Arşiv
Ara

Bu bölümde sistem içerisindeki makaleler arasında arama yapabilirsiniz.

Dergi Kimliği

Online ISSN (İngilizce)
1305-3124

Basılı ISSN (Türkçe)
1300-5251

Online ISSN (Türkçe)
1305-3132

Kuruluş
1993

Editör
Cihat Şen

Yardımcı Editörler
Murat Yayla, Oluş Api

Preeklampsili gebelerde plazma selenyum düzeyleri

Deniz Cemgil Arıkan, Tugba Arıkan

Künye

Preeklampsili gebelerde plazma selenyum düzeyleri. Perinatoloji Dergisi 2017;25(2):53-58 DOI: 10.2399/prn.17.0252003

Yazar Bilgileri

Deniz Cemgil Arıkan1,
Tugba Arıkan2

  1. Department of Obstetrics and Gynecology, Faculty of Medicine, Kahramanmaraş Sütçü İmam University, Kahramanmaraş, Turkey
  2. Department of Elementary Science Teaching, Faculty of Education, Kahramanmaraş Sütçü İmam University, Kahramanmaraş, Turkey
Yazışma Adresi

Deniz Cemgil Arıkan, Department of Obstetrics and Gynecology, Faculty of Medicine, Kahramanmaraş Sütçü İmam University, Kahramanmaraş, Turkey, drdenizarikan@hotmail.com

Yayın Geçmişi

Gönderilme Tarihi: 08 Haziran 2017

Kabul Edilme Tarihi: 07 Temmuz 2017

Erken Baskı Tarihi: 07 Temmuz 2017

Yayınlanma Tarihi: 18 Eylül 2017

Çıkar Çakışması

Çıkar Çakışması: Çıkar çakışması bulunmadığı belirtilmiştir.

Amaç
Bu çalışmada, sağlıklı gebe kadınlarla preeklampsili kadınlardaki selenyum (Se) düzeylerini karşılaştırmayı amaçladık.
Yöntem
Preeklampsili 39 kadın (Grup 1) ve maternal yaş, gestasyonel yaş ve vücut kitle indeksi (VKİ) benzer olan 45 sağlıklı gebe (Grup 2) olmak üzere çalışmaya toplam 84 gebe dahil edildi. Maternal plazma Se düzeylerinin ölçümü atomik absorbsiyon spektrofotometri cihazı kullanılarak yapıldı.
Bulgular
Preeklamptik gruptaki plazma Se düzeyleri, sağlıklı kontrol grubundakilere kıyasla anlamlı derecede daha düşüktü (p<0.05). Preeklamptik ve sağlıklı gebe kadınlarda Se düzeyleri ile VKİ, örnek alma tarihindeki gebelik haftası, doğum ağırlığı, tri-
gliseritler, kolesterol, insülin direnci, sistolik ve diyastolik kan basınçları arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı (p>0.05).
Sonuç
Elde ettiğimiz sonuçlar, preeklamptik olguların plazmasında Se düzeylerinin azaldığını göstermektedir ve bu durum, Se’nin preeklampsi patogenezinde bir rol oynayabileceğinin bir göstergesi olabilir. Ancak bu rolü netleştirmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.
Anahtar Kelimeler

Preeklampsi, selenyum.

