Ara

Bu bölümde sistem içerisindeki makaleler arasında arama yapabilirsiniz.

Dergi Kimliği

Online ISSN (İngilizce)
1305-3124

Basılı ISSN (Türkçe)
1300-5251

Online ISSN (Türkçe)
1305-3132

Kuruluş
1993

Editör
Cihat Şen

Yardımcı Editörler
Murat Yayla, Oluş Api

Diabetes mellitus ve gebelik

Nazif Bağrıacık

Künye

Diabetes mellitus ve gebelik. Perinatoloji Dergisi 1993;1(2):63-69

Yazar Bilgileri

Nazif Bağrıacık

  1. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Diabet ve Metabolizma Bilim Dalı Ve Türk Diabet Cemiyeti Başkanı İstanbul TR
Yayın Geçmişi

Yayınlanma Tarihi: 18 Nisan 2016

Çıkar Çakışması

Çıkar çakışması bulunmadığı belirtilmiştir.

İnsülinin keşfinden önce (1922) çok büyük sorunları olan diabetik gebe ve çocuğu bugün bilinçli ve erken tedavi yöntemleri ile büyük aşamalar yapmıştır, însülin keşfinden önce diabetik anne, diabete ait komplikasyonlar ile % 67 yaşama şansına, bu anneden doğan çocuk ise % 5-10 yaşama şansına sahipken, bugün bu oranlar annede % 100, çocukta ise % 97-98'e kadar yükselmiştir. Ülkemizde diabet klinikleri ile işbirliği içinde çalışan Kadın Doğum servislerinde bu oran aynı düzeylere çıkmış durumdadır. Cerrahpaşa da bu koordinasyonun çok yararlı sonuçlarını son yıllarda diabetik gebelerimizden doğan hiçbir çocuğu kaybetmeyerek almış bulunuyoruz.

