RZ. Maternal thyroid deficiency and pregnancy complications: implications for population screening. J Med Screen. 2000; 7: 127-130.
14.Casey BM, Dashe JS, Wells CE, McIntire DD, Leveno KJ, Cunningham FG. Subclinical hyperthyroidism and pregnancy outcomes. Obstet Gynecol. 2006; 107: 337-341
15.Api O, Şen C, Yayla M, Kurdoğlu M, Yapar Eyi EG, Sezik M, Göynümer G, Moraloğlu Tekin Ö. Perinatal Tiroid Çalıştayı Raporu – 2015. Perinatoloji Dergisi 2015; 23: 116-139
16.Nazarpour S, Ramezani Tehrani F, Simbar M, Azizi F. Thyroid dysfunction and pregnancy outcomes. Iran J Reprod Med. 2015; 13: 387-396
17.Chen LM, Du WJ, Dai J, Zhang Q, Si GX, Yang H, Ye EL, Chen QS, Yu LC, Zhang C, Lu XM. Effects of subclinical hypothyroidism on maternal and perinatal outcomes during pregnancy: a single-center cohort study of a Chinese population. PLoS One. 2014; 9: e109364
18.Kut A, Kalli H, Anil C, Mousa U, Gursoy A. Knowledge, attitudes and behaviors  of physicians towards thyroid disorders and iodine requirements in pregnancy. J Endocrinol Invest. 2015; 38: 1057-1064
19.Oguz Kutlu A, Kara C. Iodine deficiency in pregnant women in the apparently iodine-sufficient capital city of Turkey. Clin Endocrinol (Oxf). 2012; 77: 615-620
Dosya / Açıklama
Tablo 1
Gruplara göre olgulara ilişkin genel özelliklerin değerlendirilmesi
Tablo 2
Gruplara göre yeni doğanlara ilişkin özelliklerin değerlendirilmesi
Tablo 3
Gruplara göre olgulara ilişkin diğer özelliklerin değerlendirilmesi
Tablo 4
Gruplara göre C/S endikasyonlarının değerlendirilmesi