Giriş
Preeklampsi, gebeliğin 20 haftasından sonra ortaya çıkan hipertansiyon ve proteinüri veya trombositopeni, böbrek yetmezliği, karaciğer fonksiyon bozukluğu, pulmoner ödem veya serebral veya görsel belirtilerin eşlik ettiği insan gebeliğine özgü multisistemik progresif bir hastalıktır.[1,2] Gebelikte en sık görülen tıbbi komplikasyondur ve tüm gebeliklerin %5–7’sinde meydana gelmekte olup, maternal-fetal morbidite ve mortalitenin önde gelen nedenidir.[1,3] Bu bozukluğun etiyolojisinde yer alan mekanizmalar net bir şekilde belirlenememiş olsa da, plasentanın şu iki bileşenini içerdiği düşünülmektedir: (i) Yetersiz trofoblast invazyonu ve (ii) endotelyal disfonksiyonuyla birlikte yetersiz spiral arter.[3–5]
Daha önceki çalışmalar, azalmış plasenta perfüzyonu ve vasküler endotelyal disfonksiyonun plasenta iskemisi, oksidatif stres, apoptoz ve nekrozla sonuçlandığını göstermiştir. Bu hücresel değişiklikler, maternal dolaşıma karışan artmış trofoblastla sonuçlanmakta, bu da klinik preeklampsi tablolarına yol açmaktadır.[6–10]
Selenyum (Se), insan sağlığı için önemli olan ve selenoproteinleri tiroid hormonu metabolizmasına, antioksidan savunma sistemlerine ve immün fonksiyona katmada hayati bir rol oynayan, önemli bir eser elementtir.[11] Antioksidan enzimlerin aktif noktasında selenosistein (SeCys) olarak birleştirilir. İnsan vücudunda, hücresel redoks sisteminde önemli rol oynayan 25’ten fazla selenoprotein saptanmıştır.[12] Redoks reaksiyonlarında bulunan ve asıl Se içeren enzimler glutatyon peroksidaz (GPx), tiyoredoksin redüktaz (Thx-R) ve iyodotironin deiyodinazdır.[13] İnsan plasentası, plasentasyonu destekleyen ve enflamasyon ile süperoksit dismutaz (SOD), GPx, Thx ve Thx-R gibi belirli oksidatif stres formlarını azaltan önemli antioksidan proteinleri üretir.[10]
Çeşitli çalışmalarda, preeklamptik kadınlarda tükenmiş Se düzeyleri bulunmuştur ve bu çalışmalarda, plazma GPx düzeyleri ile korelasyon görülmüştür.[14,15] Rayman ve ark., preeklamptik kadınların sendrom tanısından önce düşük bir Se düzeyine sahip olduğunu açık bir şekilde göstermişlerdir.[15] Benzer şekilde, diğer pek çok çalışmada preeklampsi gelişimi sırasında Se eksikliği bildirilmiştir.[15–24] Buna karşılık diğer çalışmalarda, preeklampsili gebe kadınlarda benzer veya daha yüksek plazma Se düzeyleri bulunmuştur.[25–30]
Sözü edilen çalışmalardan da görüldüğü gibi, plazma Se düzeyleri ve preeklampsi arasındaki ilişki bakımından literatürde önemli ölçüde tutarsızlık vardır. Biz bu çalışmamızda; (1) preeklamptik, normotansif gebe kadınlarda plazma Se konsantrasyonlarını değerlendirmeyi ve (2) maternal plazma Se konsantrasyonları ile vücut kitle indeksi (VKİ), trigliseritler (TG), kolesterol, insülin direnci (IR) ve diğer birtakım parametreler arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçladık.
Yöntem
Çalışmaya, Kahramanmaraş Sütçüimam Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’nın antenatal kliniklerinden alınan toplam seçilen 84 gebe dahil edildi. Çalışmaya başlamadan önce Kahramanmaraş Sütçüimam Üniversitesi Etik Kurulu’ndan etik onay alındı ve tüm hasta ve gönüllülerine bilgilendirilmiş onam imzalatıldı. Çalışmaya alınan hastalar 2 gruba ayrıldı; Grup 1 preeklampsili 39 kadından, Grup 2 ise 45 normotansif sağlıklı gebe kadından oluşmaktaydı.