Anahtar Kelimeler

-

Giriş
 Diabet ve gebelik özelliklerine girmeden önce, diabetin etyopatogenezi, dolayısıyla tedavisindeki gelişmelerden bahsedeceğim.
Bilindiği gibi klinik diabet 3 grupta toplanmaktadır.
1-Genetik-Pankreatik Diabet (Tip I ve Tip II) 2-Gebelik Diabeti (Gestasyonel Diabet) 3-MODY Tip Diabet ve Uzakdoğu Diabeti (Malnutrisyon Diabeti)
Gebelik Diabeti Çoğunlukla Tip I de, az bir kısımda Tip 2 de oluşur. Bu iki tipin özelliklerini kısaca değineceğim.
Diabet etyolojisi Kalıtım her ikr diabet tipi içinde söz konusudur. Fakat kalıtımsal intikal tip 2 diabette % 80-90 iken Tip I de ancak % 40-45 oranında tesbit edilmektedir. Tip 1 de hastalığı hazırlayan veya ortaya çıkaran diğer faktörler olarak, HLA antijenleri önemli bir yer tutar, bilhassa B ve D lokusundan gelişen genlerin kodladığı B8-B15 ve DR3-DR4 antijenlerinin varlığı Tip I oluşumunu hazırlayan en mühim kalıtımsal nedendir. Ayrıca bu tip diabette Oto-immunite ve buna bağlı antikorlann varlığı da diabetin ortaya çıkmasında etken faktörleridir. Virutik enfeksiyonlar pankreas Langerhans adacıklarında İNSÜLİTİS oluşturan ve organizmada immun reaksiyonun oluşmasına yani tetiğin çekilmesine neden olan faktörler içinde en mühim yeri tutar.
Mevsimsel diabet artışları ve mevsimlerde virütik enfeksiyonların sıklığı bunun en büyük kanıtıdır. Bugün insülitis oluşumuna neden olan 20'ye yakın virütik hastalık belirlenmiştir. (Koksaki, Ensefalomiyokardit, Kabakulak, Reovirus, Su çiçeği, Kızamıkçık, Herpes ve Hepatit gibi).
Tip 2 etyolojisinde ise kalıtımsal faktöre, çevre faktörleri dediğimiz, şişmanlık, gebelik bunların neden olduğu aşın insülin salınımı (hiperinsülinizm) ve bunun sonucu gelişen insülin direncinin olayı başlattığı ve kısır döngü ile bu olayın beta hücresi yetersizliğine gittiği kabul edilmektedir. İnsülin direnci oluşmasında dokularda, bilhassa adale dokusunda insülin reseptör veya post reseptör bozukluğun mevcudiyeti ile glikoz transportörlerinin bozukluğunun da söz konusu olduğu ortaya konmuştur. Aynca bütün bu faktörlerin sonucu gelişen hiperglisemi'nin glikoz toksitesi yarattığı bununda beta hücresi insülin yapımı ve salımmını bozan en önemli faktör olduğu anlaşılmıştır.
Bugün diabetik bir hastada komplikasyonlann oluşu-munda hiperglisemi ve diabet süresi en önemli nedendir. Çünkü hiperglisemi diabetin en önemli komplikasyonlan Nöropati ve Anjiopati'nin oluşumunu hazırlar. Şöyle ki Hipergliseminin devamı glikozla, proteinlerin enzimatik yolla (Hidroksilaz ve Galak-toziltransferaz) birleşmelerine ve Glikoprotein'lerin oluşmasına neden olur. Glikoproteinler kapiler bazal membranlannda oturarak Bazal membran bozukluğunu yaparlar. Yine hipergliseminin devamı, nonenzimatik yoldan proteinlerin glikozilasyonuna neden olur ve glikolize hemoglobin dediğimiz maddeler ortaya çıkar. Hemoglobinin oksijen taşıma fonksiyonları bozulur ve kapiler doku hipoksisi oluşur. Hipergliseminin devamı ve insülin yetersizliği Sor-bitol sentezinin artmasına onun sonucu olarak Fructose toplanmasına, hücrelerde ve dokuda bu maddelerin toplanmasıyla birlikte Myoinositol, ATP ve Aminoacid azalması olur. Dolayısıyla doku ve hüc-renin osmolaritesi artar, enerji kaynakları azalır, bunun sonucu olarak da doku ve hücre dejenerasyonu oluşur. Ayrıca hiperglisemi kanda platelet Agregasyon ve aglutinasyonlannı artıran bir nedendir. Buda kapiler sahada endotel hücrelerinde plateletlerin yapışması ve kapiler damarlarda trombuslann oluşmasını kolaylaştırır.
Bütün bu faktör ve olayları hatırlatmamdaki neden?
Diabetik bir gebede hangi tip olursa olsun anne ve çocuk sağlığı ve gebeliğin iyi sonlanması için bu komplikasyonlann önlenmesi veya önlemlerinin alınması içindir. Bunlar önlenir, kan şekeri iyi ayarlanırsa diabetik anneden doğan çocuk ölümleri ideal düzeye iner.

Gebelikte Diabet Fizyopatolojisi
Gebelik süresince, anne organizması maternal ve feto-plasenter aktan dolayı ilave beslenmeye ihtiyaç gösterir.
Gebeliğin erken devresinde glikoz homeostazı östrojen ve progesteron düzeylerine ve aynca beta hücre hiperplazisi gereği olarak glikoza karşı insülin cevabı yüksektir. Glikozun periferik ütilizasyonun artışı annede açlık kan şekeri düşmesine neden olur. İlk trimestirde hipoglisemi bu nedenlerle olur. Bu devre genellikle protein katabolizması ve Glukoneogenezisin arttığı devredir. Erken ve orta gebelik devresi maternal protein ve depolamanın olduğu devredir.
Gebeliğin erken devresinde hiperinsülinizm lipogenezi artıran, lipolizi frenliyen bir olaydır. Normal gebelerde glucagon düzeyi süpresedir. Gebeliğin ikinci yansında plasental laktojen hormon ve diğer plasental hormonlar etkisiyle glukoz ve aminoasid ütilizasyonu azalır.
HPL'nin Diabetojenik etkisi aşın insülin salgısına rağmen hücrelerin duyarlılığının azalmasındandır. Gebeliğin ileri devrelerinde dolaşımdaki monositlerde insülin reseptörlerinde azalma yoktur. însülin rezistansı postreseptör bölgededir. Fakat bu devrede insüline glukoz cevabı non-pregnant devrenin iki katı kadardır.
Gebeliğin ileri devrelerinde Karaciğerin glikojen depolaması azalır, mobilizasyonu artar. Diabetik gebelerde 3. trimestrede insülin ihtayacı artışı, normal gebelerde aynı devredeki endojen insülin artışıyla aynı değerlerdedir. Sınırlı Beta hücresi reservi olan gestasyonel diabetik kadınlarda, periferik insülin rezistansı diabetik durumu meydana çıkanr. Bu kadınlarda açlıkta trigliserid, HDL,VDL lipoproteinler yüksektir.
Plasenta, insülin, glucagon, GH, HPL gibi protein kökenli hormonlan geçirmez.
Maternal starvation (açlık), keto-asidoza neden olur. Keton maddeleri plasentayı kolayca geçer ve fetusu etkiler. Devamlı anne hiperglisemisi fetus pankreasını stimüle ederek hiperplazi ve hiperinsülinemiye neden olur.
Tip I diabetik gebelerde eskiden ani çocuk ölümleri % 10-30 civannda idi. Ölü doğumlar genellikle 36 haftadan sonra ve genellikle vasküler komplikasyonları olan hastalar, kötü kontrollü anneler, polihydramniosu olanlar, makrosomia ve preeklamptik hastalarda görülür.
Fetusta extrameduler hematopoez varlığı gözlenmiştir. Bunun bozukluğu çok kere intraüterin kronik hypoxia ve çocuk ölümüne neden olur.
Anne diabeti, eritrositlerin oksijen salınımını bozduğu gibi, plasental kan dolaşımını da bozar. Keto-asidozda bu çok belirgin olur.
Uterus kan dolaşımının bozulması, genellikle fetus büyümesini engeller.
Keto-asidozdaki hipovolemi ve hipotansiyon (dehidratasyon) plasenta villuslan arasındaki dolaşımı bozar.
Fetal karbonhidrat bozukluğu intraüterin hypoxia oluşumuna yardımcıdır.
Hiperinsülinemi, fetusdan gelen veya eksojen menşeli olan oxygen kullanımını arttırır. Bu da arteriel oxygen düzeyini azaltır, hipoxemia ortaya çıkar.
Konjenital malformasyonlar perinatal ölümlerin % 30-50 nedenidir.