Preeklampsi tanısı, Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Derneği[2] kılavuzlarına ve Uluslararası Gebelikte Hipertansiyon Çalışması Derneği (ISSHP)[31] kriterlerine göre kondu. Preeklampsi tanısı, hipertansiyon (20. gebelik haftasından sonra en az iki kez ve en az 6 saat arayla kan basıncının 140/90 mmHg veya daha fazla olması) ve proteinüri (24 saatlik idrar örneğinde >300 mg veya spot idrarda ≥1+ olması) veya diğer maternal organ fonksiyon bozuklukları (trombositopeni, renal yetmezlik, bozuk karaciğer fonksiyonu, pulmoner ödem veya serebral ya da görsel semptomlar) ya da uteroplasental disfonksiyon (fetal büyüme kısıtlılığı) varlığında kondu. Preeklampsili kadınlar ve normal kontroller maternal yaş, gestasyonel yaş ve vücut kitle indeksi (BMI) yönünden dikkatlice eşleştirildi. Gestasyonel yaş, adet geçmişi temel alınarak veya düzensiz adet döngüsü durumunda gebeliğin ilk veya ikinci trimesterinde elde edilen ultrason verisiyle hesaplandı. VKİ, kilo (kg) / boyun karesi (m2) formülüyle hesaplanarak elde edildi. Katılımcıların hiçbiri sigara kullanmıyordu, gebelik öncesinde herhangi bir ilaç almamıştı ve kardiyovasküler, metabolik veya enflamatuar hastalıklar yönünden hiçbir klinik kanıta sahip değildi. Çoklu gebelik, doğrulanmış diabetes mellitus, kronik hipertansiyon, bağ dokusu hastalığı, enflamatuar veya enfeksiyöz bozukluklar ve kalp hastalığının yanı sıra aspirin, varfarin, lipit düşürücü ilaçlar, nonsteroid anti-enflamatuar ilaçlar veya antibiyotiklerle tedavi de çalışma dışı bırakma kriterlerindendi. Diğer çalışma dışı bırakma kriterleri ise fetal membran rüptürü, aktif doğum ve polihidramniyoz idi. Kontrol grubu olarak seçilen normotansif gebe kadınlarda gebelik komplikasyonları veya fetal distres bulguları yoktu.
Kan örneği alımı
Herhangi bir ilaç verilmeden ve herhangi bir tıbbi veya cerrahi müdahaleden önce her bir katılımcıdan kan örneği alındı. Kan alımından önce veya kan alımı sırasında hastaların hiçbiri aktif doğum eyleminde değildi. Kan örnekleri, 10–12 saatlik açlığın ardından antekubital bölgeden saat 08:00 ila 09:00 arasında alındı. Açlık venöz kan örnekleri, venipunktur ve kan alımına yönelik standart hastane kılavuzlarına göre hiçbir kanştırıcı tampon içermeyen kan toplama tüplerinde (Becton-Dickinson, Franklin Lakes, NJ, ABD) toplandı. Serum separatör tüp örneklerinin pıhtılaşmasına izin verildi, ardından serumu ayırmak için 3000 rpm’de 10 dakika boyunca santrifüj edildi. Serum glukoz, TG, kolesterol ve insülin düzeyleri, Dade Behring RXL kalibreli otoanalizör (Dade Behring Inc., Newark, DE, ABD) ve Immulite 2000 cihazı (Siemens, Flanders, NJ, ABD) kullanılarak aynı gün ölçüldü. Plazma ayrıldı ve Se düzeylerinin analizine kadar -70 °C’de saklandı.
Serum Se seviyelerinin ölçümü