Normal kadınlarda anomali % 2.9, IDDM kadınlarda anomali % 9 olup malformasyonlar genellikle 7. ci haftadan önce oluşur.
Acaba diabetle gebeliğin Hümoral ve Klinik ilişkileri Nelerdir?
Gebelik diabetojen bir olaydır. Neden?
1-Gebelikte endokrin pankreasın fonksiyonel durumu değişmiştir.
2-Pankreas Langerhans adacık hormonları Glucagon/İnsülin oranı değişmiştir.
3-Plasental hormonların aktiviteleri insülin etkisini önleyici yöndedir.
4-Periferik dokuların insüline duyarlığı azalmıştır.
5-GUT hormonların salınım ve aktiviteleri ile insü-lin sekresyonu azalmıştır.
6-Target organların insülin reseptörlerinde azalma vardır.
7-Proinsülin salgısı artmıştır.
Bütün bunlar normal bir gebede bile karbohidrat metabolizmasını etkileyen ve Gestasyonel Diabet durumunun ortaya çıkmasına neden olabilecek etkenlerdir. Plasenta, gebelikte metabolizmayı etkileyen santral organdır. Diabetik gebelerde plasentanın glikojen depolaması, anne karaciğerinde glikojen azalmasına neden olmaktadır. Diabetik annelerde ise anne diabetinin ağırlığı ile paralel olarak fetus hepatik glikojen ve trigliserid toplanması tespit edilmektedir. Buda çocuğu metabolik bozukluğa iten çok önemli bir faktördür (non-genetik transmisyon).
Gebelikte insülin ihtiyacında artış vardır. Bunun trimestrelere göre değişik oranlan söz konusudur. Bu artışın nedenleri:
1-PLH'nun lipolitik etkisini önlemek için,
2-Plasentadan aminoasidlerin aktif transportunun temini ve lipojenez için,
3-Plasental Steroid hormonların anti-insülin etkilerini önlemek için,
4-Plasentanın degrade ettiği insülini karşılamak için daha fazla insüline gerek vardır. Ülkemiz bakımından gebeliğin prediabetik bulgularının bilmesi ve gestasyonel diabetin iyi tanımlanması anne ve çocuk geleceği bakımından çok önemlidir (Tablo I ve II).
Gestasyonel diabet de periferik insülin rezistansı pankreas insülin rezervini bozan bir olaydır. Glikozun periferik dokularda utilizasyonu artar. Bu annenin kan şekerinin sarfına dolayısıyla açlık kan şekerlerinin düşmesine neden olur. diabetik annede gelişen ketoasidoz, organizmanın oksijen konsantrasyonunun azalmasına dolayısıyla plasental dolaşımın bozulmasına neden olur. Fazla sıvı ve elektrolit kayıpları hipovolemi hipotansiyon ve insülin etkisinin değişmesine neden olarak fetus ölümlerini hızlandırır.
Diabetik annenin beslenmesi çok önemli bir sorundur. Konsepsiyondan önceki devrelerdeki beslenme, prenatal beslenme çocuk sağlığını etkileyen en önemli faktördür. 1941-1942 ikinci dünya savaşında Leningrad kuşatmasının arkasından Rusyada prematüre ve ölü doğumların arttığı, yine harp sonrası 1945-1946 Hollanda'da besinlerin vesikaya bağlanmasından sonra doğumlarda prematüre ve toksemi oranının arttığı görülmüştür. Vanderbilt ve Burke günde 50 g. dan az protein ve 1500 kaloriden düşük diyetle beslenen gebelerde gebelik komplikasyonlan yanında yeni doğan komplikasyonlannın arttığını büyük bir hasta serisinde göstermişlerdir. Diabet, gebeliğe bazı yönden menfi etkilerde yapar.
1-Spontan aborruslar artar.
2-Üriner enfeksiyonlara meyil artar,pyelit ve pyelonefrit daha sık görülür. Bu da perinatal mortaliteyi arttırıcı faktördür.
3-Preeklampsi daha sıklaşır. Fetus'un korunması için, anne yatak istirahatine alınıp tansiyonu ayarlanmalıdır.
4-Polyhydramnios: Diabetik gebelerin 1/3 de oluşur. Prematüre ve konjenital doğumlara neden olur. 5-Plasenta anomalileri gelişir. Annenin damar komplikasyonlan ve diabetinin ağırlığı ile paralel değişiklikler vardır. Atrofik, fıbrotik villuslar, trombozis veya enfarkt gelişmiş bölgeler ve hyalinize olmuş sahalar çocuk beslenmesini bozan histopatolojik bulgulardır. Diabetik Retinopati: Diabetin en önemli komplikasyonlanndan biridir. Gebe bir diabetiğin gebeliği süresince bunların daha da ağırlaşmaması için önlemler almak gerekir. Tablo III de retinopatinin devreleri ve sorunlar özetlenmiştir. Bu tabloya göre ağır retinopatili diabetik bir hastanın gebe kalmasına izin verilmemesi gerekir.
Diabetik Nefropati: Diabetin mikroanjiopatik komplikasyonun sonucu oluşan kapiler glomeruloskleroz pyelit ve pylonefrit sıklığı gebe diabetiklerin gebelikleri süresince karşılaştıkları sorunlar olarak görülür. Bu komplikasyonlar genellikle diabetin süresi ve ayarsızlığı ile paralellik gösterir. Tablo IV diabetik gebede nefropatinin gelişimin göstermektedir.
Beş devre halindeki gelişme hem erken tanı hem de tedavi bakımından çok önemlidir. Tablo V nefropatili bir hastada tedavinin ve gebeliğin ayarlanmasını göstermektdedir. Buna göre mikroalbuminürinin tespiti kreatin klerensle hastanın kontrolü ve hipertansiyonla mücadele esas olmalıdır
Hipertansiyon ve Gebelik: Nefrapoti olmaksızın da ayrı bir sorun oluşturur. Tedavisi hem anjiopatinin önlenmesi, hem de retinopati ve nefropatinin ilerlemesini durdurmak bakımından gereklidir. Diabetik anneden doğan çocuk da ayrı bir sorun ve önlem alınması gereken bir hususdur.
Diabetik anne çocuğunda hiperinsülinizm vardır. Bu neonatal hipoglisemilerin nedenidir. Hiperinsülinizmin neden olabileceği organik ve fonksiyonel bozukluklar şunlardır.
1-Bazı organların vital fonksiyonları ve matürasyonu bozulur
a) Akciğerlerde hyalin membran hastalığı (RDS)
b) Karaciğer ve kemik iliği eritroblastosiz fetalis (sanlık)
c) Yağ dokusu ve lipid metabolizması artmış lipojenez (Macrosomia)
d) Dalak retiküloendotelyal sistem, hipoksemi (polisitemia)
2-İskelet dokusu: Gelişim halindeki bu doku insüline çok hassasdır. Hemen neoformasyon başlar ve malformasyona neden olur.
Diabetik annelerden doğan çocukların prognozu konusunda yapılmış bazı çalışmalarda bu çocukların ileri yaşlarda % 16 da OGTT sınırda bulunmaktadır % 18 de OGTT anormal bulunmaktadır % 1 de 20 yaştan önce diabetes mellitus gelişmekte % 8 de düşük insülin cevabı alınmakta % 28 de yüksek insülin cevabı % 36 de ilerde aşın kilolu duruma girmektedirler. Böylece, diabet ve gebelik sorununa genel hatlarıyla değinmiş ye erken tanı ve koruyucu önlemleri özetlemiş olduk.