Selenyum ölçümü, Zeeman arka plan düzeltmesini kullanarak bir grafit fırın atomik absorpsiyon spektrofotometresi (Analyst 800; Perkin Elmer, Waltham, MA, ABD) içinde gerçekleştirildi. Matris dönüştürücüleri paladyum (20 mL’lik örnekte 4 mg) ve magnezyum sülfattı (20 mL’lik örnekte 3 mg). Örnekler ve kalibrasyon standartları, örnek viskozitesini ve sonuçların tekrarlanabilirliğini iyileştirmek amacıyla %0.05 Triton X-100 ile 1:3 oranında seyreltildi. Tüm gruplardaki selenyum seviyeleri, µg/L cinsinden standart bir eğriye göre değerlendirildi ve Se kalibrasyon standartları, seri seytreltmeler ile ticari Se standardından (1000 mg/L) hazırlandı.[32] Kontrol ve hasta gruplarının Se testlerinde %72 duyarlılık ve %55.5 özgüllük bulundu.
IR, Homeostaz Model Değerlendirmesi (HOMA), HOMA-IR = [açlık insülini (U/ml)] ¥ [açlık glukozu (mg/dl)] / 405 ile değerlendirildi.[33]
İstatistiksel analiz
Tüm veriler, SPSS 17.0 for Windows paket programı (SPSS, Chicago, IL, ABD) ile analiz edildi. Veriler önce normal dağılım yönünden Kolmogorov-Smirnov testiyle test edildi ve anormal bulundu (p<0.05). Gruplar arasındaki (hasta-kontrol) değişkenlerin farklılıklarındaki anlamlılığı test etmek üzere Mann-Whitney U testi kullanıldı. Se seviyeleri ve değişkenler arasındaki ilişkiyi test etmek amacıyla Spearman rho testiyle korelasyon analizi gerçekleştirildi. Veriler ortalama±SS olarak sunuldu. İstatistiksel anlamlılık p<0.05 olarak kabul edildi.
Bulgular
Grupların klinik özellikleri Tablo 1’de özetlenmiştir. Demografik özellikler (ortanca maternal yaş, örnek alımı tarihindeki gestasyonel yaş ve VKİ) tüm gruplarda benzerdi (p>0.05). Doğum sırasındaki gestasyonel yaş ve doğum ağırlığı, sağlıklı kontrol grubuna kıyasla preeklampsi grubunda anlamlı derecede düşük bulundu (p<0.05). Grup 2 ile karşılaştırıldığında, Grup 1’de hem sistolik hem de diyastolik kan basınçlarında anlamlı artışlar mevcuttu (p<0.05).
Grupların plazma Se seviyeleri ve diğer laboratuvar bulguları Tablo 2’de gösterilmektedir. Plazma Se düzeyleri, Grup 2’ye kıyasla Grup 1’de anlamlı derecede düşüktü (sırasıyla 61.77±14.49’a karşı 46.81±15.35) (p<0.05). Açlık serum TG ve kolesterol seviyeleri her iki grupta da benzerdi (p>0.05). HOMA-IR, Grup 2’ye kıyasla Grup 1’de anlamlı derecede daha yüksekti (p<0.05).
Preeklamptik ve sağlıklı gebe kadınlarda Se düzeyleri ile VKİ, örnek alımı tarihindeki gebelik haftası, doğum ağırlığı, TG, kolesterol, HOMA-IR ve sistolik ve diyastolik kan basınçları arasında anlamlı bir korelasyon yoktu (Tablo 3) (p>0.05).
Tartışma
Çalışmamızda, serum Se seviyelerinin maternal yaş, VKİ ve gestasyonel yaş yönünden eşleştirilmiş kontrol olgularına kıyasla preeklampsili hastalarda anlamlı derecede daha düşük olduğunu gösterdik. Görece az sayıdaki araştırmacı, preeklamptik gebeliklere kıyasla normotansif gebeliklerde maternal kandaki Se düzeylerinin ne ölçüde değiştiğini değerlendirmiştir. Preeklampsili kadınlardaki azalmış plazma Se düzeylerine yönelik bulgularımız, İran’daki preeklamptik kadınlarda azalmış Se plazma seviyelerini bulan Maleki ve ark.’nın bulgularıyla uyumludur.[22]
Preeklamptik ve normotansif gebeliklerdeki maternal Se düzeyi durumuna yönelik daha önceki çalışmalarda tutarsızlıklar mevcuttur. Bulgularımızla tutarlı olan çeşitli araştırmalar, normotansif gebe kadınlara kıyasla preeklampsili kadınlarda daha düşük Se konsantrasyonları bulmuştur.[15–24] Ancak daha önceki çalışmaların tamamı bulgularımızla tutarlı değildir ve bazıları, gebe kadınlarda Se düzeyi ile hipertansif bozukluklar arasında herhangi bir korelasyon bulamamıştır.[25–30]
Mistry ve ark.,[27] gestasyonel yaş, parite ve yaş yönünden eşleştirilmiş normotansif gebe kadınlarla preeklampsili gebe kadınlar arasında selenoproteinler bakımından hiçbir farklılık bulmamışlardır; ancak kontrol grubuyla karşılaştırıldığında preeklamptik olgularında serum Se konsantrasyonlarının %15 daha yüksek (55.6’ya karşı 48.5 ng/cm3) olduğunu saptamışlardır. Yakın tarihli bir çalışmada da Silva ve ark., preeklamptik ve normotansif gebe kadınlarda benzer Se düzeyleri bulmuşlardır.[34] Gromadzinska ve ark.,[35] (49 gebe kadın üzerinde yaptıkları çalışmada) daha yüksek maternal plazma Se konsantrasyonu bildirmişler, Mahomed ve ark.[6] ise kontrol grubuna kıyasla preeklampsili olgularda ortanca lökosit Se konsantrasyonlarında yükselme bulmuşlardır.
İnsan plasentasında, antioksidanların azalmış ekspresyonu ve aktivitesi ile lipid peroksitlerin eş zamanlı olarak artması nedeniyle oluşan dengesizlik preeklampsinin etyolojisinde önemli rol oynamaktadır.[6,36] Selenyum, GPx ile birleşerek lipid peroksitleri yok etmektedir. Fetüsü oksijen radikallerinin sebep olduğu hasardan koruyabilmek için, oksidatif üretimi ekarte etmek üzere insan vücudu aşırı miktarda Se tüketir. Bu durum da preeklampsili kadınlardaki Se konsantrasyonunda azalmaya yol açabilir. Ancak, oksidatif stresin preeklampsi mekanizmasındaki rolünün primer bir olay mı olduğu yoksa hastalığın fizyopatolojisinde yalnızca önemli bir rol oynayıp oynamadığı belirsizliğini korumaktadır. Selenoproteinler, sitokinle indüklenen adezyon molekülü ekspresyonunu down-regüle ederek endoteli koruyan ve inflamasyonu azaltan önemli antioksidanlardır.[22]
Gebelik boyunca Se takviyesi ile kan Se konsantrasyonlarını yükseltmek, düşük Se düzeyi nedeniyle yüksek preeklampsi riski taşıyan gebe kadınlar için yararlı olabilir.[37] Ancak preeklampsi oranını azaltmada antioksidanların rolü üzerine gerçekleştirilen daha önceki çalışmalar sınırlı sayıdadır ve sonuçlar tartışmalıdır. Birçok çalışmada, sadece az sayıdaki olguda yararlı etkiler gözlemlenmiştir.[28,37] C vitamini, E vitamini, likopen ve Se gibi antioksidanların takviyesine yönelik Cochrane derlemesinde, preeklampsinin önlenmesi üzerinde hiçbir etki bildirilmemiştir.[38] Daha ileri araştırmaları gerektiren bir diğer alan da, gebe kadınlar için en yararlı zamanları ve dozları belirlemektir.
Sonuç
Çalışmamızda, preeklampsi tanısı konmuş preeklampsili kadınlarda dolaşımdaki Se konsantrasyonlarının anlamlı derecede azaldığını ortaya koyduk. Preeklampsi etyopatogenezinde Se’nin rolünü belirlemek ve maternal endojen antioksidan durumunu değerlendirmek için, daha fazla sayıda preeklamptik kadınla yapılan çalışmalara gerek vardır.
Kaynaklar
  1. Sankaralingam S, Arenas IA, Lalu MM, Davidge ST. Preeclampsia: current understanding of the molecular basis of vascular dysfunction. Expert Rev Mol Med 2006;8:1–20. [PubMed] [CrossRef