Diabetik Gebenin Tedavisi

Diabetik gebenin tedavisi annenin sağlığını korumak, gebeliği süresince komplikasyonlann oluşumunu minimal düzeye indirmek ve canlı, sağlıklı çocuk elde etmek demektir.
Bu gaye için alınması gerekli önlemler ve uygulanacak yöntemler tedavinin esasını oluşturur. Yalnız burada bilinmesi ve aynlması gerekli iki önemli durum vardır. Bunlardan biri diabetik bir gebenin takibi yani diabeti bilinen bir kadının gebe kalması ve onun tedavisi, diğeri ise diabetik olmayan fakat gebelik süresinde diabeti ortaya çıkan (Gestasyonel Diabet) bir kadının tedavisinin düzenlenmesi. Diabeti bilinen bir hasta genellikle Tip 1 diabet çok az bir kısmıda Tip 2 diabet olarak karşımıza gelir. MODY tip diabet olarak tanımlanan ve son yıllarda sıkça görmeye başladığımız yaş olarak Tip 1 diabete uyan, fakat kan şekeri davranıştan ve klinik seyri Tip 2 ye benzeyen hastalarda gebelikle karşımıza geleceklerdir. Tip 1 diabetikler genellikle insülin kullanan hastalardır. Fakat Tip 2 diabetikler yalnızca dietle idare eden veya OAD (Oral anti diabetik) kullanan hastalardır.
Gebe kalmak isteyen bir kadın veya gebelikle karşımıza gelen bir kadında yukarda sınıflandırdığım gruplardan hangisine uyduğunu çok iyi tesbit edip, tedaviyi ona göre yönlendirmelidir.
Bunun içinde Diabet tipi tayinin iyi ve sağlam yöntemlerle koymak gerekir. Bugün elimizde pankreas insülin, C-Peptid tayinleri yanında adacık antikorlan (ICA) anti-insülin antikorlan (AIA) ve oto antikorlar (OA) gibi diabetin oluşumuna etkili faktörleri, dolayısıyla diabet tipini tayin eden metodlanmız mevcuttur. Bu metodlarla hastanın tipi tayin edildikten sonra gebeliğe izin vermek veya gebeliğin takip ve tedavisindeki metod ve ilaçlan kullanmaya başlamak gerekir.
Tip 1 Diabetik kadın 30 yaşın altında bize geldiğinde eğer diabeti yeni başlamışsa İnsülin, C-Peptid düzeyleri çok düşük, ICA (+), AIA ve Oto Antikorlar (+) olabilir. Bu mutlak insülin tedavisi gerektiren bir hasta demektir. Bunlar müsbet olmadan yalnızca yüksek kan şekeri değerleri ile gelen hasta 30 yaşın altında ise bu MODY tip veya tanısı geç konmuş bir Tip 1 olabilir.
Tip 2 diabetik genellikle 30 yaşın üstündeki gebe kadınlardır. Bunlar ya aşın şişman, kan şekeri yüksek, hiperinsülinik yanı insülin direnci gösteren hastalarda veya normal kilo veya zayıf olan kan şekerleri diyetle ayarlanabilen gebelerdir. Bu ikinci grubun ayınmında kan insülin düzeylerinin normal veya hiperinsülinemi göstermesi önemlidir. İnsülin direnci yapan neden tedavi esnasında göz önüne alınmalıdır.
Diabetik bir gebenin takip ve tedavisinde şu beş şart mutlak oluşturmalı ve beraber uygulanmalıdır.
1-Gebe Diabetiği takip edecek koordine çalışan bir ekip oluşturulmalıdır.
a) Kadın doğum uzmanı
b) Diabet uzmanı
c) Çocuk uzmanı
d) Eğitimci ve Diet uzmanı
2-Hastanın eğitimi tedavinin esas unsuru olmalı ve gebeliğin başlangıcından önce düzenlenmeli.
3-Hastalığın tipi, kilosu ve komplikasyonların mevcut olup olmamasına göre çok ciddi diet önerilmeli.
4-Antidiabetik tedavi iyi seçilmeli, kan şekeri değerlerinin normogliselik düzeyde tutulmasına itina gösterilmeli.
5-Postpartum çocuk bakımı için önlemler alınmalı, 48 saatlik çocuk yoğun bakım ekibi ve hazırlığı yapılmalı.