  2. American College of Obstetricians and Gynecologists; Task Force on Hypertension in Pregnancy. Hypertension in pregnancy. Report of the American College of Obstetricians and Gynecologists’ Task Force on Hypertension in Pregnancy. Obstet Gynecol 2013;122:1122–31. [PubMed] [CrossRef

  3. Rodie VA, Freeman DJ, Sattar N, Greer IA. Pre-eclampsia and cardiovascular disease: metabolic syndrome of pregnancy? Atherosclerosis 2004;175:189–202. [PubMed] [CrossRef

  4. Redman CW, Sargent IL. Latest advances in understanding preeclampsia. Science 2005;308:1592–4. [PubMed] [CrossRef

  5. Stillman IE, Karumanchi SA. The glomerular injury of pre-eclampsia. J Am Soc Nephrol 2007;18:2281–4. [PubMed] [CrossRef

  6. Mahomed K, Williams MA, Woelk GB, Mudzamiri S, Madzime S, King IB, et al. Leukocyte selenium, zinc, and copper concentrations in preeclamptic and normotensive pregnant women. Biol Trace Elem Res 2000;75:107–18. [PubMed] [CrossRef

  7. Brosens IA, Robertson WB, Dixon HG. The role of the spiral arteries in the pathogenesis of preeclampsia. Obstet Gynecol Annu 1972;1:177–91. [PubMed

  8. Redman CWG, Sargent IL. Placental debris, oxidative stress and pre-eclampsia. Placenta 2000;21:597–602. [PubMed] [CrossRef

  9. Palei AC, Spradley FT, Warrington JP, George EM, Granger JP. Pathophysiology of hypertension in pre-eclampsia: a lesson in integrative physiology. Acta Physiol (Oxf) 2013;208:224–33. [PubMed] [CrossRef

  10. Perkins AV. Placental oxidative stress, selenium and preeclampsia. Preg Hypertens 2011;1:95–9. [PubMed] [CrossRef

  11. Roman M, Jitaru P, Barbante C. Selenium biochemistry and its role forhuman health. Metallomics 2014;6:25–54. [PubMed] [CrossRef

  12. Benstoem C, Goetzenich A, Kraemer S, Borosch S, Manzanares W, Hardy G, et al. Selenium and its supplementation in cardiovascular disease – what do we know? Nutrients 2015;7:3094–118. [PubMed] [CrossRef

  13. Lu J, Holmgren A. Selenoproteins. J Biol Chem 2009;284:723–7. [PubMed] [CrossRef

  14. Mistry HD, Wilson V, Ramsay MM, Symonds ME, Broughton Pipkin F. Reduced selenium concentrations and glutathione peroxidase activity in preeclamptic pregnancies. Hypertension 2008;52:881–8. [PubMed] [CrossRef

  15. Rayman MP, Bode P, Redman CW. Low selenium status is associated with the occurrence of the pregnancy disease preeclampsia in women from the United Kingdom. Am J Obstet Gynecol 2003;189(5):1343–9. [PubMed] [CrossRef

  16. Rayman MP, Bath SC, Westaway J, Williams P, Mao J, Vanderlelie JJ, et al. Selenium status in U.K. pregnant women and its relationship with hypertensive conditions of pregnancy. Br J Nutr 2015;113:249–58. [PubMed] [CrossRef

  17. Vanderlelie J, Venardos K, Clifton VL, Gude NM, Clarke FM, Perkins AV. Increased biological oxidation and reduced anti-oxidant enzyme activity in pre-eclamptic placentae. Placenta 2005;26:53–8. [PubMed] [CrossRef

  18. Vanderlelie J, Perkins AV. Selenium and preeclampsia: a global perspective. Pregnancy Hypertens 2011;1:213-24. [PubMed] [CrossRef

  19. Rayman MP, Searle E, Kelly L, Johnsen S, Bodman-Smith K, Bath SC, et al. Effect of selenium on markers of risk of pre-eclampsia in UK pregnant women: a randomised, controlled pilot trial. Br J Nutr 2014;112:99–111. [PubMed] [CrossRef

  20. Haque MM, Moghal MM, Sarwar MS, Anonna SN, Akter M, Karmakar P, et al. Low serum selenium concentration is associated with preeclampsia in pregnant women from Bangladesh. J Trace Elem Med Biol 2016;33:21–5. [PubMed] [CrossRef

  21. Atamer Y, Kocyigit Y, Yokus B, Atamer A, Erden AC. Lipid peroxidation, antioxidant defense, status of trace metals and leptin levels in preeclampsia. Eur J Obstet Gynecol Reprod Biol 2005;119:60–6. [PubMed] [CrossRef

  22. Maleki A, Fard MK, Zadeh DH, Mamegani MA, Abasaizadeh S, Mazloomzadeh S. The relationship between plasma level of Se and preeclampsia. Hypertens Pregnancy 2011;30:180–7. [PubMed] [CrossRef

  23. Negi R, Pande D, Karki K, Kumar A, Khanna RS, Khanna HD. Trace elements and antioxidant enzymes associated with oxidative stress in the preeclamptic/eclamptic mothers during fetal circulation. Clin Nutr 2012;31:946–50. [PubMed] [CrossRef

  24. Ghaemi SZ, Forouhari S, Dabbaghmanesh MH, Sayadi M, Bakhshayeshkaram M, Vaziri F, et al. A prospective study of selenium concentration and risk of preeclampsia in pregnant Iranian women: a nested case-control study. Biol Trace Elem Res 2013;152:174–9. [PubMed] [CrossRef