Koordine Çalışan Ekip: Bu çalışma sözde kalmamalı, mutlaka aylık veya haftalık toplantılarla hastalar ve sonuçlar gözden geçirilmeli, ekip elemanlarının birbirini kolayca bulabilecekleri birimler buraya alınmalı, en ideali ise Joslin Clinic ve Gentofte Clinic'te olduğu gibi "Gebe Diabetik Takip" ünitesi ve polikliniği oluşturulmalıdır. Bu poliklinik ve ünitede yukarda belirtilen ekip elemanları haftanın muayyen günü mutlaka hazır bulunmalıdırlar. Gelen hastalar her branş elemanı tarafından ayn, ayrı görülüp poliklinik sonunda toplu konsültasyonla hastaya öneriler verilmelidir. Bunun için standart takip cetvelleri ve listeleri ile yapılması gerekli kan tahlilleri ve laboratuar istek formları hazır olmalı ve tabiiki bu çalışmalar günümüz gereği olarak bilgisayar sistemi ile değerlendirilip, yürütülmelidir.
Hasta Eğitimi: Her hastalıkta olduğu gibi diabetik hastalarda ve diabetik gebeler de eğitim tedavinin esas unsurudur. Genç bir diabetliye, gebe kaldığı zaman karşılaşacağı durumlar, alması gerekli önlemler gebelikten önce başlayarak, doğum sonuna kadar mutlaka anlatılmalıdır. Kan şekeri düzeylerinin annede oluşturacağı yan etkiler ve çocuk sağlığı ve doğuma etkileri mutlaka öğretilmelidir. Bunun için "Self Monitoring" dediğimiz kendi kendine kan şekeri tayinleri öğrenmeli ve gebelik süresince hergün, ve gerektiğinde günde birkaç defa kan şekeri profilleri tayin edilmelidir. Glikozüri ve asetonürinin önemi mutlaka anlatılmalı, çocuğa yapacağı yan etkiler ve alınması gerekli önlemler belirtilmelidir. Hipogliseminin klinik bulguları iyice öğretilerek, hipogliseminin çocukta yapacağı zararlar anlatılmalıdır.Toksemi ve preeklampsi ve bunun sebepleri ve zararları anlatılarak, alınması gerekli önlemler öğretilmelidir.
Diet Önerileri: Diet tedavisi Dr. Yumuk tarafından anlatıldığı için ben yalnızca prensiplerden bahsedeceğim. Beslenmenin anne kan şekeri lipid metabolizması ve komplikasyonlan üzerindeki yan etkileri kadar. Doğacak çocukta yapacağı komplikasyonlar yönünden üzerinde durulması en önemli hususlardan biridir. Beslenmeyi prematernal beslenme, yani gebelikten önce iyi ve ayarlı beslenme, prenatal beslenme, yani gebelik süresince iyi beslenme şeklinde değerlendirmek gerekir. Yapılan çeşitli çalışma ve gözlemler prematernal beslenmesi kötü kadınlarda prematüre doğum ve ölü doğum oranının daha fazla olduğunu (1941-1942 Leningrad kuşatması), çocuk boylarının kısa ve kiloların düşük olduğu (1945-1946 Hollanda) kötü beslenen kadınlarda prematürite, konjenital defekt, erken doğumun fazlalığı (Burko-Boston) tarafından bildirilmiştir. Yine gıda içeriğininde gebelik komplikasyonlan ve çocuk komplikasyonlannı artırdığı, günde 50 gr dan az protein ve 2000 kaloriden az diyetle beslenen gebelerde tesbit edilmiştir (Lan-derbilt).
Bunun için gebe diabetlinin dietinde şunlara dikkat edilmesi gereklidir.
1-Gebelik öncesi ve gebelikteki kilo kalori düzen-lenmesi ile ayarlanmalı.
2-Günlük bazal besin ihtiyacına, 300 kalorilik fazla gıda, 30 gr ek protein 30-60 gr elementer Fe ve 400 mg calcium ilave etmeli.
3-Öğün sayısı, yaşam şekline göre ayarlanmalı. 4-Düzenli beslenme ve egzersiz ihmal edilmemeli.
5-Alkol ve sigara yasaklanmalıdır.
Antidiabetik Tedavi: Antidiabetik tedavi yalnız dietle normoglisemik kan şekeri sağlanamayan diabetik gebelerde uygulanmalıdır.
Bunun için gebelikte glisemik kontrolün sınırlan iyi bilinmelidir. Genellikle kabul edilen kan şekeri değerleri şöyledir. Kahvaltıdan önce 60-90 mg % (3.3-5.0 mmol/L)
Preprandial 60-105 mg % (3.3-5.8 mmol/L)
1 saat. Post Prandial <140 mg % (<7.8 mmol/L)