  25. Rayman MP, Abou-Shakra FR, Ward NI, Redman CW. Comparison of selenium levels in pre-eclamptic and normal pregnancies. Comparison of selenium levels in preeclamptic and normal pregnancies. Biol Trace Elem Res 1996;55:9–20. [PubMed] [CrossRef

  26. Uotila JT, Tuimala RJ, Aarnio TM, Pyykkö KA, Ahotupa MO. Findings on lipid peroxidation and antioxidant function in hypertensive complications of pregnancy. Br J Obstet Gynaecol 1993;100:270–6. [PubMed] [CrossRef

  27. Mistry HD, Gill CA, Kurlak LO, Seed PT, Hesketh JE, Méplan C, et al. Association between maternal micronutrient status, oxidative stress, and common genetic variants in antioxidant enzymes at 15 weeks? gestation in nulliparous women who subsequently develop preeclampsia. Free Radic Biol Med 2015;78:147–55. [PubMed] [CrossRef

  28. Tara F, Maamouri G, Rayman MP, Ghayour-Mobarhan M, Sahebkar A, Yazarlu O, et al. Selenium supplementation and the incidence of preeclampsia in pregnant Iranian women: a randomized, double-blind, placebo-controlled pilot trial. Taiwan J Obstet Gynecol 2010;49:181–7. [PubMed] [CrossRef

  29. Poranen AK, Ekblad U, Uotila P, Ahotupa M. Lipid peroxidation and antioxidants in normal and pre-eclamptic pregnancies. Placenta 1996;17:401–5. [PubMed] [CrossRef

  30. Pieczyƒska J, Grajeta H. The role of selenium in human conception and pregnancy. J Trace Elem Med Biol 2015;29:31-8. [PubMed] [CrossRef

  31. Tranquilli AL, Dekker G, Magee L, Roberts J, Sibai BM, Steyn W, et al. The classification, diagnosis and management of the hypertensive disorders of pregnancy: a revised statement from the ISSHP. Pregnancy Hypertens 2014;4:97–104. [PubMed] [CrossRef

  32. Correia PRM, de Oliveira E, Oliveira PV. Simultaneous determination of manganese and selenium in serum by electrothermal atomic absorption spectrometry. Talanta 2002;57:527–35. [PubMed] [CrossRef

  33. Matthews DR, Hosker JP, Rudensky AS, Naylor BA, Treacher DF, Turner RC. Homeostasis model assessment: insulin resistance and beta-cell function from fasting plasma glucose and insulin concentrations in man. Diabetologia 1985;28:412–9. [PubMed] [CrossRef

  34. da Silva AC, Martins-Costa SH, Valério EG, Lopes Ramos JG. Comparison of serum selenium levels among hypertensive and normotensive pregnant women. Hypertens Pregnancy 2017;36:64–9. [PubMed] [CrossRef

  35. Gromadzinska W, Wasowicz G, Krasomski G, Broniarczyk D, Andrijewski M, Rydznski K, et al. Selenium levels, thiobarbituric acid-reactive substance concentrations and glutathione peroxidase activity in the blood of women with gestosis and imminent premature labour. Analyst 1998;123:35–40. [PubMed] [CrossRef

  36. Dawson EB, Evans DR, Nosovitch J. Third-trimester amniotic fluid metal levels associated with preeclampsia. Arch Environ Health 1999;54:412–5. [PubMed] [CrossRef

  37. Han L, Zhou SM. Selenium supplement in the prevention of pregnancy induced hypertension. Chin Med J (Engl) 1994;107:870–1. [PubMed

  38. Rumbold A, Duley L, Crowther CA, Haslam RR. Antioxidants for preventing pre-eclampsia. Cochrane Database Syst Rev 2008;23:CD004227. [PubMed] [CrossRef
Dosya / Açıklama
Tablo 1.
Grupların klinik özellikleri.
Tablo 2.
Grupların laboratuvar sonuçları.
Tablo 3.
Preeklampsili kadınlar ile sağlıklı gebe kadınlarda selenyum düzeyleri ile klinik özelliklerin korelasyonu.