2 saat. Post-Prandial <120 mg % (<6.7 mmol/L) Antidiabetik tedavi denildiği zaman, mutlaka insülin tedavisi anlaşılmalıdır. Oral Antidiabetikler çocuktaki komplikasyonlan yönünden kullanılmazlar. Son yıllarda Sülfonilürea ve Biguanid kökenli olmayan yeni bazı antidiabetikler ile barsaktan glikozun emilimini önleyici (Alfa glikoz inhibitörlerinin) ilaçların kullanılabileceğine dair yazılar olmasına karşılık, bunların plasentayı geçmeleri nedeniyle yinede hipoglisemik ve teratojenik etkileri olabileceği ileri sürülmektedir.
İnsülin Tedavisi: İnsülin tedavisi, Tip 1 diabetli hastalarda tedavinin esas unsurudur ve zaten kullanılmaktadır. Fakat Tip 2 gebede ve gestasyonel diabetikler de küçük dozlarda kullanılmaları çocuk riskini mutlaka azalmaktadır. 1-Eğer programlı ve karşılıklı işbirliği ile hazırlan-mış bir gebelikse mutlak gebelikten önce iyi ayar temin edecek insülin ayarlaması yapılması gerekir. Bu süre gebelikten 1-2 ay önce başlamalıdır. 2-Malformasyon, abortus, erken doğum riskini azalt-mak içinde 10. hafta sonuna kadar yoğun insülin tedavisi şeklinde devam etmelidir. 3-20 ci haftadan sonra, eğer anne kan şekeri çok büyük oynamalar göstermiyor ve ketoasidoza meyilli değilse normal insülin rejimine geçilmelidir.
Gebe Diabetikte İnsülin Kullanım Şekilleri
Gebelikten önce: Eğer hasta daha önceki gebeliklerinde komplikasyon gelişmiş ve canlı ve sağlıklı çocuk elde edilmemişse, bu tip hastalara yoğun insülin tedavisi başlanılır. Yoğun insülin tedavisi iki şekilde olur. Birincisi Human insülinlerin kısa etkili olanlarından sabah, öğle ve akşam kan şekeri durumuna göre 8 ile 20 üniteye kadar yemek öncesi injeksiyon ve Human İnsülinin uzun etkili olandan gece yatma zamanından önce 10-20 ünitelik bir doz verilir.
İkinci yoğun insülin şekli İnsülin Pompalan ile devamlı cilt altı insülin verme bu pompalar Human kısa etkili insülin kullanılır. Hastanın kan şekerine göre bazal 15-50 ünitelik devamlı doz ile öğünlerden önce kan şekerine göre yine pompanın bir düğmesine basarak verilen 6-10 ünitelik insülin ilaveleri ile olur. Bu tatbikat hasta iyi eğitilerek tamamen kendi kontrolüne bırakılır. Bu şekildeki tatbikat Cerrahpaşa Diabet ve Metabolizmi servisimizde ve Türk Diabet Cemiyetinde 5 yıldır kullanılmakta ve çok sağlıklı sonuçlar alınmaktadır.
Gebelik başladıktan sonra bu iki şekil yoğun tedavi 20 haftaya kadar devam eder. Eğer hasta devamlı kontrol altında kalabilecek, ve kan şekerini devamlı takip edebilecek bir hasta ise bu tedavi şekli gebelik sonuna kadar devam edebilir.
Aksi durumlarda, sabah akşam karışık (mikstard) ve gece yatarken uzun etkili insülin şekli gebeliği sağlıkla sonlandınr. Hiçbir zaman günde tek doz insülin ile ayar temin edilemez. İnsülin gereksinmesi az olan vakalarda bile küçük doz fakat çift doz insülin kullanmak zorunlu ve yararlıdır.
 
Kaynaklar
1. Passa P, Vague P: Diabetes and grossesse. Diabete and Me- tabolisme 16(2):114-120,1990.
2. Leblanc H: Le traitement antidiabetique at la surveillance chez la diabetique encunte. Diabete et Metabolisme 16:120-124,1990.
3. Mintz DH, Cutfield RG: Diabetes mellitus and pregnancy. Di abetes Mellitus. E. Lilly Clinical Research 1(13):226-231,1986.
4. Baird JD: The state of the art in diabetic pregnancy, diabetes Mellitus Pathophysiology and Therapy. Springer Verlag, Bayer Symposium 267-262, 1988.
5. Lauden MB, Gabbe SG: Diabetes and pregnancy. Diabetes and Pregnancy, The medical Clinics of North America 72 (6): 1493-1498,1988.
6. Hare JW: Pregnancy and diabetes: Joslin's Mellitus 33:698- 711,1985.
Dosya / Açıklama
Tablo 1
Diabet ve Gebelik
Tablo 2
Gebelik diabeti (gestasyonel DM)
Tablo 3
Retinopati ve diabetik gebenin sorunları
Tablo 4
Diabetik gebede nefropati gelişimi
Tablo 5
Nefropati ve diabetik gebenin sorunları